"Disk Atan Atlet" 4 Nisan'a kadar sergilenecek

"Disk Atan Atlet" 4 Nisan'a kadar sergilenecek
"Disk Atan Atlet" 4 Nisan'a kadar sergilenecek
Kültür Ve Turizm Bakanı Günay, havai fişek atmak yerine 'Disk Atan Atlet'le buluşmanın İstanbul'a sadece 2010 yılı için değil, gelecek için de büyük bir anlam katacağını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti" etkinliklerinin açılış törenindeki havai fişek gösterisine atıfta bulunarak "Havai fişek atmak yerine ’Disk Atan Atlet’le buluşmak, İstanbul’a sadece 2010 yılı için değil, gelecek için büyük bir anlam katacaktır" dedi.

Günay, The British Museum koleksiyonunda bulunan "Disk Atan Atlet/Townley Discobolus" heykelinin İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmeye başlaması dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bunun, İngiltere ile Türkiye, Londra ile İstanbul ve iki müze arasında yakınlaşmanın, işbirliğinin güzel bir örneğini oluşturduğunu söyledi.

The British Museum’da geçen yıl düzenlenen Hadrian sergisinde Sagalassos Antik Kenti’nden 2007 yılında Roma Hamamı’ndan çıkartılan, Hadrian’a ait mermer heykel başı ve iki parçadan oluşan heykel bacağının teşhir edildiğini anımsatan Günay, serginin de en fazla ilgi gören objelerinden birisi olduğunu kaydetti.

Bakan Günay, yine Sagalassos’tan çıkarılan Roma imparatorlarından Marcus Aurelius’un dev mermer heykelinin de yakın zamanda Türkiye’de ve dünyada sergileneceğini bildirdi.

"Disk Atan Atlet" heykelinin, 2500 yıllık bir insanlık tarihindeki ayak iziyle arkeolojinin önemli buluntularından birisi olduğunu belirten Günay, "Ne yazık ki insanlık orijinali yerine ekibin küsur yıllık replikasıyla yetiniyor" dedi.

Bu tür objelerin yurt dışından gelmesinin İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin kamuoyunda bilinirliğine katkı sağlayacağını kaydeden Günay, bu yılın sonunda müzede ülke topraklarından çıkan objeleri barındıran çok daha heyecan verici bir sergi yapacaklarını anlattı.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’ne anlam katacak etkinliklerin bu tür çalışmalar olduğunu kaydeden Günay, şöyle konuştu:

"Havai fişek atmak yerine ’Disk Atan Atlet’le buluşmak, doğu ile batının, geçmişle geleceğin, tarihle bugünün önemli bir merkezi olan İstanbul’a sadece 2010 yılı için değil, gelecek için büyük bir anlam katacaktır. Havai fişek de elbette güzel bir başlangıç ve etkinliktir ama ’Disk Atan Atlet’ veya buna benzer kültür ve sanat etkinlikleriyle İstanbul’un sahnelerini, sokaklarını, meydanlarını ve insanlarını buluşturmak daha önemli. Havai fişek gelip geçici anlık bir etkinliktir. Elbette görsel açıdan o an sizi coşturabilir ama önemli olan İstanbul’u kalıcı sanat eserleriyle buluşturmaktır."

Müzenin yenilenmesi

Topkapı Sarayı ve Ayasofya müzelerini yılda 2,5 milyonu aşkın turistin ziyaret ettiğini anımsatan Günay, "Ancak Arkeoloji Müzeleri bunun onda biri seviyesinde bile değil. Bu, müzeye karşı gerçekten haksızlık. Daha fazla ziyaretçi gelmeli. Ama o zaman da binaların o ziyaretçilerin sirkülasyonunu taşıyacak hale getirilmesi gerekiyor. Şimdi ikisini bir arada yapmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin dünyanın "arkeoloji müzesi" olma amacıyla yapılan özel yapılardan birisi olduğunu belirten Günay, içindeki objeler açısından yetersiz gelen müzeyi hem fiziki olarak genişletmek, hem de nitelik olarak sunumu iyileştirmek istediklerini söyledi.

Müzenin yenilenmesi amacıyla TÜRSAB ile sponsorluk anlaşması yaptıklarını ve bir bilimsel kurulun danışmanlığında yenileme çalışmalarının yürütüldüğünü anlatan Günay, şunları kaydetti:

"Şu anda proje aşamasındayız. Danışma kurulunun ilke kararları çerçevesinde projeler kurullardan bir iki ay içinde çıkacak ve uygulamaya başlayacağız. Binanın çatıdan başlayarak fiziki bazı problemleri vardı, onları iyileştirmeye çalışacağız. Binanın üst katı kullanılmaz durumda. Osman Hamdi Bey’in son derece önemli kütüphanesi ve karşısındaki salonlar kullanılmaz durumda. Sanıyorum 2010 yılı sonunda müzede gözle görülür bir iyileşme yaşanacaktır."

Günay, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları çerçevesinde müzenin, bir süre önce boşaltılan ve tümüyle teslim alma aşamasında oldukları Darphane-i Amire binalarına doğru genişletileceğini belirtti.

