Ermeni aydınların anısına 'Ağladıkça'...

Ermeni aydınların anısına 'Ağladıkça'...
Ermeni aydınların anısına 'Ağladıkça'...
Dün gece İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleşen 'In Memoriam ­24 Nisan' konserini bürokratından sanatçısına Ermenisinden Türküne yaklaşık 4 bin kişi izledi. Gecede duduk sesleri viyolonsele karıştı, müziğe, sözlere, dizelere acı, hüzün, özlem, mahcubiyet eşlik etti.
Haber: NESLİHAN AKDAŞ - nesli.akdas@gmail.com / Arşivi

Ud gitara, kamança piyanoya, duduk viyolonsele karıştı. Müziğe, sözlere, dizelere ise  acı, hüzün, özlem, mahcubiyet eşlik etti. İstanbul Kongre Merkezi’nde dün gerçekleştirilen “In Memoriam ­24 Nisan” konserinde, 1915 yılında tutuklanan, sürgüne gönderilen ve öldürülen Ermeni aydınlar, şairler ve yazarlar anıldı. Tam 100 yıl önce, 22 Nisan, İstanbul’daki son geceleriydi. Hatta son huzurlu uykuları. Çünkü  bir gün sonra 23 Nisan, 24 Nisan’a bağlanırken Osmanlı hükümeti, İstanbul’daki Ermenileri toplu halde sürgün etmeye başlayacaktı.

TÜRKİYE ’DE BAŞKA KATLİAMLAR YAŞANMAYACAKTI!
“Öldürülmeselerdi, memleketimizin farklı köşelerinde daha fazla yazar, şair, mimar, sanatçı yetişecekti. Bu topraklardaki hayat sadece Ermeniler için değil, Ermeni olmayanlar için de daha renkli, daha huzurlu, daha yaşanılır olacaktı. Ve geçmişle gerçekten  hesaplaşılsaydı, 6-7 Eylül olmayacaktı, Dersim'de, Kahramanmaraş'da, Sivas'da katliamlar yaşanmayacaktı.” Bu cümleler geceyi sunan Tilbe Saran’ın açılış konuşmasından... Zaten o andan itibaren bir kez daha başlayan yüzleşme gecenin sonuna kadar sürdü bizler için. Yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı, Anadolu Kültür ve Kalan Müzik işbirliğiyle düzenlenen gecede kimler sahne almadı ki; Kardeş Türküler, Ara Dinkjian ve Onnik Dinkjian, Erkan Oğur, Ertan Tekin, Hasmik Harutyunyan, Karine Hovhannisyan, Haig Yazdjian, Şahan Arzruni, Erman İmayhan, Eileen Khatchadourian, Henning Schmiedt, Ha'g Sarikouyoumdjian, Gaguik Mouradian, David Mayoral ve Jordi Savall...


TÜRKÇE ALT YAZILI GECE
Öldürülen aydınlardan Taniel Varujan, Sımpad Pürad, Dikran Çögüryan, Keğam Parsehyan, Siamanto ve Parseh Şahbaz’a ait yazı ve şiirlerin ana dillerinde okunduğu etkinliğin birinci bölümünde Kardeş Türküler, Ara Dinkjian, Onnik Dinkjian ve Haig Yazdjian’ın birlikte çalıp Ermenice söyledikleri Bingöl türküsü gecenin en etkileyici anlarındandı kuşkusuz.

“Dayımı hiç tanımadım. Osmanlı ordusunda subay, doktor ve şairdi. İsviçre’den ülkesine döndü. Yurdu için çalışmak istiyordu. Ve başına gelenlere bakın...” Sözlerin sahibi geceye katılmak için Amerika’dan gelen, konuşmasını Türkçe yapan 1915’de sürülen Ermeni aydın Rupen Sevag’ın yeğeninin kızı Rehan Sarıbay’dı. Sarıbay’la birlikte, yine Amerika’dan gelen  şair Taniel Varujan adına kuzeninin çocuğu Serope Çubukkaryan ve yazar Sımpad Pürad adına büyük torunu Seda Byurad’a, anı heykellerini Zülfü Livaneli verdi.


Ermeni ve Anadolu kültürünün en başarılı temsilcilerinin sahne aldığı 1915 Anısına etkinliğinde ayrıca Zülfü Livaneli’nin ünlü besteci ve etnomüzikolog Komidas’ın anısına hazırladığı bestesi “Hommage to Gomidas” ilk kez seslendirildi. 24 Nisan 1915’de tutuklanan 240’ın üzerinde Ermeni aydını arasında bulunan Komidas, Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edip Adıvar ve yabancı diplomatların girişimleri üzerine, Talat Paşa'nın özel emriyle İstanbul'a dönmüştü. Ancak sürgünde yaşadıkları ve tanık olduklarının ardından Gomitas, hayatının son 18 yılında hiç piyano çalmadı, beste yapmadı, şarkı söylemedi ve konuşmadı.

BİZE DÜŞEN MAHCUBİYET!
Lübnanlı Ermeni bir ailenin kızı olan 37 yaşındaki rock müzisyeni Eileen Khatchadourian’ın şarkıları ise “In Memoriam ­24 Nisan” konserine ayrı bir renk kattı. Geceye katıldığı için onur duyduğunu dile getiren sanatçı, şarkısını Ortadoğu’da acı çeken tüm halklara adadı. Ayine dönüşen performansında onun da söylediği gibi hayatını kaybeden Ermenilerin ruhları salonda bizlerle birlikte konseri izliyordu.


“Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek, görecek göreceksin. Ağladıkça ağladıkça, geceyi tutacağız, görecek göreceksin..” Ve gecenin sonu... Konsere katılan tüm müzisyenler bir kez daha sahnedeydi. Ahmet Kaya’nın yorumuyla kulağımızda yankılanan, Ara Dinkjian bestesi Ağladıkça’yı tek yürek olup söylediler. Başından sonuna hüznün hakim olduğu, Ermenilerin yanı sıra yüzleşmeye hazır bir avuç  Türkiyelinin katıldığı geceden ayrılıp Taksim kalabalığına karıştık. Bizim payımıza düşen mahcubiyet oldu. Dostlarımız Arat’a, Alen’e, Karin’e ve Dalida’ya daha da sıkı sarılmak, kollamak için söz verdik.