'Düşlerin Sonu'na ağıt

'Düşlerin Sonu'na ağıt
'Düşlerin Sonu'na ağıt
Danimarkalı sanatçı Nikolaj Bendix Skyum Larsen'in Akdeniz'i geçmeye çalışırken hayatını kaybeden göçmenlere ithaf ettiği sarsıcı enstalasyonu 'Düşlerin Sonu', 29 Mart'a kadar Salt Galata'da.
Haber: HÜLYA AVTAN - hulyavtan@gmail.com / Arşivi

Göç meselesi üzerine çalışmalarını sürdüren sanatçının “Düşlerin Sonu” çalışması, 2011 senesinde (Selanik) Thessaloniki Bienali kapsamında sergilenen ‘Ode to Perished’ (Ölülere Gazel) çalışmasının devamı niteliğinde de düşünülebilir. Zira önceki çalışmasında olduğu gibi bu çalışmasında da sanatçı kıyılar arası insan trafiği ve genelde suyun alında son bulan çaresiz yolculuğa odaklanıyor.
Larsen “Düşlerin Sonu”nda Avrupa ’dan Akdeniz’e göç etmeye çalışan insanları merkeze alırken tekinsiz ve aslında nereye olduğu bilinmeyen yolculukla beraber göçmenlerin içinde bulunduğu karmaşık durumun da altını çiziyor. Göçün ekonomik ve politik boyutları kadar duygusal ve sosyal yanını da sorguluyor.

CESET TORBALARINI ANDIRAN BETON HEYKELLER



Larsen çalışmasına başlarken ceset torbasını andıran beton kumaş heykelsilerin Calabro Limanı’nından bir sal aracılığı ile suya indirilerek, sualtında organizmalarla kaplanması fikrinden hareket etmiş. Proje için neden Calabro Limanı’nı tercih ettiğinin sanatçı için pek çok cevabı var. İtalya’nın sosyal ve coğrafi kimliğinin okumasını göç üzerinden yapmak isteyen Larsen, Calabro Limanı’nın kritik bir öneme sahip olduğunu düşünüyor ve bölgenin arkeolojik ve tarihi zenginliği üzerinden tarihsel tabakalanmayı da görme şansı yakalamayı amaçladığını belirtiyor.
Fakat “Düşlerin Sonu”nun sanatçının bu döneme kadarki işlerinden ayrılan önemli bir yanı var. Çünkü söz konusu projenin hayata geçirilmesi aşamasında beklenmedik bir fırtına ceseti andıran heykelsilerin olduğu salı parçalamış. Sanatçının temel derdiyle tuhaf şekilde örtüşen bu olayı Larsen ‘doğanın müdahalesi’ olarak tanımlıyor ve bunun işe katkı sağladığını düşünüyor. Çünkü bu gelişmeyle “Düşlerin Sonu” farklı bir yöne evrilmiş. Fırtınanın yarattığı travma ve tehlike duygusunun daha güçlü bir ifadeyi yakalamayı da mümkün kıldığını düşünen Larsen bu olayın da etkisiyle yeni bir kompozisyon yaratmanın peşine düşmüş. Bir dalgıç ekibiyle anlaşan Larsen, bu yolla hem suyun altında dağılan heykel parçalarının toplanabilen kadarının toplandığı, hem de su altında yapılan çekimle 5 kanallı HD videoların bir araya geldiği bir enstalasyon oluşturmuş. Göç, göç meselesi ve bunun olası tehlikeleri yahut sonuçları üzerine çalışan Larsen’in enstalasyonu söz konusu tesadüfün yarattığı gerçeklik ile çok daha güçlü bir anlatım kazanıyor.

GÖÇ FİLMLERİNİ KAÇIRMAYIN
Salt Beyoğlu sergi boyunca sergiye paralel film gösterimlerine de ev sahipliği yapacak. Açık Sinema kapsamında gerçekleştirilecek gösterimler Larsen’in yine göç odaklı filmlerinden oluşuyor. ‘Vadedilmiş Topraklar’, ‘Meriç’ten Yansımalar’ ve ‘Mevsim Sonu’ filmlerinin her birinde göç konusu farklı açılardan ele alınmakta. İlk olarak 20 Şubat Cuma günü Mevsim Sonu’nun gösterimi yapılacak. Filmde Larsen Meriç kıyısında yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya göç etmek için en çok kullandıkları nokta olan Üyülüktatar’ı merkeze alıyor. Larsen, bir taraftan ekonomik nedenlerle köyün dışına göç etme ihtiyacı duyan gençlerin hikâyesini anlatırken, diğer taraftan da mevsimlik işçi olarak gelen Romanların köyün hemen dışında kurdukları kamp alanı ikiliğine dikkat çekiyor.
Sanatçının Sharjah Art Foundation desteği ve Danish Art Council katkılarıyla İtalyan sanat kurumu ‘qwatz’ta konuk olduğu dönemde ürettiği “Düşlerin Sonu” çalışmasını 29 Mart tarihine kadar ziyaret etmeniz mümkün.