Eski eserlere 'cilt' bakımı

Bursa'da yaşayan cilt sanatçısı, "cilt ve kağıt hastanesi" adını verdiği atölyesinde ekibiyle birlikte eskiyen kitap ve hatıra defteri gibi eserleri onararak geleceğe aktarıyor

Cilt sanatçısı Yücel Öztürk, eski kitap, hatıra defteri, not kağıtları gibi eserlere günler süren çalışmaların ardından hayat vermenin mutluluğu yaşıyor.

Bursa’da Bali Bey Hanı’nda açtığı "Cilt ve Kağıt Hastanesi" adını verdiği atölyesinde çalışmalarını sürdüren Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kullanılmayan eski kitap, defter ve kağıtların bir süre sonra yıprandığını söyledi.

Bir kitabın okunduktan sonra kütüphaneye kaldırıldığını ve uzun yıllar burada saklandığını belirten Öztürk, yıllar içerisinde bakımdan yoksun kalan, havalandırılmayan, sayfaları temizlenmeyen kitapta kurtçuklar, kimyasal parçalanmalar ve yanmalar meydana geldiğini ifade etti.

Öztürk, "İnsanlar bir yerleri ağrıyınca doktora gidiyor. Burada hastalıklı bölgeye teşhis konulup tedavi yöntemi belirleniyor. Doktor duruma göre cerrahi müdahale veya ilaçla tedaviyi seçiyor. Uygulanan çeşitli tedavi yöntemleriyle insanların daha nitelikli ve sağlıklı yaşama kavuşması sağlanıyor. Cilt ve kağıt hastanesinin de ana gayesi budur. Biz de yıpranan, kaybolmaya yüz tutmuş eserleri daha sağlıklı hale getirip uzun yıllar korunmasına yardımcı oluyoruz" dedi.

Bir eser kendilerine getirildiğinde ilk olarak bu alanda eğitim almış kişilerle birlikte meydana gelen tahribatı tespit ettiklerini kaydeden Öztürk, daha sonra esere hangi malzeme ve teknik donanımla müdahale edeceklerine karar verdiklerini söyledi.

Bu işlemlerin ardından eserin onarım sürecine geçtiklerini, fiziksel olarak meydana gelen tahribatı çeşitli teknik malzemeleri kullanarak ortadan kaldırdıklarını belirten Öztürk, şöyle konuştu:

"Eserin fiziksel temizliğini yaptıktan sonra kağıdın güçlenmesini sağlıyoruz. Temizliğin ardından eserin iç ve dış kısımlarındaki kopma, yanma ve güvelenmeleri halletmeye geçiyoruz. En sonunda da eserin cildinin yapımına geçiyoruz. Bu işlemlerin ardından, eserlerin ömrünü artırmış oluyoruz. Kalbi duran bir hastanın yapılan masajla hayata dönmesi gibi bir işlem bizim yaptığımız. Bu işle uğraşarak çok para kazanmak mümkün değil, tamamen gönüllüğe dayanıyor. İnsanların kaybolmak üzere olan hatırlarını yaşatmak servetlere değişilmez."

Gençlere iş kapısı

Atölyede 6 kişi çalıştıklarını belirten Öztürk, mesai arkadaşlarının Bursa Valiliği ve Uludağ Üniversitesince düzenlenen cilt sanatı kurslarına katılarak işi öğrendiğini bildirdi.

Öztürk, bu kurs sayesinde birçok genç insana yeni iş kapıları açıldığını belirterek, "Böylelikle cilt sanatını icra ederken hem tarihi yaşatmış hem de gençlere yeni imkanı sunmuş oluyoruz" dedi.

Hatıraların kokusunu duymak
Teknolojinin ilerlediği ancak kaybolmaya yüz tutan eserleri kurtarmada yetersiz kalabildiğini ifade eden Öztürk, şunları kaydetti:

"Ciltçilik, kağıdın bulunması ve üzerine yazılar yazılmasıyla birlikte oluşan çok eski bir sanat dalıdır. Vatandaşlar bizlere büyük dedelerinden kalmış eski ansiklopediler, tarihi bilgiler içeren kitaplar, yemek tariflerinin yazılı olduğu defterler ve küçük not kağıtları gibi şeyler getiriyor. Bunların içinde tarihin kokusunu duyuyorsunuz. Tarifsiz bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Öncelikle önümüze gelen kitabı onarmak çok büyük bir zevk. Elime öyle şeyler ulaşıyor ki üzerindeki yemek kokusunu dahi alıyorsunuz. Gün ışığına çıkardığınız hatıralar sayesinde sahiplerini mutlu ediyorsunuz."(aa)