Divalığı takmayan diva

Divalığı takmayan diva
Divalığı takmayan diva
Bu akşam Küçükçiftlik Park'ta sahneye çıkacak Charlotte Gainsbourg'un müzikal hayatını, bir iddiadan çok, bir 'duruş' belirliyor. Babası Serge Gainsbourg'un mirasını alıp onun gölgesinde kalmadan, kariyerine kendi imzasını atabilen bir isim olduğu muhakkak
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

‘Zorlama kimliklerin ardına sığınan divalar yerine Gainsbourg’un samimiyeti her zaman tercih sebebi’ diye bitirmiş Seda Niğbolu, en yeni Charlotte Gainsbourg albümü eleştirisini. Serge Gainsbourg ve Jane Birkin’in kızı olarak dünyaya gelme şansını görkemli bir oyunculuk kariyeri inşa etmek için kullanan 41 yaşındaki Gainsbourg’un müzik hayatını ‘anti-diva’dan daha iyi ifade edebilecek bir tanım bulunur mu, kestirmek zor.
Gainsbourg’un müzikal hayatını bir iddiadan çok bir ‘duruş’ belirliyor zira. “Eski bir jean ve düz bir sweatshirt’le karşınızdayım” tarzında sade, umursamaz bir şıklık, kafasının uyduğu şarkıları mırıl mırıl söyleyiş şekli ve tabii oyunculuk kariyerindeki cesur seçimleri malum Gainsbourg tavrına dair söylenebileceklerden birkaçı. Ve bu tavrın müzikal sahneye taşınmasına vesile olan isimlerin dökümü bile ayrı bir yazının konusu olabilecek parlaklıkta. Jarvis Cocker, Divine Comedy’den Neil Hannon, Air, Beck gibi ironi ve zarafetle içli dışlı isimlerin Charlotte Gainsbourg’un kendine has, ‘kafasına göre takıldığı’ hallerini müziğe aktarmak için kolları sıvamasında da şaşılacak bir yön yok. “Eğer bunu başarırsam Nobel ödülünü geri çeviririm, onun yerine gözlerine bakarım” ya da “Şarkıların, onları söylediğin insanlara bir şey diyor mu? Senin gibi insanlara...” gibi sözler için Charlotte’tan başka ilham verecek bir yıldız bulmak zor değil mi şu aralar?
Gözükara bir hayranlığa teslim olmak istemediniz diyelim. Ama yine de ortada Serge Gainsbourg mirasını alıp onun gölgesinde kalmadan, kariyerine kendi imzasını atabilen bir isim olduğu da muhakkak. Charlotte Gainsbourg rahatlıkla halen 12 yaşında babasıyla kaydettiği single ‘Lemon Incest’in ya da yine onunla karşılıklı oynadığı ‘Charlotte Forever’ın sansasyonlarıyla, 14 yaşında Claude Miller’ın ‘L’effrontee’siyle kazandığı Cesar’la anılan, kariyeri Hello gibi dergilerdeki pozlarından ibaret bir Avrupa ‘celebrity’si olarak kalabilirdi. (Aslında o zaman da pek şikâyetimiz olmazdı) Ama o, Serge Gainsbourg isminin ağırlığını üzerinde hissettirmeyen bir Gainsbourg’a dönüştü.
‘Meloncholia’dan, ‘Antichrist’tan, ‘Rüya Bilmecesi’, ‘I’m Not There’ gibi filmlere varlığıyla kattığı değerden söz etmenin pek âlemi yok. Ama 15 yaşında babasının yönetiminde kaydettiği ‘Charlotte Forever’ı saymazsak ‘5.55’, ‘IRM’ ve ‘Stage Whisper’la kendine has bir müzikal tat geliştirdiği de muhakkak. Üstelik tüm bunları pek dert etmemesi de ayrıca kaydadeğer. “Her zaman kendime ait bir kişiliğim vardı” diyor: “İlk dönemlerden itibaren hiçbir ödün vermedim. Babam kendiyle ilgili konuşmaya, komik bir şekilde kendini ortaya atmaya bayılırdı. Tüm bunların hiç umrumda olmadığını anladığında gerçek bir şoka uğramıştı”.
Babasından, ‘kendi bildiği yolda devam etme’ dürtüsünü miras almış olması kuvvetle muhtemel, divalığı takmayan diva, ‘it girl’lüğü umursamayan ‘it girl’ Charlotte, bu akşam Küçükçiftlik Parkı’nda sahne alacak. Annesi Jane Birkin’in daha önce defalarca geldiği İstanbul , Gainsbourg familyasının bir diğer esaslı üyesini daha ağırlayacak. Umarız, o da annesinin izinden gider, ziyaretlerini ileride daha da sıklaştırır.


    ETİKETLER:

    Nobel

    ,

    İstanbul

    ,

    Müzik

    ,

    Akşam

    ,

    Avrupa

    ,

    Komik

    ,

    Sözler

    ,

    Rüya

    ,

    zaman

    ,

    Diva