Diktatörlüğe dair 'Anlatılmamış Hikaye'ler...

Diktatörlüğe dair 'Anlatılmamış Hikaye'ler...
Diktatörlüğe dair 'Anlatılmamış Hikaye'ler...
Endonzeya çağdaş sanatının en önemli isimlerinden Entang Wiharso, Dirimart'taki ilk kişisel sergisinde, rölyef benzeri etkileyici heykelleri ve yaklaşık 5 metre uzunluğundaki devasa bir tablo aracılığıyla ülkesinin dikta geçmişi ve günümüze yansımalarına dair 'Anlatılmamış Hikaye'ler anlatıyor. Radikal'e konuşan Wiharso, "Sesini çıkarmak, sosyal tabuların panzehiridir. Fikirlerimizi maskelemek gibi bir eğilimimiz var ve bu işler benim hakiki fikirlerimin birer ifadesi" diyor.
Haber: BURCU FİKRETOĞLU / Arşivi

Endonzeya çağdaş sanatının en önemli isimlerinden Entang Wiharso’nun Dirimart’taki ilk kişisel sergisi olan ‘Anlatılmamış Hikaye’, 7 Kasım tarihine kadar galeirnin Nişantaşı’ndaki mekanında ziyaret edilebilir. Wiharso’nun eserlerinde sanatçının kişisel deneyimleri, ülkesi Endonezya’nın hakim sosyo-politik koşullarının dikkatli bir incelemesi ile bir araya gelerek izleyici karşısına çıkıyor. Sanatçıyla bu serginin nasıl biraraya geldiğini, Türkiye ’de gerçekleşmesinin önemini ve Endonezya’nın dününü ve bugününü konuştuk...

Dirimart’taki serginiz ile başlayalım. Anlatılmamış Hikaye ne anlatmak istiyor? Bu eserler Dirimart için nasıl biraraya geldi?
’Anlatılmamış Hikaye’ başlığı Endonezya’nın geçmiş başkanı Suharto hakkında bir kitaptan alındı. ‘Pak Harto: Anlatılmamış Hikayeler’, anı ve gözlemlerden oluşan ve Suharto’nun 30 yıllık diktatörlüğünün zorla sona erdirilmesinin ardından Suahrto’nun olumsuz itibarını ortadan kaldırmak ve mirasını yüceltmek adına ailesi, arkadaşları, destekçileri tarafından yazılmış bir kitap. Benim sergim ‘Anlatılmamış Hikaye’, geçmişin küçük gerçekliklerine ve zaman içerisinde hayatlarımız üzerinde sahip olduğu etkilere açılan bir pencere. Bu işler hayatımızı oluşturan olayların daha büyük ve birbiriyle ilişkili tarihlerle nasıl ilişki kurabileceğine dikkat etmek üzerine kurulu yeni bir kendini anlama yolu üzerine yoğunlaşıyor. Birbirleriyle kesişen iç içe olaylar, yitip giden, ortadan kaybolan ve birbirinden ayrılan hikayeler ve hayatlarımızın zaman zaman değişen anlatıları ile ilgili. Bu işlerdeki bütün olaylar ve aktörler kişisel ve benim hayatımdan olmasına rağmen benim dışımda hepimizin hayatında ortak olan şeylerle ilişki kuruyor. Toplum evimizin, evimiz toplumumuzun bir benzetmesi.


Entang Wiharso
Sergi bilinçdışının bilinç düzeyine yükselişi gibi bir izlenim yaratıyor, bir başkaldırı hissiyatı var.

’Anlatılmamış Hikaye’ aynı zamanda zor ve acı verici olaylara tanıklık etmeye verilen değeri gösteriyor. Sesini çıkarmak, bilinçdışı bastırmalara destek veren sosyal tabuların panzehiridir. Fikirlerimizi maskelemek gibi bir eğilimimiz var ve bu işler benim hakiki fikirlerimin birer ifadesi. Sanatın herkes için olduğuna inanıyorum, evrensel bir dili var ve sınırları yok. İşlerimin içeriğini farklı geçmişlerden gelen kişiler için ulaşılabilir hale getirmek ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Dirimart’taki sergim Türk insanıyla ilişki kurmamın yolu.


