Dünyanın bütün acıları bugüne toplanmış

Dünyanın bütün acıları bugüne toplanmış
Dünyanın bütün acıları bugüne toplanmış
34 yıldır Film Festivali'ni izliyorum. Burada günlük önerilerde bulunma teklifini kabul ettim etmesine de sanmayın ki film eleştirisi filan yapacağım. Sadece izlediğim filmlerle ilgili kısa kısa notlar, ıvır zıvır bilgiler aktaracağım. Zaten Uğur Vardan'dan da ayarı yedim, "Sen dizi önersene, niye film öneriyorsun?" diye. Ayara layık olmam umarım...
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

FELAKETTEN SONRA HAYAT

Haiti’de Cinayet / Meurtre A Pacot / Ustalar/

12 Ocak 2010’da Haiti’yi yerle bir eden depremin hemen sonrasında başlıyor film. Şahane olduğunu büyük ferforje kapısından tahmin ettiğimiz, modern mimarisinin bir kısmını gördüğümüz malikanenin sakinleri de yıkıntılar arasından parça pinçik bir şeyler bulmaya çalışıyorlar. Geçinebilmek için evin ayakta kalan kısmına Avrupalı bir kiracı bulunuyor hemen. Kiracı, yanında 17 yaşında Haiti’li bir genç kızla eve taşınıyor (kızı şarkıcı ve besteci Ayo oynuyor). Evdeki dengelerin yanı sıra bütün toplumsal dengeler de alt üst olmuş durumda. Herkes sefalette eşitlenmiş. Peki bu eşitlik ne kadar sürecek? Filmin adındaki “cinayet”i gördüğünüzde sorular da cevaplarını bulacak. Derin acıların son derece sakin bir üslupla anlatıldığı filmi izlerken beklenen büyük İstanbul depremini düşünmemek imkansız. Filmin 11 Nisan'daki gösterimine yönetmen Raoul Peck de katılıyor. Beyoğlu Sineması, 11:00

 

KÖYE DÖNÜŞ KOLAY DEĞİL

Belalı Ev / Ukkili Kamshat / Dünya Festivallerinden

Filmin aslında bize epey tanıdık gelebilecek bir konusu var. Anne babalarını kaybeden çocuklar  köydeki evlerine yerleşmeye çalışıyor, onlar ortada yokken evi sahiplenen kalantor hasımları da buna izin vermiyor. Kanun, kural hak getire. Buna karşılık yolsuzluğun, iş yavaşlatmanın, adam kayırmanın haddi hesabı yok. Genel olarak karanlık sahnelerin arasında sanki güneş açmış gibi parlayan fantastik görüntülerle dolu, tuhaf bir kara komedi. Chicago Film Festivali’nden ‘Özgünlük Özel Mansiyon’ almış bir Kazakistan filmi. Rexx 2, 19:00

 

ÜZMEYEN HÜZÜNLÜ FİLM

Sonsuz Hüzün / La Trisia / Mayınlı Bölge

Meksika’da dünyadan uzak bir küçücük köy. Arada askerler gelip geçiyor kadrajdan, bir seçim propagandasına şahit oluyoruz göz ucuyla ama esas kahramanlar trisia (ebedi hüzün) denen bir dertten muzdarip, neredeyse hiç konuşmayan bir avuç insan. Evli bir adam, karısının dışında iki kadını hamile bırakmış, çözümsüz ilişkiler yumağı, herkes başına geleni çekiyor.  Bu ağır tabloya rağmen görüntüler çarpıcı bir şekilde iç açıcı, her kare fotoğraf gibi. Tuz üretme sahneleri bitmesin istiyor insan. İzlerken tuhaf bir biçimde hiç hüzünlenmediğiniz bu çok ama çok hüzünlü filmin Selanik Festivali’nden En İyi Film ödülü de var. Atlas 2, 16:00

BEN BİLMEM ELEŞTİRMEN BİLİR 

Postacının Beyaz Geceleri / Belye Nochi Pochtalona / Ustalar

Filmi henüz izlemedim, başka bir seansta izleyeceğim ama neredeyse bu festivalin tüm filmlerini görmüş bir kaç ‘uzman’ kişiden duyduğum bilgiyi paylaşmadan geçmeyeyim. Andrei Konchalovsky’nin son filmi için “Festivalde tek bir film izleyecekseniz, o da bu olmalı,” diyorlar, haberiniz olsun. Atlas, 13:30