Dinlerin ölümsüzlüğü...

1960'lı yıllarda Paris'teki Cennet Sokağı... Trafik arapsaçı, toz duman göz yakıyor, fahişeler köşebaşlarını tutmuş. Birçok din ve etnik gruptan insanın iç içe yaşadığı bu yerde ergenlik çağındaki Moiz ile köşe başındaki bakkalın sahibi Mösyö İbrahim birbirlerini 'keşfediyor'.
Haber: MÜJDE YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - 1960'lı yıllarda Paris'teki Cennet Sokağı... Trafik arapsaçı, toz duman göz yakıyor, fahişeler köşebaşlarını tutmuş. Birçok din ve etnik gruptan insanın iç içe yaşadığı bu yerde ergenlik çağındaki Moiz ile köşe başındaki bakkalın sahibi Mösyö İbrahim birbirlerini 'keşfediyor'.
Yahudi bir ailenin çocuğu olan Moiz'i annesi yıllar önce terk etmiş. 'Tuhaf' babasıyla yaşayan Moiz, fahişelerle arkadaşlık ediyor ve her gün mutlaka ihtiyar İbrahim'in bakkalına uğrayıp 'küçük' soygunlar yapıyor. Çevre sakinlerinin Arap zannettikleri sufi İbrahim ile Moiz zamanla iyiden iyiye dost oluyor. Mösyö İbrahim günün birinde bakkalına kilidi vuruyor ve yıllardır gerçekleştiremediği hayalini küçük Moiz'le gerçekleştiriyor. İki dost Avrupa'yı geçip İbrahim'in doğum yeri olan Türkiye'ye varıyor.
Fransız yazar Eric-Emmanuel Shmitt imzalı 'Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri' kitabının konusu kısaca böyle. Yazarın Müslümanlığa adadığı 'Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri', Schmitt'in 'Cycle de I'Invisible' adını verdiği üçlemesinin ikinci kitabı. Yazar, üçlemenin ilk kitabı olan 'Milarepa'yı Budizm'e, Yıldız Kenter tarafından tiyatroya uyarlanan üçüncü kitabı 'Oscar ve Pembe Meleği'ni ise Hıristiyanlığa adamış.
Ödüllü bir roman
İlk kez 1999'da Fransa'da tiyatroya uyarlanan 'Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri' kitabı, 2001 Fransız Akademisi Büyük Ödülü'nü kazandı. Geçen yıl ise François Dupeyron imzasıyla sinemaya uyarlandı. Başrollerini Ömer Şerif ve Pierre Boulanger'in paylaştığı film yarın Türkiye'de gösterime girecek. Bunu fırsat bilerek Schmitt'le kitap ve film hakkında bir telefon görüşmesi yaptık.
Öykü için "Bir bakıma benim hayatım, bir bakıma da değil" diyen Schmitt öykünün çıkış noktasını şöyle anlattı: "Gençken bir dönem o öykünün geçtiği Cennet Sokağı'na benzer bir yerde yaşadım. Yahudi mahallesiydi orası. Orada Müslüman bir bakkal vardı. Bakkalın sahibini herkes Arap zannediyordu ama aslında o Türkiye'den gelmişti. Yahudi mahallesinde o
adamı görmek bana ilginç geliyordu. Aslında Paris'in tüm sokaklarında farklı ülkelerden insanlar yaşar. Ama ben vaktimi o bakkalda geçiriyordum. İnsanların aralarındaki iletişimleri izliyordum. Fakat öyküdeki Moiz ben değilim. Moiz benim arkadaşım. Kitabın başında da ismini yazdığım arkadaşım Bruno Abraham-Kremer'den esinlenip bu kitabı kaleme aldım."
François Dupeyron'un kitaba olabildiğine sadık kaldığını söylüyoruz. Bize katılıyor ve kitabını beyazperdeye uyarlayacak yönetmeni seçme konusunda çok titiz davrandığının altını çiziyor. Schmitt, "Kitabı tamamladığımda birçok yönetmen kitabımı film yapmak istedi. Seçme şansım vardı tabii. Öykümü Dupeyron'a vermeye karar verdim. Çünkü Dupeyron'un filmlerini seyrettim ve özellikle daha önceki kitap uyarlaması filmlerinde kitaplara sadık kaldığını anladım. Kendisini de sonradan tanıdım ve çok sevdim" diyor.
Yönetmenin ısrarı
Eric-Emmanuel Schmitt'ten öğrendiğimize göre Dupeyron'un da ilginç bir hikâyesi var. Yönetmen tatil için geldiği Türkiye'yi çok beğenmiş. Fransa'ya döndükten sonra Schmitt'in kitabını okumuş ve ısrarla bunun filmini çekmek istediğini söylemiş. Schmitt'i asıl 'tavlayan' ise yönetmen Dupeyron'un Mösyö İbrahim rolü için ünlü Mısır kökenli Amerikalı aktör Ömer Şerif'i düşünmesi olmuş.
Ömer Şerif'le filmin daha güzel olacağını düşünen yazar, François Dupeyron'la birlikte aktöre ulaşmaya çalışmış: "Ömer Şerif uzun zamandır göz önünde değildi. Önce birlikte çalıştığı şirketle konuştuk. Kabul etmediler. Ömer Şerif'in çalışmak istemeyeceğini söylediler. Kitabı okuması için ısrar ettik, okudu ve oynamayı kabul etti. Müslüman bir adamla, Yahudi bir çocuğun yaşadıklarının anlatıldığı bir filmin kadrosunda olmaktan mutluluk duyacağını söyledi. Ve dediğini de yaptı." İyi de oldu. Zira Ömer Şerif, Mösyö İbrahim rolüyle geçen yıl Venedik Film Festivali'nde İzleyici Onur Ödülü'nü kazandı.
Schmitt Budizm'e, Müslümanlığa ve Yahudiliğe adadığı üçlemesinin altında yatan amacını dinlere olan hürmetini göstermek şeklinde açıklıyor: "1960'larda ben gençken herkes Tanrı ve dinler ölüyor diyordu. Bence Tanrı ölmedi. Dinler de ölmedi. Milyonlarca insan bir dine mensup. Böyle olunca bizim de din kavramını ve anlamlarını bilmemiz gerekiyor. Farklı dinlerden insanlar bir arada yaşıyor. Ben de üçlemede bu konuları yazmak istedim. Örneğin, Almanya'da Fransa'dan daha fazla Müslüman yaşıyor. 'Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri'nin öyküsü Almanya'da geçseydi bu kadar dikkat çekici olmazdı."
Yazar Hıristiyanların Müslümanları, Yahudilerin Müslümanları anlaması bilmesi gerek görüşünde. Schmitt, fanatik olmaktan bahsetmiyor tabii. "Birçok insanın rüyası savaş olmadan bir arada mutlu yaşamaksa birçok dinin de bu dünyada yaşandığını unutmamak gerekiyor. Ben de bu huzurun olacağını ümit ederek yaşıyorum."
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri/Eric-Emmanuel Schmitt/ Bilge Kültür Yayınları/58 sayfa