'Demokrasi laboratuvarı' olarak orkestra

'Demokrasi laboratuvarı' olarak orkestra
'Demokrasi laboratuvarı' olarak orkestra

İlk konserini 18 Ağustos ta Aya İrini de verecek Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası, 21 Ağustos ta ise Berlin e gidecek.

Şef Cem Mansur yönetimindeki Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası, dört konserlik bir maraton için yaz kampında. Kampın en önemli özelliğiyse 'Demokrasi Laboratuvarı'. Cem Mansur devlet başkanını, enstrüman grupları partileri ve değişik kentlerinden gelen 97 müzisyense Türkiye'yi temsil ediyor
Haber: CEREN AKARDAŞ / Arşivi

İSTANBUL - “Demokrasi en kötü yönetim biçimidir, çünkü çoğunluğun dediği olur” demiş Oscar Wilde. Bunu hatırlatan da Cem Mansur yani lider, yani şef... Cem Mansur, herkeslerin bildiği üzere Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası’nın mimarı. 16-22 yaşları arasındaki genç yetenekleri Türkiye ’nin dört bir yanından çekerek profesyonelliğe adım atmadan önce profesyonelleştiriyor. 2007 yılından beri pek çok genç müzisyenin büyük sahnelerin tozunu yutmasına vesile olan orkestra ve Cem Mansur, şu sıralar dört konserlik bir maraton için yaz kampında. Sabancı Vakfı’nın destekleriyle 4 Ağustos’ta başlayan kampın 10. gününde Tuzla’daki Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’ndeyim.
Yazının başındaki Oscar Wilde sözü işte tam burada önem kazanıyor çünkü bu provaların ana konusu ‘demokrasi’. Cem Mansur sahnede orkestayı yönetirken hem liderliği anlatıyor, hem de yönetmeyi, yönetilmeyi, dinlemeyi, anlamayı ve saygı göstermeyi...
‘Demokrasi Laboratuvarı’ denilen bu çalışma aslında Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası’nın 2008 yılından beri kullandığı bir etkin teknik. Genç müzisyenlerin laboratuar hakkındaki ortak görüşleri de birlik ve beraberliğin sağlanmasındaki en büyük adım olduğu.
Peki nasıl işliyor bu sistem? Sahnede 97 genç müzisyen ve 16 değişik enstruman var. Her enstrüman grubunu ayrı bir parti olarak düşünmemizi istiyor Mansur. Kemanlar ‘A’ partisi, viyolalar ‘B’, Obualar ‘C’... Bir yapıyı oluştururken herhangi bir grubun eksilmesi sonunda nelerin değişeceğini gösteriyor genç müzisyenlerle. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen müzisyenlerle orkestra, küçük bir Türkiye ve işte bu da Türkiye gerçeği... Sonra şefliği anlatıyor uzun uzun. Eli sopalı bir adam müziğe hiç bir katkısı olmadan nasıl oluyor da tüm müzisyenleri yönetebiliyor, kendi yapmadığı bir şeyi nasıl başkalarına yaptırıyor... Pek çoğumuzun daha önce bir orkestra için aklına gelmeyen her şey karşımıza çıkıyor birer birer. Cem Mansur o sırada devlet büyüğü... Orkestra dediğin iyi bir demokrasi örneği... Rusya’da yapılan şefsiz orkestra denemelerini anlatıyor tam bu sırada; 170 provadan sonra iptal olan... Orkestradaki her müzisyen çok iyi eğitimli ve eğitimlerinin getirisi olarak her birinin söyleyeceği var ama tek bir lider etrafında toplanmaları gerekiyor doğal olarak da bu liderin çok inandırıcı olması. “Lider dediğin parti başına çöken genel bakan demek değildir” diyor Mansur. 

‘Bizi hayata hazırlıyor’
‘Demokrasi Laboratuvarı’ sadece konuşmadan ibaret değil tabii. Cem Mansur anlatırken elbette uygulamalı olarak da görebiliyoruz. Laboratuvar başlarken orkestra, dinleyicilerini İspanyol besteci Manuel De Falla’nın en meşhur eserlerinden ‘El Sombrero a tres Picos’ (Üç Köşeli Şapka) balesinin orkestra suiti olarak da düzenlenen son bölümüyle karşılamıştı bizi. “Daha provada herkesi büyüleyen orkestra, konserde neler yapacak?” dedirtti ilk dakikadan. Sadece 10 prova olmasına rağmen her şey hazır gibiydi. Sonrasında yurdum dizi takipçilerinin ‘Binbir Gece’ dizisi ‘romantizm ve keder’ sahnelerinden aşina olduğu Rus besteci Nikolai Rimsky-Korsakov’ın ünlü eseri ‘Şehrazat Suiti’ geldi. 40 dakikalık suitin bir bölümünü laboratuvar destekli dinledik. Geçtiğimiz ay Cemal Reşit Rey’de konser veren Türkiye-Ermenistan Gençlik Senfoni Orkestrası’nın da solistlerinden biri olan 18 yaşındaki keman sanatçısı Hande Küden, Şehrazat Suiti’nin de solistiydi...
Prova bittiğinde konuşma fırsatı bulduğum Cem Mansur, bu laboratuvar hakkında, “Genç müzisyenlerin yaptıkları işe bakışlarını farklı bir boyuta taşıyor. Yaptıkları şeyin hayatın ta kendisi olduğunu anlıyorlar. Konservatuarlarda sosyal bilinç konusunda çok fazla şey verilemeyebiliyor öğrencilere işte bu tür faydalı etkinliklerle bir yandan da hayatı öğrenebiliyorlar. Bizim amacımız müzisyen olmanın tüm şartlarına mümkün olduğunca onları hazırlamak. Müzik yoluyla pek çok farklı şeyin öğrenebilineceğine inanan bir insanım. Bu laboratuvar dinleyicileri de orkestranın mutfağına taşıyor” diye konuşuyor.
Sonrasında karşılaştığım Hande Küden de laboratuvarın müzisyenler üzerindeki etkisini, “Laboratuar, ne yaptığımızı daha iyi anlamamızı sağlıyor. Aynı zamanda bizi hayata hazırlıyor” sözleriyle anlatıyor.
‘Demokrasi Laboratuvarı’nın ardından genç müzisyenler bir de Laboratuvarı’ın 2010 yılı etkinliği, Sabancı Vakfı desteği ile yürütülen Toplum Gönüllüleri Vakfı Genç Alan Projesi’ne katılıyorlar. Proje’de gençler, Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın hemen hemen aynı yaşlardaki eğitmenlerinin önderliğinde ‘Ayrımcılık’, ‘Toplumsal Cinsiyet’, ‘Yurttaşlık ve Demokrasi’ ve ‘Birlikte Yaşam’ temasıyla dört gruba ayrılıp atölye çalışmaları yaptılar. Bu çalışmalardaki amaçsa gençlerin düşünme, konuşma ve diyalog belleklerini açarak orkestranın tam bir bütün olması.
20 Ağustos’a kadar sürecek yaz kampı sonucunda Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası; 18 Ağustos’ta 1. Uluslararası Gençlik Orkestraları Festivali kapsamında Aya İrini’de, 21 Ağustos’ta Young Euro Classic Festivali kapsamında Berlin’de, 6 Eylül’de Salvatore Accardo’nun solistliğinde Cemal Reşit Rey’de ve 8 Eylül’de yine Salvatore Accardo ile Roma’da konserler verecek.