Devletten para alıp, devleti eleştirme durumu olmuyor

Devletten para alıp, devleti eleştirme durumu olmuyor
Devletten para alıp, devleti eleştirme durumu olmuyor

Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Derya Karadaş, 'Dur Bi Dakka' adlı oyunla sahnede, 'Yalan Dünya' dizisiyle ekranda... "Kendimi her anlamda özgür hissettiğim için özel tiyatrolarla çalışıyorum" diyen Karadaş anlatıyor
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Paso Tiyatro’nun oyunu, ‘Dur Bi Dakka’ ve başrol oyuncusu Derya Karadaş’ı bundan ta üç ay önce oyunu izleyince aklıma yazmıştım. Röportaj için geçen zamanda, Karadaş ‘Yalan Dünya ’da çıkmaya başladı karşımıza. Oyun için, arafta başlayan bir geri dönüş hikâyesi diyebiliriz. Türkücü Salim acemi bir meleğin hatasıyla, zamansızca ölünce durumun düzeltilmesi gerekiyor. Ve fakat durum yine acemi melek tarafından düzeltilmeye kalkışılınca, işler sarpa sarıyor. Bedenine ulaşılamayan Salim’in ruhu, isminden dolayı erkek sanılan Ayhan Hanım’ın bedenine yerleştiriliyor. Gerisi sürpriz! Karadaş ile hikâyesini konuşmak için buluştuk... Siz şimdi zannediyorsunuz ki ilk sorum çocukken ne olmak istediği üzerine… Aslında değil. Cihangir’de buluşunca dizinin de etkisiyle havaya mı girmişim nedir, ağzımdan birden çıkıveriyor: “Zeki Demirkubuz geldi mi?” 

Çocukken oyuncu olmak istiyor muydunuz?
Hayır, gazeteci olmak istiyordum. İki kez sınava girdim, olmadı. Sonra arkadaşlarımın önerisiyle tiyatro okumaya yöneldim. Küçüklüğümden beri bir taklit durumu vardı ama... Durumlardan espri yaratırdım çok. Kadıköy Halk Eğitim ’in kursunda başladım işe. 

Sonrasında ne geldi?
Mezopotamya Kültür Merkezi’nde Apo Kaya, Kürtçe bir oyun yönetiyordu ilk kez. O dönem konservatuvara hazırlanıyordum. “Bir oyuncuya ihtiyaç var” denildi, gittim Apo Kaya ile tanıştım. ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’u oynadık. Apo Kaya beni sınava da hazırladı. Müjdat Gezen Tiyatrosu’nu kazandım. Son sene de Müjdat Hoca’nın sevgili öğrencilerinden biri oldum. 

Ne oluyor sevgili öğrenci olunca?
Sadece havan oluyor (gülüyor). Geleneksel Türk Tiyatrosu dersi sadece Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde vardır. Öğrenciler Türkçe parça yazıp, oynar. Geleneksel ortaoyunu, karagöz, meddahlık hikâyeleri o derste işlenir. İşte o dersin hakkını veren öğrenci olmaktır, aslında ‘sevgili öğrencisi’ olmak. 

Konservatuvarı bitirince Devlet Tiyatroları’na geçmek yerine özel tiyatro yapmanızın nedeni neydi?
Aldığım eğitim sisteminde öğrenciler kalıplara sokulmuyor. Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda başladığım yıl politik bir oyun oynuyorduk. Devlet desteği almayan bir tiyatro bu. Devletten hem para alıp, hem de devleti eleştirme durumu olamazdı. Meseleye böyle başladığım, söylemlerimizin kaygısına düşmediğim, kendimi özgür hissettiğim için özel tiyatrolarla çalışıyorum. 

‘Dur Bi Dakka’ oyununa nasıl dahil oldunuz peki?
Oyunun yönetmeni Apo Kaya okulda eğitmenimdi aynı zamanda. Telif sıkıntıları yaşadık. O da “Artık kendimiz yazıp, kendimiz üretelim” dedi. Çocukluk anılarından yola çıkarak bir hikâye üretti. ‘Dur Bi Dakka’, fantastik komedi ama içinde vodvil öğeleri de var. 

Araf sahneleri var oyunda. Hatta bir meleği kan tutuyor…
Hiç kimse arafı, öbür tarafı bilmiyor. Kan tutuyor olabilir (gülüyor). O tarafla ilgili hikâyeler biraz da din algısıyla ürkütüyor insanları. Oyunumuzu izlemeyene gelen türbanlılar var ve hatta en fazla onlar gülüyor. Oyunda avukat üzerinden adalet sistemine, kızımı oynayan Filiz karakteri üzerinden bugünü sorgulamayan gençliğe göndermeler var. “Bir gün ölürseniz, sakın dönmeyin” de demiyoruz. Ama özelinde Doğu-Batı sentezini vermek istiyoruz. Evet, bu çatı altında bu kadar keyifle Doğulu ve Batılı halk, hiçbir şeyi sorgulamadan, hiçbir şeyin savaşını vermeden anlaşabilir. Oyun, ötekileştirme sorununa komik bir bakış açısıyla yaklaşıyor. 

‘Yalan Dünya’ya da konsomatris Zerrin rolüyle dahil oldunuz…
Başka bir rolün audition’ına gitmiştim, çok beğenmişler. Gülse Birsel tanışmak istediğini söylemiş. Tanıştık ve konsomatris rolü oluştu. Üçüncü bölümde kısa süre konuk oyuncu olarak dâhil oldum. Ardından üç bölüm daha yazıldı. Sonrasını ben de bilmiyorum. 

Bir de eğitmenlik var değil mi?
Evet, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin Ziverbey ve Cihangir’deki okullarında, Geleneksel Türk Tiyatrosu dersini Müjdat Hoca bana emanet etti. Aziz Nesin, Sait Faik, Muzaffer İzgü gibi yazarların hikâyeleri oyunlaştırılıyor. Biz de bu hikâyeler oyunlaştırıldığı noktada geleneksel oyunculuk, sahne matematiği ve reji-yorum üzerine ders yapıyoruz.

“Kürtçe bilmek, Kürtçe yaşamaktır”
Anadiliniz Kürtçe. Bu dilde tiyatro yapmak istiyor musunuz?
Bingöllüyüm, Kürt kökenliyim ama Kürtçeyi sonradan kursa giderek öğrenmeye çalıştım. Kürt tiyatrosu yapabilmem için dile çok hâkim olmam gerekiyor. Telaffuza, yorumlamaya takıldığımda işin özünü yitiririm. Kürtçe bilmek, Kürtçe yaşamaktır. Bu noktada haksızlık edeceğimi düşünüyorum. Kürtçe tiyatro yapan çok güzel topluluklar var, onları desteklemekle yetiniyorum şu anda. Ama hayalim, ileride Güneydoğu ve Güney Anadolu’daki çocuklarla buluşup, onlarla tiyatro ve drama dersi yapmak.