Mitler işlerinizin kavramsal çerçevesiyle içiçe ve kendi içerisinde onlar da birer iletişim biçimi, ya da bilinmeyene isim verme eğilimi. Sizin hayatınızda nerede duruyorlar?

Güçlü bir şekilde işlerim yoluyla iletişim kurma ihtiyacım var, bu sebepten dolayı işlerimde önemli bir anlatı öğesi var. İnsanlar kültürel bir refleks olarak bilinmeyene karşı mitlere sığınmışlardır. Bu bizim ortak tarihimizin bir parçası. Endonezya’da hayat gerçeklik ve mitoloji üzerine kuruludur. İkisi birbiriyle iç içedir. Ben toplumumuz ve evrensel deneyimler hakkında konuşmak için bununla oynamayı seviyorum. Eğer işlerimin detaylarına bakarsanız çağdaş yaşam hakkında olduğunu görürsünüz ama çağdaş yaşam hem geçmiş hem geleceği kapsar. Örneğin geleneklerle oynamak için Hindu ve Budist tapınaklarında, camilerde ve kiliselerde bulunan rölyefleri kullandım, ama çağdaş yaşam bağlamında. Aynı zamanda bu işler çağdaş sanat söylemine dair paradigmalara da değiniyor, ki bunlar bakış açılarımızı gerçekten daraltabilir. Bu yaklaşım hayatım boyunca gelişti. Bir çocuk olarak kardeşimle beraber başarılı bir hasat için kutsal ruhları memnun etmekle sorumlu olduğumuzu hatırlıyorum. Benim yaşımdaki bir çocuk için geleneksel yemek, çiçek ve meyvelerden hazırladığımız bu adakları taşımak çok ağırdı. Böyle düşünmenin helal mi ya da sadece değerli yiyeceklerin israfı mı olduğunu hep sorguladım çünkü orada çürümeye bırakılıyorlardı. Daha sonra taşıdığımız bu adakları bana anlamsız gelen mitolojilere ve geleneklere karşı bir direniş olarak yolda giderken yemeye başladım. Bu işlerin kalbinde bu hikaye var.


Gözler, eller, diller ve fiziksel olan ne varsa, bedensel temas yoluyla iletişim kurmak. Bu çok belirgin çalışmalarınızda.

Gözler, eller, diller, bağırsaklar… Hepsi kişisel ikonografimin işaret ve sembolleri, görsel sözlüğümden kodlanmış görüntüler. Bedenin hareketini ya da temasını yaratmak geleneksel kuklacılık veya çizgi romanlardaki gibi fiziksel niteliğin sembolik anlamlar taşıdığı bir anlatı ortaya çıkartır.

İşlerinizdeki figürler kimler? Çoğu zaman bir çift görüyoruz.
Figürler hayatımdaki insanlar ama bazen de hayalgücümün ürünü. İşlerimde genellikle ayrılık, farklılık, aşk, kayıp duygusu, gerilim, şiddet ve yakınlıktan bahsetmek için bir çifte yer veriyorum. Bu deneyimlerin hepsinin gerçek ve sembolik anlamları bu ilişkinin içerisinde ve arketip diyebileceğimiz bu jenerik çiftte üst üste geliyor. Geleneksel Java kukla sanatı Wayang Kulit’te olduğu gibi belirli insan özelliklerini temsil etmek ve onlara bazı ahlaki hikayelerde rol vermek yerine bir çift şeklindeki bu arketip izleyicilerin işlerimin içeriği ve hissiyatı ile bir ilişki kurmalarını sağlayan bir araç.