"Bu depolar boşaltılacak"

Milli Savunma Bakanlığı İç Tedarik Komutanlığı’nın Marmara yönündeki depolarını Topkapı Sarayı Müzesi’ne vermesini beklediklerini kaydeden Günay, şöyle devam etti:

"Bu depolar yakın gelecekte altını çizerek söylüyorum, mutlaka
boşaltılacaktır ve sarayın ihtiyaçları çerçevesinde yeni etkinlik, depo ve sergi alanları olarak kullanılacaktır. Bir millet tarihine ne kadar sahip çıkarsa geleceğine de o kadar sahip çıkar.

Hiçbir kamu kurumu ve özel birim ısıttığı minderden kalkmak istemiyor ve işin kolayına kaçıyor. Kim nerede oturmuşsa orada devam etmek istiyor. Bu mekanlarda bizimle işbirliği yapılırsa İstanbul’u dünyaya övünç vesilesi olarak sunabiliriz. Milli Savunma Bakanlığı ile hala mutabakat sağlanamadı. O depoların kendileri için çeşitli yerlere ulaşımda kolaylık sağladığını düşünüyorlar. Bu şu andaki İstanbul’un liman ve aktarma gerçekleriyle bağdaşmıyor. Sirkeci ve Haydarpaşa artık yeni düzenlemelerle yeni kapat atma limanı olmaktan çıkıyor. Topkapı’nın tarihi binaları bir yere ulaşımda kolaylık değil, zorluk sağlayacaktır. İstanbul’un yeni alanlarına doğru bu depoların götürülmesi lazım. Bu depolar silah değil, malzeme deposudur. Depolarda iç çamaşırı, bot, battaniye var. Tarihi tescilli bir binanın bu şekilde kullanılması tarihe karşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyaya kendini tanıtma konusundaki gayretlerine karşı, en dikkatli sözcükle söylemek istiyorum, umursamazlıktır, duyarsızlıktır. Bunun kimseye yakıştığını düşünmüyorum."

Diğer Konuşmacılar
İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Jassica Hand da İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla kente getirilen heykelin iki müze arasında işbirliğinin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.

İstanbul’u eski ile yeniyi, doğu ile batıyı birbirine bağlayan bir kent olarak tanımlayan Hand, heykelin İstanbul’da sergilenmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.

British Museum Küratörü Lesley Fitton da heykelin İstanbul’da sergilenmesinin, 2010 Avrupa Kültür Başkentliğini fırsata dönüştürmek için büyük bir olanak olduğunu ifade ederek, "Neden İstanbul’a bu heykeli getirdik? Çünkü dünya bu heykelin büyük bir sanat eseri olduğunu biliyor. Heykel günümüzde de eski tarihlerde olduğu gibi takdir edilen bir heykel" diye konuştu.

Toplantıya Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Yardımcısı Rahmi Asal ile davetliler katıldı.

Bakan Günay, toplantının ardından katılımcılarla birlikte "Disk Atan Atlet" heykelini inceledi. Günay, müzenin yenilenen vestiyeri ile yeni açılan satış mağazasını da gezdi.

Heykel, 4 Nisan’a kadar görülebilecek

"Disk Atan Atlet" heykeli, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin The British Museum ile ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar sonucunda TÜRSAB ve THY’nin ana sponsorluğunda İstanbul’a geldi. Heykel, 4 Nisana kadar İstanbul Arkeoloji Müzeleri KlasikBinada görülebilecek.

M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış ünlü Yunan heykeltraş Myron’un yaptığı bilinen, ancak günümüzde kayıp olan bronz bir heykelin kopyası olan heykel, antik Yunan dünyasının ideal güzellik kavramını yansıtıyor.

Antik dönemin en bilinen simgelerinden "Disk Atan Atlet" heykeli, 1791 yılında İmparator Hadrian’ın İtalya Tivoli’deki villasında bulundu ve İngiliz koleksiyoner Charles Townley tarafından satın alındı. Bir süre koleksiyonerin Londra’daki ev-müzesinde sergilenen heykel, daha sonra The British Museum koleksiyonları arasındaki yerini aldı.

İdeal güzelliği resmetmesinin yanı sıra sonsuza kadar genç kalan bir atletin denge, uyum ve mükemmel oranlar fikrinin de vücut bulmuş halini sergileyen heykel, modern zamanlarda da bilinen antik dönem heykelleri arasında bulunuyor.

Bulunduğu zaman kafası eksik olan heykele, yine antik fakat gövdeye ait olmayan bir kafanın yerleştirildiği belirtildi. Uzmanlar, heykelin kafasının tartışmaya yol açacak şekilde arkaya değil de öne doğru baktığına dikkati çekerek, orijinalinde heykelin muhtemelen geriye diski tutan ele dönmüş bir şekilde bakmış olabileceğini belirtiyor.

Heykelin yalnızca elindeki diski fırlatmaya hazırlanan bir adamı tasvir etmediği, daha çok kafa, gövde ve uzuvların bir dizi şeklinde birbirine zıt kuvvet halinde sıralandığı, heykelin duruşu, denge, uyum, simetri ve oran gibi Yunan dünyasında sadece heykeller için değil, yaşayan insanlar için de önemli kabul edilen idealleri simgelediği kaydedildi. (aa)