En az bir çocuk!

En az bir çocuk!
En az bir çocuk!
Tolga Örnek'in Timuçin Esen ve Selma Ergeç'e başrollerini verdiği filmi 'Senin Hikâyen', 30'lu yaşlarındaki bir çiftin çocuk sahibi olma sürecinin eğlenceli öyküsü.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Tolga Örnek, ‘Hititler’ ve ‘Gelibolu’ belgesellerinin ardından ilk uzun metrajı ‘Devrim Arabaları’ ile bu gününe dair sinyalleri vermişti aslında. Ardından 2010’da çektiği ‘Kaybedenler Kulübü’ memlekette sinema duygusu taşıyan, karakter derinliğine sahip, oyuncu yönetimi yerli yerinde popüler işler yapılabileceğinin ispatı olmuştu. Bir yıl sonra gelen ‘Labirent’ ise Hollywood’un çok sevdiği Ortadoğu ’daki siyasal çalkantılara yerli bir bakış atıyordu. Ki, sinemamızda örneklerine nadir rastladığımız politik aksiyonların çıtasını da yükseltmiş oldu.
Örnek’in Timuçin Esen ile ‘Labirent’te başlayan birlikteliği bugün gösterime giren ‘Senin Hikâyen’ le devam ediyor. Bu, bir anlamda yönetmenin türler arasındaki yolculuğunun ‘aile komedisi’ durağı olarak da görülebilir. Ama bu kez işinin -özellikle ‘Kaybedenler Kulübü’ ve ‘Labirent’e göre- daha kolay yanları olduğunu söyleyebiliriz. Neticede daha önce dünya sinemasında benzerlerini sıkça gördüğümüz bir hikâye izliyoruz. Tabii önemli olan, Örnek’in senaryo ve yönetiminin bu benzerlerinden ne kadar ayrıldığı.

Kariyer mi çocuk mu?

‘Senin Hikâyen’, evliliklerinin yedinci yılını tamamlayan, 30’lu yaşlarındaki çiftimiz Hakan ve Esra’nın hayatına davet ediyor bizleri. Dizi/reklam müzikleri yapan Hakan ile uluslararası bir şirkette yönetici pozisyonunda olan Esra’dan mürekkep bu ‘üst orta sınıf’ ailemizin gündeminde çocuk yapmak yoktur. Üstelik Hakan’ın annesi Meral’in bütün duygusal şantajlarına rağmen. Meral’e kanser teşhisi konulduğu günlerde hayat da Hakan ile Esra’ya sürpriz yapar. Şimdi sorun, ikisinin de geleceğe dair planlarını tamamen değiştirip ailelerine yeni bir üye katılmasına hazır olup olmadığıdır.
Tolga Örnek, büyük çatışmalara, duygusal kırılmalara meyledip seyircisini bununla oyalamak yerine, daha sakin ve insani anları ve çatışmaları filmin motor gücü haline getiriyor öncelikle. Çocuğun kaderi, evliliğin gidişi, annenin hastalığı gibi hassas meselelere mesafeli bakarken; bu tür çatışmalardan dram yerine komedi çıkarmayı başarıyor. Aynı şekilde, hamilelik sürecinde annedeki değişimler, bu değişimlere uymak zorunda kalan babanın yaşadıkları da bundan payını fazlasıyla alıyor. Orta sınıf, üstelik kadının hamile olduğu bir evlilik ilişkisinin seks komedisini de başarıyla yapıyor ki, bu bizim sinemamızda hiç de makbul bir şey değil!

‘Çocuğunuz olsun…’

Ama tıpkı çocuk doğduktan sonra ailelerin hayatının ‘değişmesi’ gibi filmin de yolu biraz değişiyor. Anne babalarımızın bize sürekli “Çocuğun olunca anlarsın” sözünü doğrularcasına, Derin aileye katılınca (FilmDe bu karakteri Tolga Örnek’in oğlu Derin canlandırıyor), yönetmenin karakterlere ve hikâyeye mesafesi de giderek azalıyor. Çocuk sahibi olma süreci ve sonrasına dair eğlenceli bir yoldan, bu süreci kutsayan dokunaklı bir finale doğru yol almaya başlıyoruz.
Yeteneğinden kuşku duymadığımız Timuçin Esen’in komedideki maharetini de görme fırsatı bulduğumuz; Selma Ergeç’in ondan aşağı kalır yanı olmadığına tanıklık ettiğimiz, Nevra Sezerli’ye bakarken annemizi gördüğümüz bir film var karşımızda. ‘Senin Hikâyen’, yönetmenin son iki filmi kadar tatmin edici değil belki ama vaatlerini karşılıyor. Bunu Tolga Örnek’in ailesine ve çocuğuna bir hediyesi olarak kabul edebiliriz…