Eleştiriyi özgürleştirmek

Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin (AICA) Türkiye şubesi bundan bir yıl önce kuruldu. Aslında yarım yüzyılı geride bırakmış, köklü bir kurum AICA; Türkiye şubesi de daha önce bir kez kurulmuş ama sürekli olamamış.
Haber: TUNA GÖNEN / Arşivi

İSTANBUL - Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin (AICA) Türkiye şubesi bundan bir yıl önce kuruldu. Aslında yarım yüzyılı geride bırakmış, köklü bir kurum AICA; Türkiye şubesi de daha önce bir kez kurulmuş ama sürekli olamamış. Derneğin ikinci kuruluşunda Türkiye sanat ortamının aktif aktörlerini bir araya getiren ve uluslararası merkezle bağlantıyı kuran kişi Beral Madra. Küratör ve sanat yazarı olarak uzun yıllardır sayısız etkinliğe imza atan ve pek çok ilki gerçekleştiren Madra, "Birikimimi olabildiğince çabuk, benden sonrakilere aktarmaya çalışıyorum" diyor.
AICA Türkiye bir yılda, bir STK'nın kuruluş aşamasında karşılaştığı her tür bürokratik ve maddi engelle boğuşurken boş durmadı ve etkinlikler de yaptı. Geçen bienalde ve 8 Mayıs Avrupa Kültür Günü'nde uluslararası katılımcıların da yer aldığı iki etkinlik düzenledi; bunlardan ilkini kitaplaştırdı. Şimdi de iki sanatçıya Onur Ödülü verecek: Sarkis ve Füsun Onur. Bugün yapılacak olan ödül töreni çok özel bir güne denk getirildi.
8 Aralık, Uluslararası AICA'nın 50 yıl önceki İstanbul kongresini yaptığı tarih. Bu kongre için Türkiye'ye gelen zamanın ünlü eleştirmenlerinden kurulu jüri, Yapı Kredi Bankası'nın 'İş ve İstihsal' adlı yarışmasında görev yapmıştı. Aliye Berger'in birinci seçildiği o yarışmaya katılan resimler de şu sıralar Yapı Kredi tarafından aynı başlıkla sergileniyor. Beral Madra'yla AICA Türkiye'yi konuştuk.
Uluslararası AICA'dan söz eder misiniz? Uluslararası sanat ortamındaki etkinliği ve önemi nedir?
Uluslararası AICA, 1948 ve 1949'da Paris'te UNESCO merkezinde yapılan iki kongre ile kurulmuş. Amaç, savaş sonrasında çağdaş yaratıcılığı desteklemek, sanat eleştirmenlerinin sanatçılara ve topluma karşı sorumluluklarını belirlemek ve sanat tarihine katkılarını geliştirmek olarak belirlenmiş. 1951'de bir sivil toplum kuruluşu olarak kabul edilmiş. Görsel sanatlarda eleştirel disiplinlerin desteklenmesi, yöntemlerin ve ahlaki temellerin belirlenmesi, derneğin üyelerinin haklarının savunulması, uluslararası bilgi akışının ve iletişimin sağlanması, farklı kültürlerin yakından tanınması ve anlaşılması, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında sanatsal iletişimin kurulması gibi ana ilkeler geçerliğini koruyor. 71 ülkede şubesi olan AICA'nın kongreleri küresel kültür gelişmelerine temel hazırladı.
AICA Türkiye'nin kuruluşundaki en önemli motivasyon ne oldu?
Türkiye'deki kültür sanayii gelişmeleri AICA gibi bir derneğin kurulmasını kaçınılmaz kıldı; kültür sanayii içinde eleştirel düşüncenin önemi bu tür üretimi yapan insanların ortak hak, çıkar ve eylemler açısından bir araya gelmelerine neden oldu. İlişkilerim dolayısıyla bu işi başlatmak da bana düştü. 2002'de AICA başkanı Kim Levin ve ondan sonra başkan olan Henry Meyric Hughes'in ısrarlarıyla derneği kurmayı üstlendim. AICA Türkiye bir STK olarak zaman içinde eleştirmen, sergi yapımcısı (küratör), sanat uzmanı/danışmanı, sanat ve kültür yayıncısı ve editörü, TV sanat ve kültür programcısı, belgesel film yapımcısı gibi meslekleri çatısı altında toplayacaktır.
