'Düğün Dernek'te ne kerâmet var?

'Düğün Dernek'te ne kerâmet var?
'Düğün Dernek'te ne kerâmet var?
Ahmet Kural-Murat Cemcir ikilisinin sürükledikleri 'Düğün Dernek', 7 milyon 369 bin 98'lik seyircisiyle sinema tarihimizin en çok izlenen yapımı oldu. Devam filmi 'Düğün Dernek 2: Sünnet' vizyonda. Bu vesileyle ikilinin komedi anlayışına, ilk adımın başarısına ve devam filminin neler vaat ettiğine bakalım...
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Sinema maceraları nasıl başladı?
Ahmet Kural-Murat Cemcir ikilisi, sinema perdesine gölgelerini ilk kez 2010 yapımı ‘Çalgı Çengi’yle düşürdüler. Düğünlerde çalan Ankaralı iki teyzeoğlu müzisyenin tutunma mücadelesini, İngiliz suç filmleri tarzında bir öyküyle süsleyen yapım, sinemasal olarak çok başarılıydı. Lakin sanki zamanında değeri bilinmedi. Daha çok DVD’ye düştükten sonra kendi çapında fenomen oldu. 60 bine yakın bir seyirci topluluğu tarafından izlenen ‘Çalgı Çengi’nin yönetmeni, ‘Düğün Dernek’ serisine de imza atan Selçuk Aydemir’di. Ayrıca filmin iki sponsorundan biri, Cem Yılmaz’ın şirketi CMYLMZ Fikirsanat’tı.

Nasıl tanındılar?
‘Çalgı Çengi’, ikili için önemli bir kapıyı araladı, TV’ye geçtiler. Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği ‘İşler Güçler’ dizisi onları, popüler kültürün önemli figürlerinden birine dönüştürdü. Dizinin özellikle ilk bölümleri çok üst düzeyde, rafine bir mizaha sahipti.

Ya ‘Düğün Dernek’in gişe başarısı?
Bu filmin müthiş gişe başarısını herhalde birden çok kriterle açıklamak gerekir: Öncelikle ‘İşler Güçler’ dizisiyle TV sayesinde tanınır olma hali. Sonrasında filmin gönülçelen birkaç kilit sahnesi, ‘Kulaktan kulağa’ işleyen ve en önemli görevi üstlenen tavsiye mekanizması (“Abi, mutlaka görün, çok komik” vs), sosyal medyada ‘Düğün Dernek’e ait kimi karelerin (özellikle de ‘Sivas Halayı’ bölümü) hemen dolaşıma girmesi gibi… Bir de filmin vizyona girdiği dönemin konjonktürü önemliydi. Malum Türkiye her daim yoğun, insanı sıkan, depresif gündemlerin ülkesi. Böylesi durumlarda psikolojik açıdan gülmek en iyi çözüm. Çare de çoğunlukla komedi filmleri oluyor. ‘Düğün Dernek’, ‘17-25 Aralık süreci’nde vizyondaydı. Bu da filmin gişe başarısındaki etkenlerinden biriydi sanırım.

Cem Yılmaz ve Şahan Gökbahar’la aralarındaki fark nedir?
Cem Yılmaz filmlerinde merkeze kendisini koyuyor ama etrafına da güçlü oyuncular yerleştiriyor. Zaten sinema serüveninde güvendiği bir takım var, yola onlarla devam ediyor. Şahan Gökbakar tek başına takılıyor. Ahmet Kural-Murat Cemcir cephesinde ise ‘İşler güçler’ ikiye ayrılıyor. ‘Eski dildeki üniversite sınavı lehçesi’yle söylersek, tarzlarına ilişkin en uyum tanımlama ‘Eşit ağırlıklı’lar. Sinemamızın yeni ‘Zeki Alasya-Metinr Akpınar’ı (gerçi Ahmet Kural’ın ‘Düğün Dernek’ serisindeki tiplemesi ‘rahmetli’ Öztürk Serengil’ gönderme ama) olabilirler mi? Ya da öyle olma gibi bir dertleri var mı? Bekleyelim görelim derim…

Peki ‘Düğün Dernek 2: Sünnet’ nasıl olmuş?
Doğrusu ilk film sinemasal erdemlerinden ziyade oyunculuk performansları ve metrekareye düşen espri sayısındaki fazlalıkla dikkat çekiyordu. Bu kez hikâye zayıf, espriler yeterince çarpıcı değil ve sanki sayısı da düşük. Başlardaki halay sahnesi, filmin belki de en iyi yanı. Tabii bir bakıma haklı olabilirler, sanki ilk filmdeki gişeyi belli ölçülerde tutturmak ve daha fazla insana ulaşmak adına çıtayı düşük (!) tutmuşlar. Ben naçizane bir sinemasever olarak onlardan ‘Çalgı Çengi’deki güzelliklere (en azından isminin ‘Düğün Dernek 3: Leyla ile Meczup’ olmasını beklediğim yapımda) geri dönmelerini ve tarihe kalma adına daha derin işlere imza atmalarını beklerim tabii ki. Ama var olan sistemin kuralları içinde bu ne kadar mümkün ya da böylesi tercihlerle yola ne kadar devam edilebilir, orası da tartışılır elbet…