Eli sopalı 'Krallık'...

Eli sopalı 'Krallık'...
Eli sopalı 'Krallık'...

Göynük te çekilen Kadınlar Krallığı şubat ayında gösterime girecek. FOTOĞRAF: ELİF TUNCA

İktidarın kadınlarda olduğu bir ortamda geçen 'Kadın Krallığı'nın çekimleri Bolu Göynük'te sürüyor. Filmde Zambak Sultan'ı canlandıran Serap Aksoy, 'Muazzam bir şiddet ve iktidar ilişkisinin ortasında eli sopalı bir anneyim. İlk defa böyle bir rol oynuyorum. Derin bir sorgulama gerektiriyor' diyor
Haber: ELİF TUNCA / Arşivi

BOLU - Oyuncu kadrosunda Serap Akoy, Ali Düşenkalkar, Levent Ülgen ve Ceren Soylu gibi isimlerin bulunmasının haricinde adından fazla bir şey bilmediğimiz ‘Kadın Krallığı’nın Bolu, Göynük’teki setine doğru gidiyoruz. O arada Sezen Aksu’dan ‘İzmir‘in Kızları’ çalıyor; ‘Dişidir, anadır, efedir gidinin tatlı huysuzları...’ Filmdeki kadınların tam da böyle olacağını biliyoruz. Bilmediğimiz, filmi hayata geçiren ekibin yaşadığı tesadüflerin yanında bunun hiç kalacağı...
Uzun ve bol sarsıntılı yolculuğun ardından 45 bin metrekareye yayılan, dağları, yeşilliği, gölü ve yedi muhteşem değirmeniyle insanın aklını başından alan ‘doğal çekim platosu’ beliriyor. Bütün bu alan kadınlara emanet! Zira vaktin birinde neslin devamı, kadının itirazıyla tehlikeye düşünce iktidar sopası kadınlara devredilmiş. Şimdi buraya Zambak Sultan hükmediyor, Ambar Sultan maçolukta sınır tanımıyor! Kaldıray, Dübürük, İmdat, Göbelek gibi erkeklerse kadınlar kahvede, eğlencedeyken hem ağır işlere koşuyor, hem çocuklarını büyütmeye çalışıyor. Aslında anlaşılabileceği gibi durum şimdikinden çok farklı değil, Istrati’nin deyimiyle sadece ‘ezenlerle ezilenler’ yer değiştirmiş.
Film için pek çok alıntı yapılabilir, ki en özlülerinden birini Ambar Sultan rolündeki Ceren Soylu dile getiriyor: “Ingeborg Bachmann, ‘ Faşizm iki insan arasında başlar’ demişti. Bunun örneklerini üçüncü sayfalarda görüyoruz ama unutup geçiyoruz. Ben anaerkil bir aileden, güçlü kadınların olduğu bir aileden geliyorum. Yani iktidar kadınlarda olsa elbette asla kadınlar böyle bir şey yapmaz derdim. Sonra sonra başka faşizmler olduğunu fark ettim. Yönetmen ve senaristle ilk görüşmede bunu tartıştık yarım saat. Aslında kendimle yüzleşiyorum.”

Uykularım kaçıyor
Yüzleşme yaşayan sadece Soylu değil. ‘Zambak Sultan’ Serap Aksoy da bu konuda ne kadar zorlandığını itiraf ediyor samimiyetle: “Muazzam bir şiddet ve iktidar ilişkisinin ortasında katı, acımasız, eli sopalı bir anneyim. İlk defa böyle bir rol oynuyorum. Derin bir sorgulama gerektiriyor, bu yönüyle çok zor ve yorucu. Her sahneden önceki gece uykularım kaçıyor. Her saniye iktidar ego ve şiddeti düşünmek çok yorucu.”
Kadınlar sorgulamalarıyla yüzleşirken meseleye, yapımcı Bahattin Doğan el koyuyor: “İktidarın ondan buna geçmesi mühim değil. İktidar sopayla sağlandığı sürece kimin elinde olduğu fark etmez.”
Doğan, sadece yapımcı sıfatıyla mevzuya hakim olduğundan söylemiyor bu sözleri. Aslında hikâyeyi bulup getiren bizzat kendisi. Bilken’te tiyatro okuyup bir süre Devlet Tiyatroları’nda çalıştıktan sonra reji okumak üzere gittiği Bulgaristan’da, bir halk hikayesi olarak rastlamış konuya. Senarist Hasan Özsoy’un bir ‘fars’ diye nitelediği hikâyeyi önce tiyatroya uyarlamış ardından da sinema filmi haline getirme fikriyle yönetmen Serkan Ok’a bahsetmiş. Ok, o sıralarda ticaretle meşgul aslına bakarsanız. Babasının, turizmci olması ısrarına yıllarca direnen Ok, bir gün gazetede gördüğü ilanla Moskova’ya okumaya gidiyor. “En azından bir yıl kalır, dil öğrenirim” diye düşünerek. Gittiği okul, dünyanın ilk sinema okulu VGIK olunca hele bir de üç yıl sonra, delisi olduğu çizgi filmle ilgili ayrı bir bölüm kurulunca misafirlik uzuyor. 

Gerçek Serap Aksoy kim?
Doğan’ın bahsettiği hikâye, bu arada Hasan Özsoy’a ulaşıyor. “Fikir çok güzel ama hikâye o kadar kısa ki film yapılsa ancak 10 dakika çıkar” diye efkârlanan Özsoy, üç yıllık aranın ardından sigarasını yakıp evin içinde voltaya başlıyor hikâyeden film çıkarabilmek için. İlk sahneyi bulduktan sonra sözlük okumaları, Metin And’ın ‘Oyun ve Büyü’sünün didik didik edilmesi gibi çalışmalar başlıyor tabii. Ve roller tespit edilmeye başlanıyor. Özsoy’un, Zambak Sultan için önerisi Serap Aksoy. Bu öneride bulunurken aynı gün her şeyden habersiz olan Serap Aksoy’un gelip de Özsoy’un eşine “Kocan film çekecekmiş, beni niye oynatmıyor?” diye takıldığından habersiz. “O olmaz!” diye tutturan Serkan Ok’sa Serap Aksoy’un Serap Aksoy olduğundan habersiz. Herkesin şaştığı, 5 günlük devamlılığı bile kusursuz hatırlayan görsel hafızasına nazaran biraz zayıf bir isim hafızası var genç yönetmenin. Bu hafızada Serap Aksoy ismi üzerinde başka bir fotoğraf var. Günler sonra Aksoy’un resmini görünce anlaşılıyor gerçek; zaten onun istediği Zambak Sultan da işte o, resimdeki kadın! 
Neticede iç içe geçmiş büyük bir denklem gibi duran proje tıkır tıkır işliyor. Repo gününde gitmemize rağmen bizi neşe ve kahkahalarla karşılayan oyuncular, yönetmen, yapımcı, senarist ve kamera arkasını çeken Harun Özmen’in çizdiği tablo, film adına umut veriyor. Sonucu Şubat ayında hep beraber göreceğiz.


    ETİKETLER:

    Faşizm