'Düğün Dernek'i bozuk ruh halimiz 'patlattı'

'Düğün Dernek'i bozuk ruh halimiz 'patlattı'
'Düğün Dernek'i bozuk ruh halimiz 'patlattı'
Bir ay gibi kısa bir sürede 4 milyon 400 bin seyirciyle, en çok izlenen filmler arasında 'Recep İvedik'i de geride bırakarak ikinci sıraya yerleşen 'Düğün Dernek'in bu kadar ilgi görmesinin sırrı ne? Sinema yazarlarına göre izlenmesinde Türkiye'nin içinde bulunduğu 'ağır' gündemin etkisi büyük.

Depresif günlerde gülmek ihtiyaç
UĞUR VARDAN (Radikal, Hürriyet): O klişeye bir kez daha sığınmak gerekiyor galiba: Malum, Türkiye her daim yoğun, sıkıcı ve depresif gündemlerin ülkesi. Böylesi bir psikolojide gülmek en iyi ilaç. Bu süreçte akla gelen ilk adres de bir komedi filmi. Her ne kadar ‘Düğün Dernek’, yarına kalacak sinemasal erdemler içermese de öyküyü sürükleyen ikilinin referansları, gönül çelen birkaç kilit sahne, ‘Kulaktan kulağa’ işleyen tavsiye mekanizması, sosyal medyada filmden bazı karelerinin hemen dolaşımı girmesi derken bence ilgi büyüdü. Yoğun ilgi-alakaya ilişkin benim aklıma gelen ilk gerekçeler kısaca böyle...

Doğal komedi yeteneği
MURAT ÖZER (Arka Pencere, Radikal): ‘Düğün Dernek’in gişe başarısının altında yatan nedeni rasyonel bir bakışla çözmek mümkün değil, tıpkı ‘Recep İvedik’ örneğinde olduğu gibi. Televizyonun gücünü arkasına alması ya da ‘Çalgı Çengi’nin internette fenomene dönüşmesi gibi gerekçeler öne sürülebilir belki. ‘İzlemeyenin sohbetlerde konuşacak bir şeyi kalmaması’ gibi bir durum da söz konusu; kulaktan kulağa yayılarak potansiyelini aşan bir noktaya taşındı çünkü film. Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in benim de takdirle karşıladığım doğal komedi yetenekleri de etkili filmin ulaştığı başarıda, ki en önemli nedenin bu olmasını isterdim. Öte yandan, herhangi bir gerekçenin başlı başına açıklayamayacağı bir ‘patlama’ var burada. En basit açıklama, “Seyirci sevdi, gerisi hikâye” demek olur herhalde...

Bozuk ruh halimizin etkisi var!BURAK GÖRAL (Arka Pencere): ‘Düğün Dernek’ bize bir kez daha Türk sinemasının gişe filmlerinin komedi türüne mahkum olduğunu kanıtladı. Sanırım “Fetih 1453” ve diğer çok bilet satmış dramatik filmler birer istisna olarak kalacak yıllarca... Ve bu sene daha çok yöresel komedi izleyeceğiz anlaşılan... Konunun bu tarafı ayrı, diğer tarafta ise hakikaten de Murat Cemcir ve Ahmet Kural gibi iki yeni yetenekli komedi oyuncusunun getirdiği farklı bir dinamizm de var. Ben “Düğün Dernek”in olanca hafif senaryosuna ve izlendiği iki saatin dışına taşamayan bir film olmasına rağmen “Recep İvedik” filmlerinden daha namuslu ve daha zararsız buluyorum... Tuvalet mizahından medet ummuyor ve esprilerine hakaret bulaştırmıyor. Ama yine de fazla abartıldığını ve gişedeki bu rakama az da olsa 17 Aralık’tan beri Türkiye’nin yaşadığı bozuk ruh halinin de bir etkisi olduğunu düşünüyorum. “Düğün Dernek”, 1970’lerin sonunda “Star Wars”ın ABD ’de yaptığı gibi, insanların sorunlarından “kaçış” için kullandığı bir sığınak etkisi yaratmış da olabilir...

Yöresel komedinin ağırlığı
CUMHUR CANBAZOĞLU (sinemamuzik.com): İlk yarım saatte şiveyle üretilen esprilerin doğru dürüst anlaşılamaması, aşırı müzik, paldır küldür tempoya rağmen filmin bu kadar gişe yapmasını yöresel komedinin ağırlığına ve kulaktan kulağa yayılan ‘gülmek garanti’ tüyosuna bağlıyorum. Kural-Cemcir ikilisi için sinemaya beklenen hayran kitlesinin tahmin edilemeyecek ölçüde büyümesinde bu tüyonun etkisi fazla. Ayrıca, komedinin hedefinin çok geniş tutulması da önemli bir faktör. Kötü komedi filmlerinin seyircinin sabrını test ettiği bugünlerde ‘Düğün Dernek’, birkaç ‘İşler Güçlervari’ espriyle kaliteli iş talep eden seyircinin ağzına bir parmak bal çalmayı başarıyor öncelikle. Ardından, tüm enerjisiyle plastik güldürü, dostluk, yardımlaşma, türkü, küfür gibi malzemelerle her dem kazanan formüle yüklenip bir kez daha nitelik yerine nicelik galip gelsin diyor.

Mesele ‘ekip’ olmakta!
BURAK AKSAK (‘Leyla ile Mecnun’un senaristi) Ben filmi iki kere izledim. Etrafımdaki en az on kişiyi de yönlendirmişimdir. Tek başına izlenmez diyerek hepsi yanına birer kişi almış olsa yirmi kişi eder. Annemle kız kardeşim de izledi, teyzem, teyzemin çocukları filan derken yirmi beş etti bak. Vakit olsa böyle tek tek sayarak 4.5 milyona ulaşılır aslında… Filmin gişe başarısının en büyük etkeni “ekip” olgusu diyebilirim. Oyuncu yönetmenin ne istediğini biliyor, yönetmen zaten oyuncunun ne yapabileceğinin farkında olduğu için ona göre karakteri şekillendiriyor. E bize de keyifli bir şekilde filmi izleyip, gülüp eğlenmek kalıyor.