Edward Norton: Tiyatroda oynamak oyunculuk kaslarımı güçlendiriyor

Edward Norton: Tiyatroda oynamak oyunculuk kaslarımı güçlendiriyor
Edward Norton: Tiyatroda oynamak oyunculuk kaslarımı güçlendiriyor
"Birdman" filminin oyuncularından, ünlü Hollywood yıldızı Edward Norton, Radikal'in Hollywood muhabiri Aida Takia O'Reilly'ye konuştu.

RADİKAL - Bu yıl 9 dalda aday gösterilen Birdman filminin yıldızı Norton, Radikal’in New York muhabiri Aida Takia O’Reilly ile New York Palace Hotel’de görüştü. Ünlü yıldız Başkan Obama’yla yaptıkları çalışmalardan, sosyal medyanın gücüne kadar pek çok konudan bahsetti.

Oyunculuk kadar çok narsizm, kibir ve ego içeren başka bir meslek daha yok bence…Gazetecilik de var? (Gülüyor)

Haklısınız! Peki bunlarla nasıl baş ediyorsunuz? Buna karşı silahınız nedir?
Çalışmaya devam etmek. Bu işi yaparken aslında kendinizi çok mütevazi hale gelmiş bulabiliyorsunuz. Bunun da iki sebebi var. Öncelikle elinizde ilginç bir konu varsa, her zaman bunu doğru şekilde vermek için uğraşıyorsunuz. O zaman da kendinizi pek de büyük göremiyorsunuz. Elinizdeki konu karmaşıksa, sizi bir şekilde mütevazi hale getiriyor. Sınırlarınıza karşı geliyorsunuz ve bence bu da psikolojiyi pozitif şekilde etkiliyor. Filmlerde görev alan kişiler, yani oyuncular ve film ekibi, uzun günler boyunca hep beraber çalışmak zorunda. Bence bu da insanın ayaklarının yere basmasını sağlayan şeylerden biri. Alejandro’nun ya da Wes Anderson’ın filmlerinde oynadığınızda pek de para alamıyorsunuz. O yüzden de egoya ya da herhangi bir zaman kaybına imkan olmuyor. Ayrıca bu deneyimler sayesinde ayaklarımın yere daha sağlam bastığını da hissediyorum. Film çekmediğimde bir şeyler yazıyor oluyorum. O da insanı yalnız bırakan ve pek de havalı olmayan bir uğraşı. Bu yüzden bana göre bencilliğe karşı en iyi antikorlar iş ve aile yaşamı.

Hem sinema filmlerinde, hem de tiyatro oyunlarında yer aldınız. Aslında bu işe de tiyatroyla başladınız. Tiyatro size bir film aktörü olarak neler kattı?Güzel bir soru. Sanırım tiyatro eğitimi almak ve sahneye çıkmak size güzel bir kas yapısı sağlıyor. Fakat aynı zamanda film çekiminde ortaya çıkan oyunculukta ve kamerayla olan yakın ilişkideki nüans başka hiçbir yerde yok. Tiyatrodan gelen oyuncuların kamera karşısında zorlandıklarına şahit oldum. Bu yüzden bir şey demem zor. Temeldeki şeyler aynı olmakla beraber, kamera ve tiyatro arasındaki gidip gelmelerin insana farklı bir enerji verdiği de gerçek. Sadece sahnenin kocaman olmasından değil, seyircilerin enerjisinden de etkileniyorsunuz. Bu da genellikle filmlerde karşılaşmadığınız bir durum. Ancak bazen tiyatroda oynarken kendimi maraton koşucusu gibi hissediyorum. ‘Oyunculuk kaslarım’ güçleniyor, fitness’a gitmiş kadar oluyorum. Belki de dayanma gücüm arttığı içindir. Bunu nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum. Yapmanız gereken şeylerin miktarı gittikçe artıyor. Eseri sırtınızda taşıdığınızı hissediyorsunuz. Bu yüzden de daha ‘fit’ hissediyorsunuz.

Birdman filminde oynadığınız Shiner karakteri ‘yalnızca sahneye çıktığında normal hissettiğini’ söylüyor. Sizce bu bir aktörün kaldırabileceğinden fazla bir şey mi?
Bilemem. Tüm aktörler adına bir genelleme yapmak yanlış olur. Bence insanların bu işle arasındaki ilişki değişkenlik gösterebilir. Bazı insanlar müthiş bir şekilde otomatik pilotta ilerliyor. Tüm deneyimlerinden yara almaksızın kurtuluyorlardır belki. Sonra da normal yaşamlarına geri dönmek için can atıyorlardır. Öte yandan bazı insanlar da ne kadar yüksek bir seviyede olursa olsun kendilerini hem iş, hem de geri kalan her şey için zorlayıp duruyorlardır.

