Doktor Jivago'nun çöküşü

Doktor Jivago'nun çöküşü
Doktor Jivago'nun çöküşü
Bir zamanlar dünyanın en gözde yıldızlarından olan Mısır asıllı aktör Ömer Şerif, zor günler geçiriyor. Alzheimer olduğu açıklanan Şerif'in yaşamı ise bir çöküşün hikayesi...

RADİKAL – Geçen günlerde Alzheimer olduğu açıklanan Mısır asıllı aktör Ömer Şerif, zor günler geçiriyor. Lawrence of Arabia/Arabistanlı Lawrence ve Doktor Jivago filmleriyle ünlenen Şerif’in hayatı, film tarihinin en üzücü ve yalnız hikayelerinden biri olma özelliği taşıyor.

Hafta sonunda oğlu Tarık’ın babasının Alzheimer olduğunu açıklamasının ardından, gözler bir zamanların yıldız isminin hayatına çevrildi. Kayıplarla dolu bir yaşam süren Şerif, en sevdiği kadından boşanmış, çocuğunun babası olduğunu reddetmiş, kumarda milyonlarını kaybetmiş ve kariyeri sert bir düşüşe geçmişti. Birçok kişinin kıskançlıkla baktığı bir yaşama sahip olan aktör, gençliğinde günlerini Paris ve Londra’daki lüks otellerde kalarak geçiriyordu. Mısır’a dönen Şerif, şu anda da bir otelde yaşıyor, ancak çok yalnız…

‘KİLO VERSİN DİYE’ YATILI OKUL

Asıl adı ‘Michel Chalhoub’ olan Şerif, 1932’de Mısır’ın İskenderiye kentinde, varlıklı bir kereste tüccarı Joseph ve kumar düşkünü olmasıyla bilinen Claire’in oğulları olarak dünyaya geldi. Şerif’in hayatına yön veren annesi Claire, o dönemde Kral Faruk’la bile kumar oynamıştı. Çocuğuyla ilgilenmediği bilinen Claire, oğulları Şerif’i 10 yaşındayken “sert rejimin etkisiyle kilo verebileceği” bir yatılı okula gönderdi. Şerif’in geleceği de bu okulda belli oldu.

İLK OYUNU KUTUNUN İÇİNDE

Okuldaki tiyatrolarda rol alan Şerif, ilk olarak ‘The Invisible Duke’ adlı oyunda sahneye çıktı. Oyunun çoğunda bir kutunun içinde olan Şerif, kutudan çıktığında seyircilerin gösterdiği coşkudan çok etkilendi ve tiyatro sevdası başladı. Ne var ki, babası Joseph, oğlunun oyuncu olmak istediğini öğrenince çılgına döndü. Babası oyuncu olmasını yasakladığında ise Şerif, intihar numarası yaptı. Şerif, aslında intihara kalkışmadığını ise uzun bir süre sonra açıkladı.

Gençlik yıllarında kız arkadaşlarıyla çokça vakit geçiren Şerif, ailesinden sevgilileriyle yemeğe çıkmak için para alamadığında eşyalarını sattı.

BABASI UTANMASIN DİYE...

1954’te, Londra’da bulunan tiyatro okulu RADA’ya başvurduğunda ‘The Blazing Sun’ adlı bir Arapça filmden rol teklifi aldı. Bu rol, onun yıldızlık yönünde ilk adımı oldu. Mısır’ın en ünlü aktrisi Faten Hamama’nın da rol aldığı filmdeki öpüşme sahnesi ülke çapında büyük yankı uyandırdı. Şerif ise babasını “utandırmamak” amacıyla bu tarihten sonra “Ömer Şerif” adını kullanmaya başladı.

KAHVERENGİ GÖZLERİ ETKİLEDİ

Katolik olarak yetiştirilen Şerif, Müslüman olan Faten Hamama’yla evlenebilmek amacıyla İslam’ı seçti. Sonraki yedi yılda çift, birlikte çok sayıda filmde rol aldı. Ancak evlilikleri 1962’de, Şerif Arabistanlı Lawrence filminde “Şerif Ali” rolünü aldığında sona erdi. Yönetmen David Lean, Şerif’i oyunculuk yeteneği nedeniyle seçmemişti; Şerif’i filminde oynamasını etkileyici kahverengi gözleri için istiyordu. Bu şekilde, başroldeki Peter O’Toole’un mavi gözlerine bir zıtlık oluşturabilecekti.

