Eric Rohmer dev bir dalga gibi gelip geçti

Eric Rohmer dev bir dalga gibi gelip geçti
Eric Rohmer dev bir dalga gibi gelip geçti

Rohmer 1983?de ?Paulin Plajda? ile de Berlin Film Festivali?nde en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştı. FOTOĞRAF: AFP

'Maudlardaki Gecem', 'Paulin Plajda' ve 'Koleksiyoncu' gibi filmlerin yönetmeni 'Fransız Yeni Dalga' sinemasının ustalarından Eric Rohmer 89 yaşında öldü
Haber: OSMAN KAYTAZOĞLU / Arşivi

PARİS - Usta Fransız yönetmen Eric Rohmer dün 89 yaşında öldü. Özel hayatını hep gözlerden uzakta tutmuş yönetmenin ölüm nedeni de bilinmiyor. Nancy’de doğup Paris’e Jean-Marie Maurice Scherer ismiyle gelen Rohmer, aktör ve yönetmen Erich von Stroheim ile ‘Fu Manchu’ serisinin yazarı Sax Rohmer’dan etkilenerek filmlerinde Eric Rohmer ismini kullandı. İlk kısa filmini 1950’de çekti. Öğretmenlik, gazetecilik ve film eleştirmenliği yaptı. Araya bir de 1946’daki Gilbert Cordier adıyla yayımladığı ‘Elisabeth’ romanını sıkıştırdı. Paris’e taşındıktan sonra Cahiers du Cinema’nın seçkinleri, Yeni Dalgacılar Francois Truffaut, Jean-Luc Godard ve Jacques Rivette ile ahbaplık etti. Rohmer, İkinci Dünya Savaşı sonrası Hollywood klişeleriyle İtalyan yeni gerçekçilik akımını birleştiren Fransız Yeni Dalga sinemasının ustalarından görülse de Yeni Dalga’ya dair atıfları reddetmişti.  Bu akımın doğuşunu 1959’da ‘Leo’nun İzi’ adlı filmiyle kendine has sekanslarla kutladı. Rohmer’in kutlaması ‘samimi düşmanları’ Godard ve Truffaut dalgalarının altında kaldı.
Yakın dostu Barbet Schroeder’in ‘Les Films du Losange’ adlı yapım şirketini kurması Rohmer’i kapı kapı dolaşıp senaryo ve fikir beğendirmekten de kurtarıyordu. ‘Suzanne’ın Kariyeri’ ve ‘Monceau Fırınındaki Kız’ gibi parlak bölümleriyle Rohmer’in sanatsal imzasını koyulaştıran altı filmik ‘Altı Ahlak Öyküsü’nü çekti. 1968’deki ‘Maudlar’daki Gecem’ ise cinsellik, din, romantizme bakışıyla En İyi Yabancı Film Oscar’ına aday oldu.
Rohmer sinemasının çerçevesini “İnsanların ne yaptıklarından ziyade bir şey yaparken ne düşündükleri, ha-reketlerden çok düşüncelerden ibaret” sözleriyle belirlemişti. ‘Maudlar’daki Gecem’ ve ‘Pauline Sahilde’ gibi popüler filmlerinde karmaşık diyaloglar yerine doğaçlama konuşmaları tercih eden Rohmer  en çok da enfes ironileri, yüzde 100 büyütülerek bakılmış ayrıntıları ve tüm bu nadiren hareketliliğine rağmen asla minimalizme kaçmayan bütünlüğüyle ustalaştı. Bu yüzden Rohmer 18. yüzyılın efsane Fransız oyun yazarı Marivaux ile kıyaslandı.
Eleştirenleri de çoktu Rohmer’in.  Örneğin ‘Claire’in Dizi’nde absürd porselen diz kullanma tercihi ile epey ‘dalga’ geçildi. Arthur Pen’in 1975’te çektiği ‘Gece İlerliyor’da sert dedektifi oynayan Gene Hackman, “Rohmer izlemek boyanın kurumasını izlemek gibi” diyerek Fransız yönetmenden şikâyet ediyordu. Özel hayatını bir sandığa kilitler gibi herkeslerden gizli tutması üzerinde dönen efsanelere bakılırsa, Rohmer dünya çapında bir yönetmen olduğunu annesinden bile gizlemiş.