Dost canlısı müzisyen

Viyolonselini müziğin hemen her alanında konuşturan çağdaş müziğin fenomenlerinden Yo-Yo Ma, İş Sanat'ın davetlisi olarak geldiği İstanbul'da benzersiz iki konser verdi
Haber: İLKE BORAN / Arşivi

İSTANBUL - Viyolonselini müziğin hemen her alanında konuşturan çağdaş müziğin fenomenlerinden Yo-Yo Ma, İş Sanat'ın davetlisi olarak geldiği İstanbul'da benzersiz iki konser verdi. Bununla da kalmadı, Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın Kavacık Öğrenim Birimi'ni de ziyaret ederek
'Kavacık Kemancıları'yla bir araya geldi, ardından Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencileriyle buluştu.
Yo-Yo Ma, şu sıralar üzerinde çalıştığı
'İpek Yolu' projesi kapsamında Doğu Asya'dan Avrupa'ya uzanan tarihi yol üzerindeki ülkelerin bestecilerine yapıtlar ısmarlıyor. Böylece, müzik miraslarını aydınlatmayı, bu gelenekleri günümüzde temsil eden sesleri
gün ışığına çıkarmayı amaçlıyor. Bir yandan da topladığı besteleri değerlendirip repertuvarını farklı seslerle zenginleştiren
Yo-Yo Ma, "Müzik benim için duygusal bir dildir. Değişik stilleri öğrenmek, değişik arkadaşlarla tanışmak gibidir" diyor.
'İpek Yolu' projenizin temel düşüncesini anlatır mısınız?
Kültürlerarası etkileşimin müzikte nasıl bir anlam bulduğu kafamı en çok kucalayan sorulardan biri. İpek Yolu projesi de bu sorunun cevabını aradığım ve elbette kolay kolay tamamlanamayacağını bildiğim bir çalışma. Tüm Akdeniz ülkelerinin, Güney Ege'nin sunduğu keşif olanağı öylesine sınırsız ki, atılan her adım, yeni bir araştırma alanına çıkıyor. Projenin temel düşüncesi eski geleneklerin günümüzde ne şekilde devam ettiğini ve değişime uğradığını
görmek. Çünkü bugün çok değişken bir toplum sisteminde yaşıyoruz.
'İpek Yolu' projesinde Türkiye'den Hasan Uçarsu da katılıyor. Onun müziklerini dinleyebildiniz mi?
Evet Uçarsu'nun müziklerini dinledik ve çok beğendik. Bu seyahatimde de bir-çok yeni müzik dinleme fırsatı bulacağımı umuyorum. Bu projede esas umut ettiğim ne yaptığımızdan çok sonrasında nasıl bir iz bırakacağı.
Dünya müziklerine ilginiz nereden kaynaklanıyor?
Klasik ya da klasik olmayan müzik arasında bir ayrım yapmıyorum aslında. Belli bir
açıdan baktığınızda tüm müzik türleri ilgiye değerdir. Müzik, genel olarak farklı kültürlerin, daha özeline indiğinizde bireylerin özelliklerini yansıtır. Ha
yatın dışavurumudur müzik. Bu yüzden daha önce dinlemediğim bir besteyi dinlediğimde, sadece 'Nedir bu?' demem kendi kendime. 'Kim bestelemiş, neden bestelemiş?' diye sorarım. Çoğu zaman yanıtlarını alamadığım bu sorulara, bazen olağanüstü yanıtlar gelir. Böylece kendimi yepyeni bir keşif yapmış gibi hissederim.
Film müziklerine nasıl yöneldiniz?
Sinema, 20. ve 21. yüzyılın en ilginç dillerinden biri bana göre. Film müziği yapmayı çok sevmemin nedeni, çalışırken bir başka sanatsal biçemin, benim çalışmama doğrudan etki etmesi. Yani filmi tek başına ele almak ve incelemek zorunda oluşum. Daha sonra sıra müziğe geliyor. Ve ikisi
birleştiğinde, aralarında nasıl farklar olmuş, hangi noktada etkileşim içine girmişler, hepsini çok net görebiliyorsunuz.
Çağdaş müziğe sizi çeken ne?
Bence çağdaş müzik bizim ruhumuzun ve buna bağlı olarak günümüz toplumunun aynası. Eğer müzik içimizde neler olduğunun bir yansımasıysa, nerede olduğumuzun da bir göstergesidir. Bence müzikte iki itici güç var: Biri sürekli yenilenme, diğeri de eskiye ait olanı bir şekilde saklama düşüncesi. Belki de bu yüzden Adnan Saygun'un
müziği ve gelişimiyle bu kadar ilgileniyorum.
Müziği bir halk geleneği olarak ele almak ya da çağdaş yönüyle incelemek bence aynı amaca hizmet ediyor. Yani yeni olanı yakalamaya yardımcı oluyor. Birçok besteci arkadaşımdan yıllardır benim için beste yapmalarını istiyorum. Onların bestelerini çalmak beni çok mutlu ediyor.
Farklı bestelere, müziğin etkileşimlerine ilgi duyuyorsunuz, peki besteciliğe de merakınız var mı?
Beste yapmanın bir müzisyen için çok yararlı olduğuna inanıyorum. Kendi bestelerimi konserlerde seslendirmesem de, evet beste
yapıyorum. Çoğunlukla kendi çocuklarım için besteler yapıyorum. Yalnızca kâğıt üzerinde kalsalar da yaptığım besteler daha iyi bir müzisyen olamama imkân tanıyor. Sırf bu nedenle, beste yapmayı sürdürmem gerektiğine inanıyorum.


    ETİKETLER:

    Akdeniz

    ,

    Türkiye

    ,

    İstanbul

    ,

    Ege