Doğada duyduklarınız müziğin ta kendisi

Doğada duyduklarınız müziğin ta kendisi
Doğada duyduklarınız müziğin ta kendisi
'Almanya'dan Sevgilerle' konser serisinin ilk konuğu ekolojik-teknonun mimarı Dominik Eulberg. Alman DJ'le 'organik' tınlayan müziğini konuştuk

Goethe-Institut İstanbul ’un, Babylon işbirliğiyle gerçekleştirdiği Alman ve Türk müzisyenlerin birlikte yer alacakları konser serisi ‘From Germany With Love/ Almanya ’dan Sevgilerle’ başlıyor. İlk konuk, bu akşam saat 23.30’da Babylon’da sahne alacak Dominik Eulberg. Ses repertuvarını doğadaki tınılarla zenginleştiren, ekolojik-tekno müziğin kurucusu sayılan ve parçaları ‘organik’ ve neşeli tınlayan Eulberg’le kısa bir söyleşi yaptık. 

Ekolojik tekno ne demek? Madem kurucusu sayılıyorsunuz, herhalde bunu soracağımız en doğru kişi sizsiniz.
Bu aslında benim uydurduğum bir şey. Ben kırsal bir alanda büyüdüm, biyoloji okudum, yani doğa hayatımın önemli bir kısmını kaplıyor. Dolayısıyla bu müziği yaparken kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. Bence doğanın sesi şarkı söyleyen bir anne sesi gibi. Doğa sadece bir ilham kaynağı değil benim için; aynı zamanda müziğin ta kendisi. Duygularımızı harekete geçirir doğa. Bir kurt uluması sizi korkutabilir, bir yağmur damlasının sesi hüzünlendirebilir ya da bir kuş cıvıldaması neşelendirebilir. 

Peki bu sesleri teknoyla nasıl birleştiriyorsunuz?
Bazen direkt olarak doğadayken kaydediyorum. Bazen de stüdyoda. Elektronik müzik bence bunun için en uygun form, çünkü neredeyse hiç ses sınırınız yok. 

Almanya’daki Türk müzisyenlerle ilişkileriniz nasıl?
Türk müzisyen arkadaşlarım var. Hatta 2005’te İndigo’da Onur Özer’le birlikte çalmıştık. Cocoon Records’tan Onur da. Türk müziği burada oldukça popüler aslında. Çünkü çok fazla Türk var. Ama ben Türk müziğinden çok Türk yemeklerini tercih ederim. Sac kavurmayı çok seviyorum! Dürüm döner de favorilerimden. 

İstanbul konseri ya da geziniz için özel bir planınız var mı?
Konser için özel bir şey planlamadım. Elimden geldiğince iyi çalmaya, insanları eğlendirmeye çalışacağım. Gezi planlarım arasında ise Karaköy’de hindistancevizi içmek var. Birkaç yıl önce Onur Özer’le birlikte İndigo’da bir konser vermiştik. Ertesi gün sokakta içine pipet sokulup satılan hindistancevizlerinden içmiştik, ilginçti.