50 yıl önce AICA'nın Türkiye'de yaptığı kongreden söz eder misiniz? Nasıl gerçekleşmiş, önemi neydi...
Uluslararası AICA'nın 1954'te İstanbul'da yapılan kongresi kuşkusuz rastlantısal değil; Türkiye'nin NATO üyesi olmasının ve de Batı ile kültürel ilişkisini pekiştirmesinin sonucu olsa gerek. O dönemdeki sanatsal üretimin de bu tür bir uluslararası heyetin önüne çıkma gereksinimi olsa gerek. Bilindiği gibi Aliye Berger AICA'nın İstanbul'da toplanan kongresi nedeniyle Yapı Kredi Bankası'nın düzenlediği yarışmada ilk yağlıboya çalışmasıyla birincilik ödülünü aldı. Dikkatimi çeken başka bir özellik bu işe özel sektörün destek vermesi; belki de günümüzdeki anlamıyla ilk sponsorluk eylemi sayılır bu. Kuşkusuz bir kadın sanatçının ödül almış olması da rastlantısal değil. Ama bu olayın Türkiye'deki sanat eleştirisinin gelişmesine ne boyutta katkı sağladığını tartışmak gerekiyor.
AICA Türkiye olarak kısa sürede pek çok etkinlik yaptınız, bunlardan söz eder misiniz?
AICA Türkiye, daha kurulma aşamasında sanat eleştirisi ve küratörlük üstüne uluslararası bir çalıştay ve açıkoturumu 8. Istanbul Bienali çerçevesinde gerçekleştirdi. Bu etkinlik kitaplaştı. Kitap, İstanbul'da gerçekleşen sanat/kültür tartışmalarının, AB ülkelerine yansıtılması açısından önemli bir işlev de taşıyor. 8 Mayıs Avrupa gününde Avrupa Kültür Derneği ile ortak bir sempozyum düzenledik; bu da kitap olacak.
Birinci yılınızı iki ödülle perçinliyorsunuz. Ödülleri kimler alacak?
Ödülün çağdaş sanat alanındaki çalışmalarıyla yerel ve uluslararası platformda öncü bir tavır sergileyen sanatçılara verilmesi kararlaştırıldı. Aliye Berger'in zamanın ruhuna yanıt veren, sanatın yönünü değiştirebilen, topluma yeni bir vizyon sunan ilerici, sıradışı ve yürekli tutumu, ödül verilecek sanatçının seçiminde bir kıstas olmuştur. AICA Türkiye yönetim kurulu bu yılki ödülün, Sarkis ve Füsun Onur'a verilmesine karar verdi. Etkinlik için Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Dedeman Otelleri destek veriyor.
Sanatın her alanında eleştiri yoksunluğundan yakınılırken, Türkiye'nin hem de uluslararası bir sanat eleştirmenleri derneği olması bu alanda yeterli birikimi olduğunu mu gösteriyor, ne dersiniz?
Yaşadığımız bölgede yakın geçmişin özgürlük travmalarında karşın-en gelişmiş demokrasi Türkiye'de ve eleştirel düşüncenin sağlam temelleri var; geleneksel, modern ve post-modern sanat üretiminin birikimini de eklerseniz, eleştiri yok demek için bir neden yok. Ne ki, yaratıcılık üretimini besleyen parasal kaynakların özgür eleştiri süreçlerine müdahalesi söz konusu. Özellikle bu noktada AICA gibi derneklerin varlığı önemli olabilir. Bağımsızlık sağlamak açısından fonların yönlendirilmesi sağlanabilir.
Ecevit, 50 yıl önceki AICA'yı anlatacak
AICA Türkiye bugün saat 18.00'de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Oditoryumu'nda düzenleyeceği törende Sarkis ve Füsun Onur'a Onur Ödülü verecek. Tören öncesinde yine aynı mekanda Uluslararası AICA'nın İstanbul kongresinin 50'inci yıldönümü vesilesiyle bir toplantı gerçekleştirilecek. Bülent Ecevit'in de katılıp 50 yıl önceki atmosferi anlatacağı toplantı saat 10.45'te başlayacak. Saat 13.00'e kadar sürecek toplantıya Ecevit'in yanı sıra Uluslararası AICA Başkanı Henry Meyric Hughes, yazar Enis Batur, Maçka Sanat Galerisi'nden Rabia Çapa ve MSGSÜ'den Zeynep İnankur ve Beral Madra da katılacak. Tel: 0212 231 10 23