Başkan Obama’nın Sanat ve Beşeri Bilimler Komitesi’ndeki üyeliğiniz devam ediyor mu?
Evet.

Obama’yla bir bağış etkinliğinde mi tanıştınız?
Politikacılar için bağış toplanılan etkinliklerle ilgili pek bir deneyimim yok. Daha önce Hollywood’da yapılan ve adayları desteklemek için düzenlenen büyük bağış etkinliklerine de katılmadım. Adaylara destek olmak gibi şeyler yerine, insanların oy vermesini sağlayacak kampanyalar gibi, kendime yakın gördüğüm konulara yöneliyorum. Ya da mesela üniversitelere gidip oy verilmesi çağrısında bulunuyorum. Genç insanların harekete geçmesini, büyük çekler yazılmasından daha anlamlı buluyorum.

Peki Başkan’la tanıştınız mı?
Evet tanıştım ve birkaç kez de karşılaştım. Ama genellikle bu Komite’nin çalışmaları çerçevesinde görüştük. Komite’deki programlardan birinde sanat ve eğitime destek vermek konusunda çalışıyoruz. Her yıl Başkan ve First Lady, gençlerin sanata olan ilgisini artırmaya çalışan programlara destek olmak için ödüller dağıtıyor. Orada karşılaşmıştık. Bir de Ulusal Sanat Madalyası etkinliğinde bir araya geldik. Bu kutlamalar, sanat alanında pek çok şey elde eden insanların onore edilmesini sağlıyor. Bay Başkan da sanatın değerini ve bunun milli eğitim müfredatında yer almasının ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlamış vaziyette. Benim için de büyük mutluluk.

Filmde sosyal medyanın kullanımına ve ünlülerin bununla ilgili yaşadığı zorluklara değiniliyor. Siz de Twitter’ın çevre için kullanılmasına destek veren birisisiniz. Bu tip konularda sosyal medyanın güzel bir araç olduğunu düşünüyor musunuz?Sosyal medya konusunda negatif bir bakış açım yok aslında. Sosyal medya, pek çok farklı şeyin birleşimi haline geldi. Artık her şeyi tek bir kategori altında değerlendirmek zor olur. Örneğin genç insanların kullandığı bazı şeyleri hiçbir şekilde anlamıyorum. Ancak bizim sitemiz Crowd Rise’da olduğu gibi, büyüklerin kullanabileceği şeyler de var. Site üzerinden insanların katılım yaptığı hayır işleri düzenlenebiliyor. İnsanlar site sayesinde 1 yılda 250 milyon dolarlık bağış topladı. Bu harika bir şey bence. İnsanlar kendi tanıdıklarını kullanarak geleneksel ya da gelenek dışı güç odaklarına bağlı kalmaksızın bir araya gelebiliyor. Bunların büyüleyici olduğunu düşünüyorum. Her şey öyle hızlı şekilde evriliyor ki, konuyla ilgili sabit bir görüşümüzün olması olanaksız. Sosyal medyadaki etkileşimimi, bana otantik gelen şeylerle sınırlı tutmaya çalışıyorum. Olayları takip edebilmek için belirli şeyleri mutlaka yapmanız gerektiğine inanmıyorum. Ancak belirli konulara meraklı olan insanlarla iletişim kurmak adına güçlü araçlar olduklarına inanıyorum. İnsanlar “bu konuya benim gibi ilgi gösteren başkaları da varmış. O zaman bu konuya biraz daha vakit ayırabilirim” diye düşünüyor. Sonra fikirler su dalgası gibi halka halka yayılıyor. İşte ben de bunu çok seviyorum. Herkesin iletişim kurabilmesi için çok pozitif bir yol. “Hayranlar” kelimesini kullanmak istemiyorum ama, filmlere ilgi gösteren kişiler ile sanatçılar arasında da böyle bir iletişim kurulabiliyor.

Motherless Brooklyn adında bir filmi yönetme planlarınız vardı. O proje ne durumda?
O proje üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Finansmanı bir araya getirmeye, oyuncular bulmaya ve yeşil ışık yapmadan çnceki tüm aşamaları hazırlamaya çalışıyoruz. Projeye odaklanmış durumdayız. Yakında başlayabileceğimizi düşünüyorum ve çok heyecanlıyım. Çok güzel bir iş olacak bence.