En cesuru hâlâ Ridley Scott

En cesuru hâlâ Ridley Scott
En cesuru hâlâ Ridley Scott
Fragmanları internette heyecan fırtınası kopartan Ridley Scott'ın 'ağır meselelerle uğraşan' yeni bilimkurgusu 'Prometheus', 1 Haziran'da gösterime girecek. Sinema dergisi Empire, hakkında çok az şey bilinen 'Prometheus'un kapısını aralıyor

Ridley Scott’ın 1979 yapımı şaheseriyle başlayan, sonrasında üç devam bölümüyle süren ‘Alien’ efsanesinin cevapsız bıraktığı bir soru vardı: İlk ‘Alien’da Nostromo mürettebatının, başlardaki sahnelerde yollarına çıkan Alien mağduru uzay gemisi Prometheus nereden gelip nereye gidiyordu? Sonunda bu soruyu cevaplamak yine efsaneyi başlatan Ridley Scott’a nasip oldu. Bilimkurgunun pirlerinden olan yönetmen, uzun zamandır fragmanları internette heyecan vesilesi olan, görmeye gün saydığımız yeni filmi ‘Prometheus’ta ‘Alien’ların öncesini, bilimkurgu sinemasının en ikonik sahnelerinden birine vesile olan olayları aktarıyor.
Ne var ki ‘Prometheus’ tipik bir ‘prequel’ değil, kendi içinde bütünlüklü bir hikâyesi var. Senaristlerden Damon Lindelof, “Eğer ‘Alien’ Z’yse, bu film A’dan Y’ye ne olup bittiğini aktarmakla yetinmiyor” diyor. “Yüze yapışan yaratıkları, Xenomorph’ları (namı diğer ‘Alien’) yeterince gördük. Artık bir sürpriz unsuru olmalı.” 

Meydan okumakla alakalı bir film
Ridley Scott ve ekibi de bu sürprizi Britanya’nın meşhur Pinewood Stüdyoları’nda hazırladı. Arthur Max imzalı ihtişamlı set, stüdyoların büyük bir bölümünü kapsıyor. İnsanlığın kaderini değiştirecek bir yolculuğa çıkan mürettebatın taşındığı devasa, parlak uzay gemisi Prometheus, ‘Alien’lardan tanıdık Nostromo’nun harap, cüsseli halinden çok uzak, masraftan hiç kaçınılmayan bir uzay lüksü furyası. Eğer Apple, günün birinde uzay gemisi tasarlarsa - ki o günün geleceğine kesin gözüyle bakabilirsiniz - böyle bir şey ortaya çıkardı.
‘Prometheus’, Alien evreninde uzay gemisini başlığa taşıyan ilk film. Ama hikâyenin ‘Prometheus’la alakası bununla sınırlı değil. Senarist Lindelof, “Bu mit, söylemek istediğimiz her şeyi kapsıyor. Tanrılardan ateşi alıp insanlığa götüren titan Prometheus’la ilgili en ilginç şey, meydan okuması. Bizim filmimiz de tamamıyla meydan okumakla alakalı” diyor. 

Dövüşen robotlardan çok daha fazlası
İlk ‘Alien’dan 37 sene öncesini konu alan ‘Prometheus’ta olaylar bilim insanı çift, Elizabeth (Noomi Rapace) ile Charlie’nin (Loogan Marshall-Green) dünyanın çeşitli yerlerinde uzaylı izlerini ve bunların kaynağını gösteren bir yıldız haritasını keşfetmeleriyle başlıyor. Bu dünya dışı ırkın, insanoğlunun evriminde büyük pay sahibi olduğunu düşünen ikili, Weyland şirketini evrenin bir diğer ucuna keşif gezisi yapması için ikna ediyor. Bu keşif gezisine çıkanlar da mavi yakalı Janek (Idris Elba), nasıl bir maceraya atıldıklarının farkında olmayan bilim insanları rolünde Kate Dickie, Rafe Spall ile Sean Harris, Charlize Theron’un canlandırdığı şirket yetkilisi ve belki de en önemlisi, geminin androidi rolünde Michael Fassbender.
Ama yine de Scott’la yapımcı şirket Fox’un da isteği doğrultusunda ‘Prometheus’la ilgili çokça bilmediğimiz şey var. Ama bildiğimiz bir şey varsa o da içinde Tanrı’yı arayan karakterlerin olduğu bir önceki bilimkurgudan çok daha afallatıcı bir manzarayla karşı karşıya geleceğimiz. ‘Prometheus’ yaz sezonunun en cesur filmi. Birbiriyle dövüşen dev robotlar yerine bilimkurgunun daha ağır meseleleriyle uğraşan bir gişe devi. Kısaca Ridley Scott’ın 1982’deki ‘Blade Runner’ından beri çok az kişinin gerçekleştirebileceği türden bir bilim kurgu.