Devrimler tarihinin kalemi sustu

Devrimler tarihinin kalemi sustu
Devrimler tarihinin kalemi sustu
Dünyanın önde gelen tarihçilerinden, Marksist düşünün en önemli isimlerinden Britanyalı Eric Hobsbawm, 95 yaşında Londra'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi

Eric Hobsbawm, 1917’de Rus devriminden birkaç ay önce Mısır, İskenderiye’de Yahudi bir ailenin oğlu olarak doğdu. Bir yazım hatası sonucu Obstbaum olan soyadı Hobsbawm’a değişen tarihçinin çocukluğu Viyana ve Berlin’de geçti. Babasını ve annesini üç yıl arayla kaybeden Hobsbawm, kardeşiyle beraber teyzesinin ailesi tarafından evlat edinildi. Hitler’in iktidara gelişiyle bu aileyle Berlin’den Britanya’ya geçen Hobsbawm, Almanya’da Nazizmin yükseldiği yıllarda yaşamış
olmasını, hayatı boyunca Marksizmden vazgeçmemesinin
sebeplerinden biri sayıyordu.
Londra’da çalışan bir marangozla Viyanalı bir kuyumcunun kızının oğlu olarak doğan ve anne-babasının sürekli İngilizce konuştuğu düşünür, Berlin’de okullarda ‘İngiliz’ takma adıyla anıldığı için anti-Semitizmden bir ölçüde kurtulabilmişti. Tarihçi, 1933’te göç ettiği Londra’da cazı keşfetmiş ve zamanının büyük bir kısmını okulunun kütüphanesinde İngiliz şairlerini ve Komünist Manifesto’yu okuyarak geçirmişti. Bu yıllardan itibaren caza hayatında önemli bir yer veren Hobsbawm, daha sonra tarihçiliğin yanı sıra The New Statesman’de uzun süre bu müziğe dair yazılar yazacak ve ‘The Jazz Scene’ kitabında kendisinin cazı nasıl keşfettiğinin yanı sıra ve cazı önceleyen tarihi koşulları da irdeleyecekti. 

‘Diptekilere’ odaklandı 

Cambridge King’s College’da okuduğu yıllarda, 1936’da Komünist Parti’ye katılan Hobsbawm, kapanana kadar da partiden ayrılmadı. Bu dönemde ünlü Cambridge casuslarını da çıkartan yeraltı topluluğu Cambridge Müritleri’ne katılan tarihçi, söz konusu yılları kişisel tarihini anlattığı ‘Tuhaf Zamanlar’da ayrıntılarıyla aktarır. Bu yıllarda öğrencilerin çıkardığı haftalık yayın Granta’nın da editörlüğünü üstlendi.
Onu evlat edinen teyzesinin ailesi 1939’da Şili’ye göç eden Hobsbawm, savaş yıllarını Britanya ordusunun mühendislik ve eğitim biriminde görev alarak geçirdi. İstihbarat görevine getirilmesi için yaptığı teklifler, büyük ihtimal siyasi görüşleri yüzünden reddedildi. Önceleri, partisinin Stalin’le Naziler arasında yaptığı ‘saldırmazlık paktı’nı, “Batılı güçlerin Nazilerdense komünist güçlerle mücadele ettiği” gerekçesiyle savunan Hobsbawm, 1940’ta Paris’in Almanya tarafından işgal edilmesiyle bu görüşün yararsız olduğunu anladığını söyledi. Savaş sonrası döndüğü Cambridge’te Britanya’nın ılımlı sosyalizm hareketi Fabian Society’yi konu aldığı tezle doktorasını aldı.
Birkbeck, University of London’da eğitmenliğe başlayan Hobsbawm, uluslararası ününe rağmen Soğuk Savaş koşullarından dolayı ancak 1970’te profesör oldu. Ders verdiği Stanford Üniversitesi’ne gidebilmek için ABD ’ye her giriş yaptığında Amerika’nın komünistlere giriş
yasağında istisna yapmasına yönelik resmi başvuruları, Soğuk Savaş’ın Hobsbawm’un hayatına bir diğer etkisi.
1952’de Marksist düşünceden olmayanların da katkıda bulunduğu ‘Past and Present’ dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Toplumsal tarihin ‘diptekilere’ odaklanılarak ele alındığı dergide, geleneksel Britanya yemeği ‘Fish and Chips’in işçi sınıfıyla bağlantısından Chicago’lu gangsterlere geniş yelpazeden konuları irdeleniyordu. İlk iki kitabını ‘The Jazz Scene’ ve kapitalizmin doğuşundaki isyan hareketlerini incelediği ‘İlkel Asiler’i 1959’da yayımladı. 

‘Eşkıyalık’ kavramı... 
Dışarıdan müdahaledense içeriden eleştirmenin daha dönüştürücü bir etkisi olduğunu düşünen Hobsbawm, Sovyetler’in 1956 Macaristan işgaline karşı olduğunu açıklayıp, 1968’deki Prag Baharı’nı desteklese de, zıt görüşün hâkim olduğu Komünist Parti’de kalmaya devam etti. Sovyetler’le arasına mesafe koyan Avrupa komünizminin öncülerinden Antonio Gramsci’ye hayranlığını da defalarca ifade etti. 1968 olaylarından da heyecanlansa bile bunun toplumsal bir harekettense tüketim toplumunun geçirdiği bir safha olduğunu öne süren Hobsbawm, üretken bir tarihçiydi. Fransız devrimi ve endüstriyel devrim üzerine yoğunlaşan Hobsbawm’un külliyatında ‘eşkıyalık’ kavramı da önemli bir yer tutuyordu. Makalelerinde barbarlık, modern çağ, işçi sınıfı hareketlerinde problemler, anarşizm ve komünizm arasındaki çatışma gibi konuları da inceleyen Hobsbawm iki kere evlenmişti.
Che Guevara’nın gerilla taktiklerinden duyduğu şüpheye rağmen Küba’yı da ziyaret eden Hobsbawm, Havana’nın gecekondu bölgelerindeki müzik üzerine de yazılar kaleme aldı, caz dışında zaman zaman popüler müziği de odağına aldı. Hobsbawm Arap Baharı’na da ilgi göstermiş ve hareketin kaynağının artık işçi sınıfı değil orta sınıf olduğunu söylemişti.

Türkçede Eric Hobsbawm 

Devrim Çağı 1789-1848, Dost Kitabevi
Sermaye Çağı 1848-1875
Dost Kitabevi
İmparatorluk Çağı 1875-1914,
Dost Kitabevi
Aşırılıklar Çağı 1914-1991
Sarmal Yayınları
Sanayi ve İmparatorluk
Dost Kitabevi
Sıradışı İnsan, Bulut Yayınları
Tarih Üzerine, Bilim ve Sanat Yayınları
Eşkıyalar, Avesta Yayınları
Orhan Akalın
Haydutlar, Logos Yayınları
Milletler ve Milliyetçilik
Ayrıntı Yayınları
Devrimciler, Agora Kitaplığı