‘KALBİNİ ÇALAN’ TEK KADIN

Filmden sonra Şerif’in artan ünü evliliğini deyim yerindeyse yıktı. Eşine sadık kalamayacağına ikna olan Şerif, Faten’e boşanmak istediğini söyledi. Şerif, ünlü aktrise, “Sen hala evlenebilecek kadar gençken boşanalım” dedi.

Şerif ve Hamama 1965’te ayrıldı. Şerif, Hamama’yı her konuşmasında “hayatımın aşkı” olarak niteledi ve sıklıkla onun, kalbini çalabilen tek kadın olduğunu vurguladı. Hamama yeniden evlendi, bu kez bir doktorla. Şerif ise aralarında aktrisler Tuesday Weld, Diane McBain ve Ingrid Bergman’ın da bulunduğu kişilerle kısa dönemli ilişkiler yaşadı.

STREISAND DÖNEMİ

1968’de Barbra Streisand’le birlikte Funny Girl adlı müzikalde çalıştı. Streisand’le rol aldığı günler hakkında konuşan Şerif, “İlk başta onun çok çekici olduğunu düşünmüyordum” dedi ve ekledi, “Ancak zamanla bana büyü yaptı. Yeteneğine delice aşık oldum. Dört ay boyunca hislerimiz karşılıklıydı-filmi çekmek için geçen süre kadar.”

Streisand ise bu durumun gerekçesinin filmdeki romantizm olduğunu savundu. “Yönetmen ‘kestik’ diye bağırdığında birini sevmeyi bırakmak zor” diyen Streisand, hislerini, “Gerçek ve kurgu karışıyor ve sanırım ikimiz de bir süreliğinde kendimizi kaybettik” sözleriyle açıkladı.

‘İLİŞKİ BİTTİKTEN SONRA CANIM YANMADI’

Şerif, aynı yılın ilerleyen günlerinde Mayerling adlı filmde Catherine Deneuve’la birlikte başrol oynadı ve bir kez daha filmdeki aşk, gerçek hayattaki aşka dönüştü. “Aşk yaşıyor olamayacağımı fark ettim” dedi daha sonra Şerif, “İlişki bittikten sonra canım yanmadı.” Şerif, bir süre sonra ise Playboy dergisine neredeyse çıplak poz vermesiyle ses getiren aktris Barbara Bouchet’le kısa bir ilişki yaşadı.

Tüm bunlar yaşanırken Şerif’in tek umursadığı, hayattaki iki tutkusunu sürdürecek para kazanmaktı: Briç oynamak ve yarış atı yetiştirmek. 1978’de BBC’ye konuşan Şerif, “Ellerimde bir deste kağıt olmadan yaşayabileceğimi sanmıyorum” demişti. Ne var ki, kartlar ve kumarhaneler onu iflasın eşiğine getiriyordu.

‘DELİLİK’ DEDİ AMA DURMADI

Rulet oynarken bir gecede 750 bin sterlin kaybeden Şerif, Paris’teki evini satmak zorunda kaldı ve “Birkaç kıyafet haricinde herhangi bir şeye sahip değilim. Yalnızım ve parasızım. Eğer doğru kadını bulsaydım her şey farklı olabilirdi” açıklamasını yaptı. Kumar bağımlılığının “delilik” olduğunu söyleyen Şerif, buna rağmen durmadı. Efsane aktör, kumar oynamayı sürdürmesinde sıkıntıyı ve yalnızlığı suçladı. Menajeri ise Şerif’ten, borçlarını ödeyebilmesi amacıyla iş bulmasını isteyen çaresiz telefonlar almaya alıştı. Aktör, zaman zaman telefon görüşmelerini bile karşı tarafa ödetiyordu.

Her ne kadar altı dilde oyunculuğunu sergileyebilse de (İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Arapça ve Yunanca), yer aldığı filmlerden nefret etti.

