Esas mesele uğursuz tabanca

Gore Verbinski'nin ikinci filmi (ilki 'Fare Kapanı' (Mouse Trap), başrollerinde sinemanın iki yıldızının oynaması nedeniyle hayli ilgi toplamıştı.
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

Gore Verbinski'nin ikinci filmi (ilki 'Fare Kapanı' (Mouse Trap), başrollerinde sinemanın iki yıldızının oynaması nedeniyle hayli ilgi toplamıştı. Filmin bütün reklamları Julia Roberts ile Brad Pitt'in bir romantik komedide ilk kez bir araya gelişleri üzerine kuruldu.Yani 'Meksikalı'nın
tanıtımı sahte beklentilerden medet umarak hazırlandı diyebiliriz.
Gerçi Pitt ile Roberts filmin başrollerinde ama, 'Meksikalı'nın büyük kısmında birbirinden ayrı düşüyorlar. James Gandolfini onlardan fazla dikkati çekiyor; filme adını veren de antika değerinde, kendince bir efsanesi olan, uğursuz bir tabanca. 'Meksikalı', romantik bir Pitt/Roberts filmi beklentisiyle sinema salonlarına koşa Senaryoyu beğendikleri için 'Meksikalı'da normal ücretlerinden indirim yapmayı kabul eden iki yıldız, fiziki cazibelerini vurgulamamak nezaketini de gösteriyor.
Roberts, 'Allah kimsenin başına vermesin' denecek türde edepsiz Samantha, Pitt ise beceriksizliğiyle baştan beri bütün işleri karıştıran Jerry. Filmin başında sadece gürültüsünü duyduğumuz bir kaza sonucu, Mafya babası Margolese'nin (filmin sonunda beş dakikacık görünen Gene Hackman) hapse girmesine yol açmış. O gün bugün de Margolese'nin sağ kolu Nayman'ın (emektar Bob Balaban) emrinde, beşinci sınıf bir çete elemanı olarak çalışıyor.
Samantha bu çeteli hayattan bezmiş. Evlenmelerini istiyor, Las Vegas'a gidip krupiye olmak istiyor. Jerry gene bir 'son iş' alınca da, öfkeye kapılıp eşyalarını balkondan fırlatıyor. Jerry ise Sam'i sevse de değerli bir tabancayı almak için Meksika'ya gitme zorunda. Patronu ültimatomu çekmiş: Ya son bir görev, ya ölüm!
Onu bencillikle suçlayan Sam ise, Las Vegas'a gitmek üzere yola koyuluyor. Mola verdiği bir mekanda tuvaletteyken de Leroy (meşhur 'Sopranolar' dizisinin Tony'siyle Altın Küre sahibi James Gandolfini) tarafından kaçırılıyor. Maksat, Jerry'nin gözü dönüp de değerli tabancayı satmaması için bir tedbir almak. Bir süre sonra, Leroy ile Sam, kurban ve kiralık katilden çok bütün sırlarını paylaşan iki kız arkadaşı andırmaya başlıyorlar.
Jerry Meksika'da işleri gene yüzüne gözüne bulaştırıyor. Tabancayı kolaylıkla buluyor, sonra da aynı kolaylıkla tabancanın
içinde olduğu arabayı çaldırıyor. Buluyor, kaptırıyor, ülkesine dönemiyor, vs. Aksiyon, komedi, yol filmi, biraz aşk birbirine karışıyor ve ortaya 'Meksikalı' çıkıyor.
Gore Verbinski, 'Fare Kapanı'nda eğitilmiş bir fareyi başarıyla yönetti. 'Meksikalı'da da, ağzındaki patlamış topla hırlayıp duran, Jerry'ye yapışma konusunda kararlı köpeğe bakınca, animatronik olsun olmasın, Verbinski'nin hayvan yönetmede başarılı olduğunu anlıyoruz.
İnsanlara gelince, eh, onlar da fena sayılmaz. Pitt ile Roberts, özel bir parıltı göstermeseler de, ayrı düştükleri bölümlerde daha iyiler. Brad, makul bir salaklıkla Meksika'da başını belaya sokarken, Roberts da besbelli birlikte oynarkan kendini rahat hissettiği Leroy'lu bölümlerde çiçek gibi açılıyor. James Gandolfini, insanda rol yapma duygusu uyandırmayan oyunuyla, herkesten rol çalıyor. Bu aksilikler komedyası, yer yer gerçekten komik (İngilizce bilenler için daha komik),
ama aksiliklerin bitmek bilmeyişi bezginlik uyandırabiliyor. Buna rağmen, hoşça vakit geçirme ihtimaliniz yüksek. 'Bu ne sevgi ah' beklentisiyle gitmeyin, yeter.