Eksiği yok fazlası var...

Eksiği yok fazlası var...
Eksiği yok fazlası var...
Barış Atay'ın ilk yönetmenlik çalışması 'Eksik',12 Eylül faşizminin darmadağın ettiği bir ailenin yıllar sonra bir araya gelmesi üzerinden sosyolojik bir bakışa soyunuyor. Film, son dönemde vizyona çıkan en iyi yerli yapımlardan biri.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

EKSİK (3.5/5)
Yönetmen: Barış Atay
Oyuncular: Özgür Emre Yıldırım , Nur Sürer, Barış Atay, Toprak Sağlam, Şebnem Sönmez, Funda Eryiğit, Sarp Akkaya ve Uğur Polat
Yapım: 2014, Türkiye
Süre: 110 dakika

12 Eylül, bugünden bakıldığında uzak bir geçmişi tarif eder gibi görünse de hem kitleler hem de teker teker bireyler üzerindeki etkisi ve yarattığı tahribat dolayısıyla artçı sarsıntılarını halihazırda hissettiğimiz toplumsal travmalarımızdan biri olmayı sürdürüyor. Üstelik sistem ona olan inancını pek kaybetmemiş durumda, ‘YÖK’ gibi, ‘Yüzde 10 seçim barajı’ gibi miraslarını devralarak yoluna devam ediyor. Cunta dönemi sonrası siyasi süreçte Özal’la birlikte toplumun her yanına nüfuz eden ‘liberalizm’le birlikte tek değerin neredeyse para olduğu bir modelin üzerindeki çalışmalar bütün hızıyla sürmekte. Öyle ki yakın geçmişte kıyının en ucunda gibi görünen muhafazakârlık da kabuk değiştirip sisteme entegre olurken benzer şekilde tüketim toplumunun yeni bir bileşeni olup çıktı.


Oyuncu Barış Atay, ilk yönetmenlik adımı olan ‘Eksik’te 12 Eylül faşizminin darmadağın ettiği bir ailenin yıllar sonra bir araya gelmesi üzerinden genel bir sosyolojik bakışa soyunuyor ve girişte özetlemeye çalıştığım genel çatının bireyler üzerindeki tahribatını son derece gerçekçi bir öyküyle önümüze atıyor. Film, asker eskisi dedesinin yanında yetişen Deniz’in (ki dede tarafı ona Türker ismiyle hitap ediyor), işini kaybettikten sonra sadece varlıklarından haberdar olduğu annesi ve kardeşinin yanına gidip eksik parçaları birleştirme çabası üzerine odaklanıyor. Deniz, karşısına çıkan tabloda engelli bir kardeş ve hayata zar zor tutunmuş bir anne buluyor. Peşi sıra kimi gelişmeler, genç adamı bambaşka sorumlulukların parçası haline dönüştürüyor.


Naçizane ben hâlâ bir filmin asıl gücünün, yarattığı atmosfer ve vermek istediği duyguyu seyircisine geçirmesinde yattığına inanıyorum. Bu açıdan ‘Eksik’, bir ilk film olarak çokluklarıyla öne çıkan bir yapım olmuş. Yönetmen koltuğundaki Atay, çoğu hüznün eşlik ettiği ve gözyaşlarımızı esir aldığı sahnelerde 12 Eylül faşizminin bireyler üzerinde yarattığı yıkımın izlerini sürmüş ve şimdiki zamandaki yansımalarını perdeye etkileyici bir duygu yüküyle taşımış. Mehmet Kala-Şeref Nokta ikilisinin imzalarını taşıyan senaryo özelliklere diyaloglarda çok başarılı.


Ve tabii ki bu kesif öyküyü ete kemiğe büründüren oyunculuklar... Deniz’de (Türker) yükü Barış Atay üstlenmiş. Anne Melek’te Nur Sürer var. Engelli kardeşte Özgür Emre Yıldırım’ı, komşu Dilek’te Toprak Sağlam’ı izliyoruz. Hepsi çok çok başarılı performanslara imza atmış. Ben doğrusu girişte Uğur Polat’ın kısa rolünü de çok beğendim.

Sonuç? 12 Eylül’den günümüze geçişin üstesinden gelmeyi de zarifçe başaran ‘Eksik’, son dönemdeki en iyi yerli yapımlardan biri. ‘Buyrun salona’ derim...