Dünyayı 'kurtarmayanlardan' mısınız?

Duvarlara yansıtılmış videonun loş ışığıyla aydınlanan yüksek tavanlı galeri alanına girme anından itibaren zihninizi beş yaşındaki bir çocuğun sesi esir alıyor. Tekrarladığı İngilizce cümle boşlukta yankılanırken yürümeye başlıyorsunuz: "I decided not to save the world/Dünyayı kurtarmamaya karar verdim!"...
Haber: MÜGE BÜYÜKTALAS / Arşivi

Sergi alanında yürüdükçe yankılanan sesin sahibinin zihninde gezinir gibi oluyor insan. Henüz sosyal bütünün, modern davranış kalıpları ve çatışmanın cezbedici karamsar dünyasını tatmamış bir çocuk zihni bu. Ama bir yandan da dünyanın kurtarılmaya ihtiyacı olduğunu bilebilecek kadar duruma hâkim. Mevcut bilincini istediği gibi kullanıyor. ‘Bana ne, canım istemiyor’ der gibi çıkıyor işin içinden. Tepkinin yüzeysel tavrı alt metindeki sorgulamanın büyüklüğünü göstermek istercesine mütevazı. Küçükken “yapma çocuğum” denilen, büyüdüğündeyse anarşiye kadar gidebilecek bir soyut ironi hali. Mantıksızlığın sınırsız kullanıma sunulduğu, her şeye gülmeye izin verilen zamanlarda gibi. 

Tate Modern işbirliğiyle Salt Beyoğlu’nun ikinci katında sergilenen işler Momira Al Solh, Yto Barrada, Mircea Cantor ve “Slavs and Tatars” isimli sanatçı kolektifine ait. Sergiye adını da veren “Dünyayı Kurtarmamaya Karar Verdim” isimli video çalışması Mircea Cantor imzalı. Videodaki küçük bey aynı zamanda sanatçının oğlu. Slavs and Tatars, çalışmalarının odağını, coğrafi olarak eski Berlin Duvarı’nın doğusundan Çin Seddi’ne kadar uzanan alanla, yani Avrasya ile sınırlandıran bir sanat kolektifi. Hal böyleyken tahmin edebileceğiniz gibi Avrasya ülkelerinin hemen hepsinin mustarip olduğu kültürel dönüşüm ve modernleşme halleri, kolektifin işlerinde ele aldığı temel konulardan biri. ‘Mistik Protesto’ isimli iş girişte sağ duvarı tamamiyle kaplamış. Müslüman inancında simgesel bir dile sahip olan yeşil renkten yola çıkarak, yeşil floresanlarla aydınlatılan duvarda nesiller arası çelişkiye ironik bir gönderme dikkat çekiyor: “It is of Utmost Importance that We Repeat Our Mistakes as a Reminder to Future Generations of the Depths of Our Stupidity/Gelecek Nesillere Aptallığımızın Derinliklerini Hatırlatmak için Hatalarımızı Tekrarlamak Son Derece Önemli” .
İş yapmama fikrinden yola çıkan video çalışmasında Momira Al Sohl, yaşadığı yer, ülkesi Lübnan, savaş, aşk, tepki, tepkisizlik ve hayatta karşısına çıkan tesadüfleri kadınsal bir duyarlılıkta harmanlamış. Kırmızı ayakkabılarıyla attığı her adımda yeni bir kapıyı aralıyor gibi. Öyle bir hikâyeye doğru çekiyor ki izleyiciyi, Othello’dan, avokadodan bahsederken, savaş sırasında balıkçıların balık tutmasına getiriyor sözü. Kimlik sorunları ve pişmanlıklarla samimiyet sınırlarını yukarı taşıyor işinde. Hiç çekinmeden kendi çelişkilerini dile getiriyor. Konudan konuya geçerken sigara paketine yapılan yakın plana takılıyor gözüm: Flemenkçe “Roken is dodelijk” yazıyor; “Sigara içmek öldürür”. 

Serginin bir handikapı var ki, o da yabancı dil bilmeyenler için gerek farklı malzeme ve mecralarda sergilenen yazılı işlerin gerekse de videoların Türkçe altyazı ya da çevirilerinin olmaması. Yine de bu duruma fazla takılmıyor ve her sergi ayrı bir tecrübedir deyip çıkıyoruz.