Devrimci müziğin punk hali

Devrimci müziğin punk hali
Devrimci müziğin punk hali

?Asıl amacımız müzik değil, biz eylem bandosuyuz? diyen Bandista, fotoğraf çektirmiyor.

Devrimci müziği punk tarzında söyleyen Bandista, dinleyene 'Dans edemediğim devrim devrim değildir' sözünü hatırlatıyor. Albümünü ücretsiz dağıtan grup, 'Haklıyız, yaşam hakkına sahibiz ve gülümsemek en doğal hakkımız. Bizi barıştan, özgürlükten uzaklaştıranlar oturup düşünsün' diyor
Haber: ÖMÜR ŞAHİN / Arşivi

İSTANBUL - ‘Haydi barikata, haydi barikata, ekmek adalet ve özgürlük için’ şarkılarıyla dillerde dolaşıyorlar. Politik mücadelelerden doğan marşları punk tarzında söylüyorlar. Bilmiyorum, belki kendileri kızacak ama Bandista’yı bilmeyenlere tarif ederken ‘Grup Yorum’un devrimci sözleriyle Athena’nın ska ritimlerini aklınıza getirin’ dediğimi de itiraf edeyim.
İyi müzik yapsalar da, “Asıl amacımız müzik değil biz bir eylem bandosuyuz” diyorlar. Grev yapan işçilerle dayanışma gecelerinde, eylemlerde, üniversitelerde çalıp söylüyorlar. 1 Mayıs’ta çıkan albümlerini ücretsiz dağıtıyorlar. Yüzümüz ve ismimiz önemli değil deyip fotoğraf ve isim ‘vermiyorlar’.
Belki de hiçbir zaman finansmanını büyük şirketlerin yaptığı festivallerde göremeyeceğiz Bandista’yı, zira albümlerinin kapağında Marx’tan alıntıladıkları gibi ‘De te fabula narratur’ (Anlatılan senin hikayendir)...
Çok uzun zamandır birbirini tanıyan ve hem müziğin hem de politikanın içinde olan grup üyeleri yaklaşık iki sene önce politikaya ve müziğe dair sıkıntıları kendi dilleriyle anlatmak istemiş.
Buradan hareketle Bandista çatısı altında müzik yapmaya başlamış. Yani asıl amaç politik mücadeleyi beslemek ve ondan beslenmek, bu dille bir şeyler anlatabilmek. “Müzik bizim için bir araç” diyen grup “Bandista bir eylem bandosu.  15 bin kişiye çaldığımız bir sahne mi yoksa Sabah-Atv grevinin önü mü? Grevin önüdür her zaman. O müzik de oradan çıkmıştır. Bandista da  hâlâ sokakta ve oradan bir dil üretmeye çalışıyor. Yukarıdan okuyup suretini üretmek değil, fiilen onun içinde...” diyor.

