Dünyayı Beyoncé mi yönetecek?

Dünyayı Beyoncé mi yönetecek?
Dünyayı Beyoncé mi yönetecek?
Beyoncé'nin yeni albümü '4' duygusallığı silah olarak kullanıp kendini sevdirmeye çalışıyor ama sonuç, şimdiye kadar zarafeti ve enerjisiyle büyülemiş müzisyenden beklentilerin altında
Haber: GÖKHAN OĞUZ ÜNAL /gokinunal@gmail.com / Arşivi

MÜZİK
Beyoncé 4
Sony BMG


2011 birçok sanatçının nedense farklı şeyler sunma çabasıyla kendilerinden uzaklaştığı ve ortaya önceki çalışmalarına göre daha vasat albümler çıkararak bize peş peşe hayal kırıklığı yaşattığı bir yıl oluyor maalesef. Bu albümle ilgili beklentiler ise, söz konusu Beyoncé olduğu için fazlasıyla yüksekti, ta ki ilk single “Run the World”ü dinleyip, müziğin bilinçli olarak birileri tarafından sabote edildiği netleşmeye başlayana kadar.
R&B ve pop karışımı ballad’ların birbiri ardına sıralandığı ‘4’ çoğunlukla düşük ve orta tempo bir havaya sahip. ‘I Am... Sasha Fierce’ gibi öteki benliğinin hükmettiği coşkulu bir albümün ardından ‘4’ gibi ruhsuz bir isim seçmesi bile aslında yeterince tedirgin edici. Beyoncé’nin babası ve menajeri Matthew Knowles ile profesyonel anlamda yollarını ayırdığı ilk çalışması olması da enerjisi ve zarafetiyle büyüleyen o kadının yerine ortalama bir soul şarkıcısı ile karşı karşıya gelmenin şokunu bir nebze açıklıyor.
Öncelikle, albüm müzikal açıdan çok yetersiz. Gürültüye benzer müziğiyle sabır testine tabi tutulduğumuz ‘Run the World’ işkencesi, neyse ki albümün genel havasını yansıtmıyor. Aksine sürekli Beyoncé’nin vokal gücünü göstermek için kendini parçaladığı ve müziğin asla ön plana çıkmadığı Destiny’s Child vari ballad’lar çoğunlukta. 

Müzik sabit
Özellikle açılışı yapan ‘1+1’dan 5. sıradaki ‘Party’ye kadar sanki arkadaki müzik hep sabit kalmış da Beyoncé yeni sözlerle farklı şarkılar yaratmış hissi uyandırıyor. Albümün belki de en sıkıcı şarkısı da ironik bir şekilde parti ruhundan uzak, Kanye West ve Andre 3000 destekli parçası ‘Party’. Sonra yine sıkıcı ballad ve soul etkili şarkılar yaşama arzumuzu yavaş yavaş elimizden almaya başlarken tuhaf bir müziğe trompetlerin eşlik ettiği ‘End of Time’ kulaklarımıza biraz hareket getiriyor ama tekerleme-vari sözleri ve müziğin hiçbir yere varamamasından ötürü hüsranla sonuçlanıyor. Albümde melodik yönünün biraz olsun öne çıktığı şarkılar ise umut dolu ‘Start Over’, 80’ler esintili ‘Love on Top’ ve diğerlerinin yanında duygusunu daha iyi yansıtan ‘I Was Here’. Bonus şarkıların da albümdeki diğer bütün çalışmaların toplamından daha başarılı olması da ayrıca düşündürücü.
Sonuç olarak, ‘4’ duygusallığı bir silah olarak kullanıp kendini size sevdirmeye çalışsa da hiç kimsenin bu kadar düşük tempo şarkıyı peş peşe dinlemek ve anlamsız gırtlak oyunlarına maruz kalmasına razı değilim. Eğer, “dünyayı yönetecek kadınlar”ın ortak sesi Beyoncé olacaksa, lütfen bu albüm baz alınmasın zira herkes bunalıma girip kendini öldüreceği için ortada yönetecek kimse kalmaz!

Beyonce’nİn ‘Dİva’lık ALAMETLERİ...
*Dört kategoride Grammy’yle ödüllendirildiği 2004 Grammy Ödül Töreni’nde sahneye çıkıp ‘Dangerously in Love’ı söylediğinde, Prince’in bile ayakta alkışladığı unutulmaz bir performans sergiledi. 
* ‘Dreamgirls’ müzikalinin sinema uyarlamasındaki performansı Beyoncé’nin ‘Austin Powers: Avanak Kuş’tan sonra oyunculuktaki başarısını bir kez daha gösterdi.
*Bu sene Glastonbury Festivali’nin ilk kadın headliner’ı olarak tarihe geçen Beyoncé, repertuarına ‘Sweet Dreams’, ‘Sex on Fire’ gibi kendi tarzının dışındaki şarkıları da kattı ve bu değişikliğin de üstesinden geldi.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Beyonce

    ,

    Müzik

    ,

    Kadın

    ,

    Parti

    ,

    ödül

    ,

    kuş

    ,

    dolu

    ,

    silah

    ,

    Uzak

    ,

    Karşı

    ,

    Diva