En kötüsü beklemek

Bir dünya yaratmak; coğrafyasıyla, ırklarıyla, diliyle, duruşuyla, bakışıyla, ilişkileriyle, iletişimiyle, iyisiyle, kötüsüyle, gücüyle, zayıflıklarıyla, değişkenliğiyle,
azametiyle ve daha bir yığın dinamiğiyle...
Haber: Film Eleştirisi: Murat ÖZER / Arşivi

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ: YÜZÜK KARDEŞLİĞİ
LORD OF THE RINGS: THE FELLOWSHIP OF THE RING
Yönetmen: Peter Jackson
Senaryo: Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson (J.R.R. Tolkien'ın romanından)
Görüntü: Andrew Lesnie
Müzik: Howard Shore
Kurgu: John Gilbert
Oyuncular:Elijah Wood, Ian McKellen, Viggo Mortensen, Sean Astin, Liv Tyler, Cate Blanchett, John-Rhys Davies, Billy Boyd, Dominic Monaghan, Orlando Bloom, Hugo Weaving, Sean Bean, Ian Holm, Christopher Lee
2001 Yeni Zelanda-ABD,
178 dk. (Umut Sanat)
***
Bir dünya yaratmak; coğrafyasıyla, ırklarıyla, diliyle, duruşuyla, bakışıyla, ilişkileriyle, iletişimiyle, iyisiyle, kötüsüyle, gücüyle, zayıflıklarıyla, değişkenliğiyle, azametiyle
ve daha bir yığın dinamiğiyle... Fantastik edebiyatın halen aşılmamış ve yakın zamanda da aşılması beklenmeyen piri John Ronald Reuel Tolkien, 'Yüzüklerin Efendisi' adlı üçlemesiyle yaklaşık 50 yıl önce böylesi bir dünya yarattı. Bu dünyanın kahramanlarını okuyarak özümseyen nesiller yetişti, fanatikler ordusu vücuda geldi. 1978'de bir animasyon uyarlaması yapıldı 'Yüzüklerin Efendisi'nin, ama beklenen bu değildi.
Üçlemenin capcanlı karakterlerle beyazperdeye aktarılacağı duyulunca, kimi fanatiklerin sert tepkileri gündeme geldi; Tolkien'ın yarattığı 'Orta Dünya'nın kendi imgelem güçlerine bırakılmasını istediler. Öte yandan sinemaya uyarlanması ve yıllardır okuyarak 'arkadaş' oldukları karakterlerin birer bedene kavuşması gerektiğini düşünen hayranlar çoğunluktaydı. Sonunda filmler çekildi ve büyük bir tanıtım kampanyasıyla üçlemenin ilk halkası 'Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği' (The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring) gösterime girdi. Bizler de keyif katsayısı sınırlara dayanan görsel-işitsel bir dorukla buluşma şansını yakaladık böylece...
Genç Frodo'nun yüzüğü
Filmle ilgili çok yazıldı çizildi. Öyküyü anlatmak da ne derece gerekli bilmiyoruz, ama birkaç kelimeyle özetleyelim... Dünyaya hükmetme gücü veren bir yüzük, onu ele geçirmeye çalışan Karanlıklar Efendisi Sauron (Sala Baker) ve ordusu, rastlantısal biçimde kaderi yüzükle birleşen genç Hobbit Frodo (Elijah Wood) ve arkadaşlarının onu önce korumak, sonra da yok etmek için harcadıkları çaba...
'Dehşetengiz' ilk dönem filmleriyle 'küçük çaplı' bir hayran kitlesi edinen Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson imzalı yapım, fantastik sinemada uzun zamandır beklenen açılmayı sağlayacak bir film görüntüsü veriyor. Tolkien'ın metni üzerinde
'gedik vermeden' gezinen film, yazarın yarattığı Orta Dünya'yı 'bakir sayılabilecek' Yeni Zelanda'yı mekân olarak seçmiş olmasının da katkısıyla ustalıkla görselleştiriyor. Oyuncu seçimi ve her
oyuncunun karakterleri üzerindeki yoğunlaşma çabaları da filmin etkisini artıran unsurların başında.
Irklar ve diller meselesi
Tolkien'ın uzun yıllara yayılan bir çalışmayla altından kalkabildiği 'ırklar ve diller' meselesi, filmin de ilk planda göze ve kulağa çarpan özelliği. Yazarın yaratıcılığın sınırlarını zorlayıp kurguladığı bu dünya, Jackson'ın filmine de olabildiğince etkin bir şekilde yansıyor. Hobbitler, Elfler, Cüceler ve İnsanlardan oluşan karakterler mozaiği, özellikle kısa boylu (cüce değil) Hobbitler üzerinde yoğunlaşan bilgisayar desteğiyle, kusursuza yakın bir 'edebiyattan sinemaya geçiş' süreci yaşatıyor.
Fantastiğin temel özelliklerini; kahramanlık,
iyi-kötü çatışması, büyü, olağanüstülük,
'başka bir dünya'ya açılan kapı, heyecan, tempo, sürpriz ve en önemlisi de kaderciliği bünyesine hapseden 'Yüzük Kardeşliği', ruhumuzun derinliklerine inerek kısmi 'ruh tutulması'na neden oluyor.
Bülent Somay'ın dediği gibi, 'inanmama duygumuzu askıya alarak' izledik bu fantastik başyapıtı. Öte yandan da inanmak, bir parçası olmak istedik bu dünyanın; tıpkı çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda karşımıza çıkan çizgi romanları okurken olduğu gibi...
Aşılamayacak bir doruk
Tolkien'ın edebiyat dünyasında yaptığı devrime yakın bir etkisi var filmin. Öyle görünüyor ki, bu yapıt da (üçü bir arada) fantastik sinemada uzun süre aşılamayacak. Aşılmasını bekleyen de yok anladığım kadarıyla.
Her anı heyecanla çevrelenmiş bu fantastik zirvenin başlıca kusuru, 'final duygusu' verecek bir sonu olmaması ve ikinci, üçüncü bölümleri için bir-iki yıl beklemek zorunda olmamız. Çare yok, bekleyeceğiz; sabırsızlıkla...