Kopyala ve dağıt

İnsanlık tarihindeki mücadelelerden esinlenerek müzik yapan Bandista, müziğin de bu mücadele gibi tarihin ortak yaratımı olduğunu düşünüyor. Onlara göre tarihin bir noktasında üretilen hiçbir şey tamamıyla onu üreten kişiye ait değil. Grup bu yüzden albümlerinin üzerine ‘copyleft, armağandır, çoğaltınız, dağıtınız’ yazmış.
Albüm müzik marketlerde satılmak yerine elden ele ücretsiz dağıtılıyor ve internetten indirilebiliyor. Grup üyeleri web tasarımı, çeviri, matbaa, editörlük, video montajı gibi işlerle uğraşarak para kazanıyor. “Zaten” diyor Bandista, “Müzik endüstrisi çöktü, çünkü kapitalizm çöküyor, müzik markette bir şey satılmıyor.”
Bandista kirli bulduğu müzik pazarına girmek istemiyor, ancak kendileri üzerinden para kazanacaklardan da paylarını alacaklarını söylüyor: “Bandista’nın müzik endüstrisi içine girmemek gibi bir duruşu var. Ama şu var,  bir yerde para dönüyorsa ve birileri bizim müziğimiz üzerinden para döndürüyorsa oradan emeğimizin karşılığını keseriz. Bir mekân Bandista çalsın diye koşturuyorsa ve kapıda bilet satıyorsa...”
“Hiçbir şeyi biz üretmedik her şey bir yerlerde üretildi biz bir şeylerden esinlendik sadece” diyen grup, yaptıkları müziği ise “Çok bilinen marşları söküp taktık, söz değiştirdik. Melodileri söküp taktık. Ortak bir tarih paylaştığımız birilerinin daha önce yaptığını aldık, tarihin bu noktasında yorumladık, deforme ettik ya da saflaştırdık. Şöyle bir sohbet olmayacak asla, Türkiye müzik tarihinde çok radikal bir çıkış yaptık.  Evet, denenmemiş bir müzik türü deniyoruz. Distorte edilmemiş gitarlarla punk yapıyoruz. Türkiye devrimci müzik tarihinde bir şey yaptık. Bunların hepsi çok rahat sarf edilebilecek ve hakikati olan şeyler. Ama bizim algımız bu değil. Biz sadece olmuş ve olmakta olana bir başka ses getirdik” sözleriyle tarif ediyor.
Üretilen her şeyin insanlık tarihinin ortak üretimi olduğunu söyleyen Bandista şöyle devam ediyor:
“Yaratıcı haklar, telif belki de hiç tartışılmadan önce Modern Folk Üçlüsü Âşık Veysel’in şarkılarını yapıp TRT’nin Arı stüdyosunda çaldığında, yaptıkları müziği Âşık Veysel’e dinletip nasıl bulduğunu sormuşlar. Veysel ‘Bana bunu sormanız yanlış. Ben yemeğin malzemelerini ortaya koyarım, isteyen aşure yapar, isteyen çorba. Bu şarkıların hiçbiri benim değil, bu şarkılar hepimizin’ demiş. Bu topraklarda yaşayan birinin söylediği böyle bir söz var. Biz de bunun arkasındayız. Bu malzemeleri kendi içlerinde karıştırıp kendi tarzlarını oluşturan grup, her türlü müzik türüne açık olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Tek bir yaşam tarzı yok, tek bir müzik yok. Ama herkesin her şeyleştirildiği, her şeyin herkesleştirildiği bir yaşamda bu çoklu yapıları tanımak fark etmek çok önemli.”
Bandista’nın albümü dinleyene Emma Goldman’ın ünlü ‘Dans edemediğim devrim devrim değildir’ sözünü hatırlatıyor. Bandista “O bir gün değil, bir süreç” dediği devrimi şöyle tarifliyor: “Söylenenler marşlar ama devrim dediğimiz şey militarist bir şey değil. İçselleştirerek yaşam tarzı haline getirmemiz gereken bir şey; Devrimin bir ütopya olması ve entelektüel bir şey olarak kalması kadar kötü bir şey yok.”

‘Neden eğlenmeyelim ki?’

Bandista ‘Neden eğlenmeyelim ki?’ diye soruyor, “Haklıyız, yaşam hakkına sahibiz ve gülümsemek en doğal hakımız. Beni barıştan, özgürlükten uzaklaştıranın oturup düşünmesi lazım; benim uzaklaştırılmanın hüznüyle yaşamamam lazım.”
Başlarken yaptığımız Grup Yorum benzetmesini kendilerine de soruyoruz. “Eylemler, tarzlar değişiyor tarihsel bir kopukluk var. Bu, tarihle yüzleşmek bizim için de. Yorum bizim için çok önemli ve çok değerli. Müziklerinin içinde sert bir yapı var. Bandista da sanıyoruz o sert ifadesini anlatabiliyor” diyerek ‘Yorum geleneği’ni sahipleniyorlar. Ancak ağıt kültürünü de yıkmaya çalıştıklarını ekliyorlar sözlerine: “Hepimiz 80 çocuğuyuz ve bir ağıt kültüründen geliyoruz. Bu sürece saygı duyuyoruz, çünkü kayıplarımız var. Bu kayıplar için hesap sorma irademiz de var. Bir yandan da kendi muhalefet dönemimizi yaşıyoruz, bunu yaşamak kadar da doğal bir şey yok. Çünkü zaman akıyor. Artık kendi mücadele mitlerimiz var. Yeni bir dil oluşturmaya çabalamak kadar da doğal bir şey yok.”
Bandista marşlara çok değişik bir yorum getiriyor olsa da Türkiye’de son dönemde muhalif olma durumuna yeni yorum getirenleri eleştiriyor ve “Seattle ile birlikte her şey değişmiştir, renkli balonlar takalım ortalıkta düdükler öttürelim gibi bir pozisyon tutmuyoruz. Evet bu da bir eylem tarzı olarak sunulmuştur, işlevli olduğu ve olmadığı yerler vardır. Ama Bandista’nın müziği Seattle muhalefetin ruhunu tutmaya çalışmadı. Bizim muhalefetimiz yüzyıllardır süren bir gelenekten besleniyor” diyorlar.