Neredeyse bir komedi unsuru olan maskeli bir süperkahraman, kimliği olmayan bir umut figürü sürekli işlerinizde kendini gösteriyor. Günümüzde süperkahraman ne anlama geliyor? Batılı olduğu aşikar, bu bir umut ya da vaat mi?
Kahramanlara olan çocukluğumdan gelen ilgim oğullarımın doğumuyla beraber yeniden canlandı. Süperkahraman ilginç bir figür, çünkü çok güçlü olmasıyla beraber aynı zamanda her zaman zafiyeti ve zayıflıkları var. İşlerimdeki süperkahraman figürü liderlik, ahlak, diktatörlük, yolsuzluk ve etik gibi konular hakkında konuşmak için bir benzetme olabilir. Java kültüründe maske önemli bir rol oynar, çünkü etkileşim ve dile hiyerarşiler hakimdir. İnsanlar maskeler ve tabakalar oluşturmak için beden dili ve kelimeler kullanır. Beden iletişim kurarken işaretler verir, işlerimdeki süperkahraman kostümü ve maskesiyle bundan da bahsediyor.


Endonezya çağdaş sanatını bugün nasıl görüyorsunuz, ülkenin geçirdiği köklü değişiklikler sonucunda sizce nasıl gelişti? Günümüzde Endonezya çağdaş sanatı ne kadar politik?

Endonezya çağdaş sanatı hükümetin müdahaleleri, yönetmelikleri ve yoksunluğu ile beraber ülkede sosyo-politik olarak yaşananların bir yansıması olarak görülebilir, Mevcut işlerde ülkemizin değişen yüzü, ekonomi ve global ilişkilerimiz sıkça yansıtılıyor. Milli duygular, Endonezya sanat camiası dahil olmak üzere Endonezya toplumu üzerinde önemli bir etkiye sahip. Genel olarak Endonezyalı sanatçılar geleneklere ve sosyo-politik konulara bağlı ve eserlerinde de bilinçdışı bir milliyetçilik duygusu bulunabilir. Bizimki gibi bir sömürgecilik geçmişi ile bu elbette sanatçıların farkında olması gereken bir risk. Benim idealim sanatın sınırsız olması ya da sınırları aşmak için bir araç olması.


Endonezya’da çağdaş sanatı takdir eden veya koleksiyon sahibi olmak isteyen bir genç profil var mı? Hangi şehir sanatın merkezi olarak kabul ediliyor? Yogyakarta mı?

Evet, çağdaş sanat ile ilgili, aktif ve eğitimli birçok koleksiyoner var. Bu gelişen bir sektör. İki en önemli sanat okulunun bulunduğu Yogyakarta ve Bandung sanatçıların merkezi. Birçok ticari galerinin bulunduğu Jakarta ise sanat piyasasının merkezi.

Türkiye askeri darbeler yoluyla geçmişiyle arasındaki bağları birden fazla kez kesilmiş, tarihi sürekli yeniden inşa edilmeye çalışılmış bir ülke. Endonezya’nın kendi geçmişiyle olan bağını nasıl tarif edersiniz ve sizce bir ülkenin hafızasının rolü günlük hayatlar düzeyinde ne kadar etkili?
Endonezya’da göç, imparatorluk, sivil savaş, doğal afet ve kolonicilik tarihleri mevcut düşünce ve tepki verme biçimleri üzerinde olağanüstü bir etkiye sahip. Örneğin paranın sıklıkla kirli bir çağrışımı vardır ve Suharto’nun kökleri kolonicilikte olan yönetiminin yolsuzluklarıyla ilişkilendirilmiştir; bu sebepten başarı bir kazanım olarak görülmekten ziyade çoğunlukla olumsuz olarak algılanır. Hiç kuşku yok ki anılar sürekli olarak günlük hayatımızda ortaya çıkıyor ve kendilerini gösteriyorlar. Endonezya ve Türkiye tarih bilinci inşa etmek ve sağlamak, geçmiş olayların güncel yaşam üzerindeki etkisi konularında oldukça benzerlik gösteren iki ülke bence.
Entang Wiharso’nun ‘Anlatılmamış Hikaye’ başlıklı sergisi, 7 Kasım tarihine kadar Nişantaşı’ndaki Dirimart’ta görülebilir.