Düpedüz bir dâhi

Düpedüz bir dâhi
Düpedüz bir dâhi
Çok iyi bir oyuncu olduğu konusunda herkes hemfikir. Ama nedense 'Köstebek'teki performansına kadar Oscar'a aday gösterilmedi. Varsın bu da Akademi'nin ayıbı olsun
Haber: SEVİN OKYAY - sevin.okyay@radikal.com.tr / Arşivi

Gönüllerde ilk kez ‘Sid and Nancy’ ile yer etmişti. Tabii, özellikle Sex Pistols seven, Sid Vicious’a hayran olan, Chelsea Oteli’nin de varlığından haberdar gönüllerde... Bütün profillerinde onu şöhrete taşıyan film olarak ‘Sid and Nancy’den söz edilir. Yıl 1986.
Ardından da Stephen Frears’in yönettiği ‘Prick Up Your Ears’de, sevgilisi Kenneth (Alfred Molina) tarafından öldürülen oyun yazarı Joe Orton’u oynadı. Tom Stoppard’ın yazıp yönettiği ‘Rosencrantz and Guildenstern Are Dead’de ise ‘Meantime’de de birlikte çalıştığı Tim Roth’la ikisi, ‘Hamlet’in filme adlarını veren ikinci derecede iki karakterini oynamışlardı. 1958’de Londra’da doğan Oldman, kendi kuşağının en iyi İngiliz aktörü sayılır. Hem de Büyük Britanya iyi aktör sıkıntısı çekmeyen bir ülke olduğu halde. Tarihi kişilikleri ve kurmaca canavarları memnuniyetle hayata geçirmiştir. Farklı karakterlerden yılmayan yürekli bir oyuncudur. Aksi halde Sid Vicious’a, Lee Harvey Oswald’a (JFK), Beethoven’e (Immortal Beloved) ve Kont Dracula’ya (Bram Stoker’s Dracula) can vermeyi kabul edip hepsini aynı rahatlıkla oynamakta zorlanırdı. Aksanlar konusunda ise mükemmeldir. Aktör arkadaşı Ray Winston’a göre -Ki, o da yetenek sıkıntısı çekmemiştir hiç- Oldman düpedüz bir dâhi.
Gösterimi devam eden ‘Köstebek’teki George Smiley rolü kendisine önerilince biraz tereddüt ettiğini, teklifi hemen kabul etmediğini söylüyor. Ne de olsa, önünde aşılması zor bir örnek var: 1979 yapımı, yaklaşık beş saatlik BBC dizisi ‘Tinker Tailor Soldier Spy’da bu karakteri büyük bir başarıyla oynayan Sir Alec Guinness. Yazarın onun performansından çok etkilendiğini ve sonraki Smiley kitaplarında karakteri onun performansı üzerine inşa ettiğini söylerler.
Oldman, televizyon dizisini izlemiş. Herkes sosyal faaliyetlerini haftada o bir saati boş bırakacak şekilde ayarlarmış zaten. “Guinness’in Hayaleti” diyor. Onun yerini almanın hiç de kolay olmadığını düşünmüş. Ama reddedilmeyecek kadar da iyi bir teklifmiş. Sonuçta ortaya farklı yorumlar sonucu, farklı denebilecek iki karakter çıkmış. Guinness’in Smiley’sinin insanın bağrına basmak isteyeceği bir karakter olduğunu düşünüyor, “Benimki ise biraz daha soğuk. Kitapta ve bizim filmimizde onun biraz zalim bir yanı da olduğunu düşünüyorum.” Aktör Smiley’de sakin, incelikli bir oyun sunmuş. Özellikle Karla ile karşılaşmasını anlattığı bölümde cidden muhteşemdi. Bir de kendisinin “Fanteziyle geçirdim” diye tanımladığı on yıllık bir dönemi var. Batman filmlerinde polis Jim Gordon ile üç Harry Potter filminde Sirius Black. Bu dönemde başka şeyler de yaptığını söylerken, fotoğrafçı Donya Fiorentino’dan olan iki oğlunu, Gulliver ile Charlie’yi tek başına büyütmesinden söz ediyor. Daha önce de iki kere evlenmişti: Önce Alfie diye bir oğlu olan İngiliz aktris Lesley Manville’le, sonra da Uma Thurman’la.
2008 yılının son günü, dördüncü eşi olan şarkıcı Alexandra Edenborough ile evlendi. Yarı ABD ’de, yarı İngiltere’de yaşamaya çalışıyorlar. Gary Oldman evlilikleri ve alkolizmle mücadelesiyle de (bir ara dili yeşil olmuş) bilinir ama asıl unutulmayan yanı ‘müthiş çocuklar’dan ziyade, müthiş performansları olacak.

DÜZENDIŞI TİPLERİN ADAMI
Kimileri onun sıradışı, düzendışı tipleri başarıyla canlandırdığını ama abartıya kuvvet verdiğini iddia eder: ‘Romeo Is Bleeding’, ‘Sevginin Gücü/Leon’, ‘Bram Stoker’s Dracula’, ‘True Romance’, ‘Hannibal’. İlk ikisinde ahlaksız polisi oynuyordu. Coppola’nın filminde Kont’un ta kendisiydi. ‘True Romance’te karaderili bir gangster olduğuna neredeyse emin olan pezevenk Drexel, ‘Hannibal’da milyarder Mason’dı. Ama bunların hepsi itinayla çizilmiş karakterlerdir. Sevimsiz Kont Drakula’yı sarsan aşkı da ancak Gary Oldman bu kadar iyi anlatır.