En çok pole dans yaparken zorlanmış!

En çok pole dans yaparken zorlanmış!
En çok pole dans yaparken zorlanmış!
Hepsi grubundan tanıdığımız, farklı vokal stiliyle dikkat çeken Gülçin Ergül, 'Birtanecik Aşkım' isimli yeni maxi single'yla karşımızda. "Önemli olan şey vokalin tarzı, gerisi teferruat" diyen Gülçin Ergül, en çok 'Birtanecik Aşkım'ın klibinde pole dans yaparken zorlanmış: "Dans geçmişim olduğu için kolay öğreniyorum fakat oldukça zor bir iş pole dans. Günde en fazla bir saat çalışabiliyorsunuz. Çünkü kollarınız tutuluyor!"
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Gülçin Ergül Türkiye ’nin R&B ve funk müziklere en yatkın vokallerinden biri. Bir süredir kendisini görmüyorduk, tam gözümüz aramaya başlamıştı ki ‘Birtanecik Aşkım’ isimli yeni maxi single çalışması ile yeniden karşımıza çıktı. Üç yeni şarkı, bir remix ve üç karaoke versiyondan oluşan singleın ilk klibi ‘Birtanecik Aşkım’, yazının yazıldığı saatlerde 2.5 milyon izlemeyi geride bırakalı çok olmuştu. Gülçin Ergül ile buluşup müzikal yolculuğunu konuştuk.


‘Birtanecik Aşkım’da üç yeni şarkı var. Nasıl hazırlandı bu single?
Şarkı seçimi aşaması benim için çok zor geçiyor. Farklı bir vokalim var ve her yönden beni karşılaması gerekiyor okuduğum şarkının. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir pop şarkısı yapabildim kendime. ‘Birtanecik Aşkım’ ortaya çıktı. ‘Aşkın Tezahürü’ eski demolarımın arasında ortaya çıktı. ‘Geç’ şarkısının söz ve müziği ise Süleyman Yüksel’e ait.

Enstrümentalleri de eklemişsiniz single’a...
Şarkılar ortaya çıktıktan sonra Twitter’da insanlara ‘Şarkı dinlemeyi mi söylemeyi mi seversiniz?’ diye bir soru sordum. Herkes sesleri ne kadar kötü olsa da şarkı söylemeyi sevdiğini söyledi. (Gülüyor) Back vokallerim hariç tüm vokalleri çıkarıp enstrümentalleri de koyduk biz de. Böylece herkesle düet yapabiliyorum. Hatta bununla ilgili ufak bir yarışma yapmayı bile düşünüyoruz.


Sizin gibi değişik vokal stili olan müzisyenler genelde kendi şarkılarını yazmak zorunda kalıyorlar. Bu albümde Süleyman Yüksel’in söz ve müziği de var. Nasıl gerçekleşti bu süreç?

Siz kendi sesinizi daha iyi tanıyorsunuz. Başkasının yaptığı şarkı terzinin diktiği elbise gibi. Biraz ince eleyip sık dıkıyorum şarkı seçerken. Fakat Süleyman Yüksel beni 16 yaşımdan beri tanıyor. O sebepten hiç sıkıntı çekmedik birlikte çalışırken.

Single birbirine pek benzemeyen üç şarkıdan oluşuyor. Farklı stillere sahip bu şarkıları aynı potada nasıl erittiniz?
Ben her zaman beni yansıtan bir şey olmasını hedefliyorum bir işe girişirken. Üç şarkıdan ikisi de bana ait. Dolayısıyla albümün konsepti benim gibi görünüyor. Her ne kadar altyapılar ve şarkılar birbirinden farklı olsa da benim mentalitemi yansıttığı için ortaya bir resim çıkıyor. Vokal stilim hangi şarkıyı söylersem söyleyeyim aynı olacağı için şarkıları bir arada tutan bir etken haline geliyor. Asıl önemli olan şey vokalin tarzı, gerisi teferruat.


‘Aşkın Tezahürü’, Türkiye’de duymaya alıştığımız şarkılara pek benzemiyor. Nasıl dahil oldu albüme?

Tüylerim diken diken oldu şu an. Bunu hep duyuyorum. Böyle bir tepki alacağımızı hiç düşünmeden koymuştuk albüme. Aşık olduğunu söyleyip garip triplere giren bir adamın hikayesini anlatıyor şarkı. Şarkıyı çok sevdiğim için albüme koymaya karar vermiştim. Şarkı bittikten sonra düzenlemesini Çağrı Sertel yaptı. Single çıktıktan sonra en çok konuşulan şarkı ‘Aşkın Tezahürü’ oldu. İnsanların böyle bir ihtiyacı varmış sanırım. Demek böyle şeyler yapsak sevecek insanlar. Televizyonların, radyoların, yapımcıların sevilmeyeceğini düşündükleri bir şarkıydı aslında.

What da Funk grubu ile performanslara devam mı?
Şu anda net bir şey yok. Benim biraz vakit ayırabilmem gerekiyor bunun için. Bir şeyler olacak olursa mutlaka duyuracağım.

‘Birtanecik Aşkım’a bir klip çektiniz...
Klibin hikayesini yönetmenimizle uzun uzun konuşarak oluşturduk. İki günde çektik klibi. Arka tarafta klibin hikayesini anlatan bir görüntü akıyor. Şimdiki zamandan geriye doğru gidiyoruz. Önde de ben dans ediyorum. Bir de pole dance sahneleri var. (Klibi buradan izleyebilirsiniz) İki günde idare edecek kadar pole dance öğrendim. Dans geçmişim olduğu için kolay öğreniyorum fakat oldukça zor bir iş pole dance. Günde bir saat çalışabiliyorsunuz en fazla. Çünkü kollarınız tutuluyor. (Gülüyor)

Sizin yaptığınız gibi single’lar bu aralar müzik piyasasının joker kartları gibi oldular. Albümlerin satmadığı bu dönemde hemen herkes mutlaka single’lar ile yollarına devam ediyor. Siz rotanızı nasıl çizeceksiniz?
Ben bu yöntemi seviyorum. İkidir maxi single yayınlıyorum. Bazı sanatçılar var ki nasıl bir albüm yaparlarsa yapsınlar mutlaka albümleri satılıyor. Fakat genç şarkıcılar için iddialı kurşunların olduğu az şarkılı albümler çok daha önemli bence. Biz nokta atışı yapmalıyız.

Farklı müzisyenlerle bir arada olmaktan hoşlanıyorsunuz. Nasıl karar veriyorsunuz bir projenin içinde bulunmaya?
Tamamen kalbimin sesini dinliyorum. İyi bir müzisyen duyduğumda onunla birlikte çalışmak istiyorum. İyi müziğin olduğu yerlerde olmayı seviyorum.


R&B ve funkla çok içli dışlı bir müzisyen olarak; bu türlere, dünya çapında trend olmasına rağmen, ülkemizde pek yüz sürülmemesini neye bağlıyorsunuz?

Bizim kültürümüz Ortadoğu’ya ve Arap müziğine yakın. Sanırım bizim sevdiğimiz türler biraz daha Amerikanvari. Bizdeki pop müzik bile Avrupa’nın pop müziğinden ziyade Arap müziklerine daha yakın. Fakat teenageler yabancı müzikle daha sıkı ilişki içindeler. Onlarla belki bir şeyler değişebilir.