Diyarbakır'da da yaşanır

Diyarbakır'da da yaşanır
Diyarbakır'da da yaşanır
'Barış' için harcanan çabalar ortadayken, iklime uygun bir film gibi duran 'Sevgi Taşı'nın meseleyi yapaylaştırdığını söyleyebiliriz.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

SEVGİ TAŞI *
Yönetmen: Ahmet Hoşsöyler
Oyuncular: Gökhan Mumcu, Zelal Dere, Mehmet Ulay, Suat Ergin
Süre: 90 dk.

Tam da bugünün ‘iklim’ine uygun bir film ‘Sevgi Taşı’. “Farklılıklarını aşklarının harcına katıp zenginleştiremeyenler büyük bir aşkı yaşayamazlar” gibi büyük bir cümle kurmasıysa iddiasını destekler nitelikte. Öte yandan, bu iddianın altını doldurup sonuca ulaşmaya yönelik bir yapının kurulamadığı gerçeği de dimdik duruyor karşımızda.
Bir Türk erkeğiyle bir Kürt kızının Diyarbakır ’ı mesken edinmiş aşkları söz konusu hikâyede. Şehri terk etmeyi reddeden kız ve onu ‘ısrarla anlamayan’ erkeğin aşkına bir pencere açmaya çalışıyor film. Bunu yaparken, “Diyarbakır’da da yaşanır aslında” gibi neresinden bakılsa ‘hesaplı’ bir önermeyle karşımıza çıkıyor. Bu hesabın altını doldurmak içinse şehirdeki bir ailenin iç ilişkilerine göz atıyor, karşısına da ‘Batılı’ bir aileyi koyuyor. ‘Birbirini anlamak’ meselesinin bu denli ‘yapay’ bir şekilde resmedilmesi, haliyle akıntının tam tersi bir yöne fırlatıyor hikâyeyi. ‘Anlamak’ için önce ‘anlatabilmek’ gerektiğini unutmuş görünüyor bu projeyi hayata geçirenler.
Define arayarak yırtmayı planlayan oğullar, ‘sevgi taşı’nı arayan küçük çocuk , türkücü amca, bir günlük Diyarbakır turuyla bir anda ‘aydınlanan’ Türk baba gibi yan karakterlerin tektipleştiği bu filmde, Gökhan Mumcu’nun canlandırdığı Türk doktor da aynı handikapla yüzleşiyor. Karakterine az çok derinlik katılmış Zelal Dere’nin bu görünümde aradan sıyrılmasıysa kolay oluyor. Merkezdeki Türk-Kürt aşkının yanı sıra, farklılığı dinsel platformda kucaklayan ‘kavuşamayan âşıklar’ meselesi de filmin kalabalık görüntüsü içinde kaybolup gidiyor.


    ETİKETLER:

    Diyarbakır

    ,

    Doktor

    ,

    Çocuk

    ,

    Kız

    ,

    film