‘BENİM SPERMİMDEN AMA BABASI DEĞİLİM’

1999’da bir İtalyan gazeteci, 1969’da doğan oğlu Ruben’in babasının Şerif olduğunu iddia ettiğinde ünlü aktör şu yanıtı verdi:

“Çok kısa bir ilişkim oldu, dakikalardan söz ediyorum. Benim sperminden oluştuğunu kabul etsem de onu oğlum olarak görmüyorum. Zaten öyle bir durumda 100 bin oğlum olması da muhtemel. O günlerde erkekler doğum kontrolünü önemsemiyordu. Biz, doğru ya da yanlış olabilir, kadının doğum kontrol hapı kullandığını varsayıyorduk. Çocuk tamamen bana benziyor, ancak annesi beni sperm bağışçısı olarak kullandı. Ben onun babası değilim.”

RESTORANDA EŞYALARI PARÇALADI

Şerif, Faten’den olan oğlu Tarık’a ise farklı yaklaştı. Tarık’ın üzerine titreyen Şerif, torunlarına hayranlık besledi. Öyle ki, torunlarının filmleriyle dalga geçmesi üzerine ünlü aktör 90’lı yıllarda film çekmeyi bıraktı.

Ne var ki, kumarı bırakmak o kadar kolay olmadı. 2003’te Paris’te bulunan Enghien-les-Bains adlı kumarhanede 20 bin sterlinden fazla para kaybettikten sonra polise kafa atan Şerif, ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı. Bu, onun ilk hapis cezası alma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı ilk olay değildi, zira Yunanistan’da bir restoranda eşyaları parçaladığı için de gözaltına alınmıştı Şerif. Bunun yanı sıra Beverly Hills’de bir görevliyle kavga etmiş, dört yıl önce de kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen bir kadın hayranına saldırmıştı.

AKLINA YARDIM İÇİN ARAYACAK BİRİ GELMEDİ

Ünlü aktörün çapkınlığı ise sona ermişti. 1994’te geçirdiği kalp krizi sonrası günde 100 tane içtiği sigarayı da bırakmıştı. Paris’te bulunan George V adlı otelde geçirdiği kalp krizi esnasında Şerif’in aklına yardım istemek için arayabileceği kimse gelmemişti.

Şerif’in “doyumsuz aşık” olarak ünü sürüyordu ancak, kendi deyişiyle aslında “sıradandı”: Genel olarak yürüyüşe çıkmayı tercih ediyordu. 1999’da verdiği bir söyleşide günlerinin nasıl geçtiğini, “Mutlu olduğum anlar var, ancak olmadığım anlar da var. Belki bazı insanların benimkinden daha güzel hayatları vardır. Umut ediyorum ki öyledir” diyerek anlatmıştı.

‘BENİ DIŞARI ÇIKARACAK BİRİNİ İSTİYORUM’

2012’de 80 yaşına bastı Şerif. Bir melankoli rutini başladı: Öğlene kadar uyuyor, banyo yapıyor ve Paris sokaklarında tek başına dolaşıyordu. “Paris’te arkadaşım yok” demişti geçen yıl, “Beni akşamları dışarı çıkaracak birini istiyorum.”

Şerif’in kariyeri kısa bir süre için yeniden canlandı. 2003’te Monsieur İbrahim’de rol aldığında Fransa’nın Oscar’ı olarak kabul edilen Cesar’ı aldı. Ancak, o dönemler demans olduğu söyleniyordu Şerif’in. Ünlü aktör bu haberleri reddetse de, Faten Ocak’ta,  83 yaşındayken hayatını kaybettiğinde Tarık babasının hayatındaki son trajediyle yüzleşmek zorunda kaldı.

‘HAYATININ AŞKI’NIN ÖLÜMÜ

Tarık’ın “hayatının aşkının” öldüğü haberini vermesi üzerine derin bir yas dönemi yaşayan Şerif, birkaç gün sonra bunu unutarak, “Faten nasıl?” sorusunu sordu.

Aktör olduğunun farkında olduğu belirtilen Şerif’in filmleri birbirlerinden ayırt edemediği açıklandı.

Sinemanın romantik idollerinden sonuncusu çok zor günler yaşıyor. Streisand, rüzgar gibi geçen ilişkilerine dönüp baktığında, milyonlar adına konuşuyor: “Ne adam ama!” (Çeviri: Neşe İdil)