DENİZ SEVİYESİ: Bu ne ciddiyet!

DENİZ SEVİYESİ: Bu ne ciddiyet!
DENİZ SEVİYESİ: Bu ne ciddiyet!
Esra Saydam ve Nisan Dağ ikilisi ilk uzun metraj filmlerinde bu işi kıvırabileceklerini gösteriyor bizlere. Ama 'Deniz Seviyesi' olması gerekenden daha ciddi.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Yekten söyleyelim: Esra Saydam ve Nisan Dağ ikilisi ilk uzun metraj filmlerinde bu işi kıvırabileceklerini gösteriyor bizlere. En azından başı sonu belli olan, karakterleri yerli yerinde bir film var karşımızda. Ama bütün bu ‘yetkinlikler’ ‘Deniz Seviyesi’ni iyi bir ilk film yapmaya yetmiyor. Yıllar önce New York ’a yerleşip orada evlenen ve çocuğuna hamile olan Damla, kocasıyla beraber Ayvalık’a geliyor. Burada gençlik aşkı Burak ile karşılaştığında kapanmamış yaralar yeniden kanamaya başlıyor. ‘Deniz Seviyesi’, oldukça umut verici bir açılış sunuyor aslında bizlere. İçki ve sigara içen, arızaya meyilli bir hamile kadın karakter izleyeceğimizi düşündürtüyor. Ancak, film ilerledikçe Damla ve Burak arasında geçmişte yaşanan aşkın ne kadar büyük ve ulaşılmaz olduğuna dair ‘durum’ ve ‘cümlelerin’ havada uçuştuğu bir ‘ergen aşk filmi’ havasına bürünüyor. Meseli şu ki, Esra Saydam ve Nisan Dağ, tatmin edici hiçbir done sunmadan bu aşkın büyüklüğüne kendileri gibi bizim de inanmamızı istiyorlar. Hal böyle olunca film bu büyük iddiasın altında ezilmekten ve ‘ama ne büyük aşktı’ diye sayıklayıp durmaktan kendini kurtaramıyor. Ahmet Rıfat Şungar ve Damla Sönmez’in çabaları da yetmiyor. Bu arada gösterimin ardından kadın seyircilerin film üzerinde ortaklaştıkları tek noktanın Ahmet Rıfat Şungar’ın seksiliği olduğunu da hatırlatalım.

Sinemaya ayakkabıyla girmiş

SESİME GEL: Masal içinde masal...

Kayıp başrol...

YARIŞMA HEYECANI BAŞLADI: Komşunun tavuğu komşuya...