Eski şarkıları remix'leme cesaretini babamdan aldım

Eski şarkıları remix'leme cesaretini babamdan aldım
Eski şarkıları remix'leme cesaretini babamdan aldım
Barış Manço'nun oğlu, DJ Doğukan Manço 'Binlik Demlik' adını verdiği single ile babasının parçası 'Nick The Cooper'ın yeni halini dinleyicilerle buluşturuyor. Doğukan Manço ile Barış Manço'nun ilk ofisi Manço Production'da buluştuk...
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

‘Binlik Demlik’i Barış Manço’nun eski bir demo’sunu remix’leyerek oluşturmuşsunuz. Nedir öyküsü?
 
Manço Production’da reklam jingle’ları, dizi müzikleri yapıyoruz. Elektronik müzikler de yapıyorum. Arkadaşlarla Dönence’yi remix’lemek için çalışıyorduk ancak içimize sinmedi. Sonra ‘Nick the Chopper’ı remix’lemeye başladım. 1979’da Barış Manço bu şarkıya remix yapmıştı. O, Türkiye ’nin ilk remix’idir. O şarkıda vokalistlerin söylediği “Anne bana çay yap demli olsun, baba bana para ver binlik olsun” diye bir bölüm var. Remix’i yaparken bu vokal geldi aklıma. Babam çok büyük bir arşivci; 1969’dan bu yana tüm TV programı kayıtlarını, röportajları, her şeyini arşivlemiş. O arşivleri dijitale aktarıyoruz. Çünkü bantlar eskiyor. Bu vokali arşivden araştırırken sadece babamın söylediği kısma da rastladık. “Bu demo bugünü bekliyormuş” dedik. Single’ı yaparken babam sanki her aşamada bize yol gösterdi.
Şarkıyı yaptıktan sonra ağır fanatiklerini çağırdık, onlara dinletmek istedik. Her dinleyen çok beğendi. Olumlu tepkilerin ardından şarkıyı başka insanlarla da paylaşalım , bu ilk resmi Barış Manço remix’i olsun istedik. Babamın 1979’da yaptığı remix’in ardından ilk Barış Manço remix’i bu. Şarkıya, senaryosu bana ait olan bir klip çekeceğiz.
 

 


İlerisi için nasıl projeleriniz var?
 
Esasında albüm yapmak istiyorduk. Binlik Demlik’i single olarak çıkartarak dinleyicilerin nabzını yoklamak istedik. Cem Karaca gibi ustaların şarkılarını da remix’leyeceğiz. ‘Binlik Demlik’ bir Barış Manço Remix’i. İnsanlar “Eski şarkılara dokunmayın, biz onların şarkılarını yalnızca orijinal halde dinlemek istiyoruz” derlerse de buna saygı duyacağız.

“Eski halini bozdular” diyen bir kesim çıkacaktır...
 
Herkesi mutlu etmek elbette ki mümkün değil ama çoğunluğun söylediğini yapacağız. Bugün bütün gece kulüplerinde eski şarkıların remix’leri var. Müzik değişiyor. Yeni neslin eski şarkıları çok bildiğini düşünmüyorum. O yüzden remix’lerle hem gençliği yakalamak hem de eski şarkıları yenilere aktarmak istiyorum. Bu cesareti de babamdan aldım. Babamın diskografisini incelediğim zaman onun çok yenilikçi bir insan olduğunu görüyorum. Babam elektronik müzik de yapmış, remix de yapmış. Dönence şarkısıyla yeni türler denerken o dönem piyasada “Bir aslan miyav dedi” tarzı şarkılar vardı. Babam o dönemden yeni dünya müziğini Türkiye’ye tanıtıyordu.
 
Barış Manço’nun oğlu olmasaydınız da şu an müzikle ilgilenir miydiniz?
 
Evet, çünkü çocukluktan beri elektronik müzikle ilgilenen biriyim. Babamla ilgisi yok. Tam tersi, babam çok büyük bir müzik adamı olduğu için benim de Batıkan’ında müziğe olan ilgimiz törpülenmiştir. Önümüzde o kadar büyük bir emsal var ki insan ulaşmaya cesaret edemiyor. Bu durumun, tam tersi negatif etkilediğini söyleyebilirim.
 
Eğitiminiz ne?
 
Şehir bölge planlama mezunuyum. Radyo televizyon meslek lisesi geçmişim var. Lisedeyken amacım babamla çalışmaktı. Babam ölünce ABD’ye makine mühendisliği okumaya gittim. Birtakım terslikler oldu ve iki yılı mimarlık olmak üzere Şehir bölge planlama mezunu oldum. Amerika’dayken öğrenci olarak her işte çalıştım. Orada ortaklarımla bir Türk radyosu kurduk. Güçlerimizi birleştirdik ve 2007’nin sonunda Florida Türk Radyosu’nu yayına açtık. Radyo kısa sürede çok gelişti. Amerika’nın FM bandında yayın yapan tek Türk radyosuydu.
 
Radyoculuk dışında müzikle yolunuz nerede kesişti?
 
Ben bir müzisyen değilim, Disk Jokey’im. Müzikle ilgili eğitimim yok ancak ‘Adam olacak çocuk’ programındaki Mine Abla’dan piyano ve temel müzik eğitimi almıştım. Kulağım çok iyidir. İki nesil müzisyen bir aileden geliyorum. Babannem de müzisyendi. Çocuk yaşta kaset bantlarını birbirine yapıştırarak şarkıların tarzlarını değiştirirdim. Bu en ilkel remix mantığıydı. Babamın pikabını kurcalardım. Çocukken her türlü müzik aletine düşkündüm. Ancak 96’da bilgisayarla tanıştığımızda elektronik müzik programı kurcalıyordum. Babam ölene dek müzikle iç
içeydim. Babam ölünce yönümü başka bir yola doğru çizdim.
 
Seneler önce Che Guevera’nın oğlu “Artık babamla ilgili soru duymak istemiyorum” demişti. Bir gün bu noktaya geleceğinizi düşünüyor musunuz?
 
O duyguyu çok iyi anlıyorum. Ama öyle bir sıkıntım yok. Anlıyorum çünkü siz hayat için bir şeyler yapmak istiyorsunuz ama başkaları size başka bir kimlik için yanınıza gelmek istiyor. Bir yerden sonra buna isyan ediyorsunuz. Şöyle düşünün: Siz bir arkadaşlık ilişkisi kuruyorsunuz ama arkadaşınız size paranız için geliyor. Üzülüyorsunuz, “Benim bir özelliğim yok mu?” diye düşünüyorsunuz. Ama böyle bir sıkıntım yok, ben de Batıkan da bunları aşmış insanlarız. İnsanların yaptığımız işlerin kalitesini görmesini isterim.
 
Cem Karaca ile Barış Manço politik olarak karşılaştırılırdı. Cem Karaca solcu kimliğiyle tanınırken Barış Manço’nun da sağcı olduğundan bahsedilirdi... Siz ne düşünüyorsunuz?
 
Babam politikayla iç içe değildi. Her görüşe saygılıydı. Bu konuda çok söylentiler vardı. Herkese sevdiği için kendi görüşündenmiş gibi göstermek istedi. Babama kendim sordum. “Baba sen sağcı mısın, solcu musun?” dedim. “Oğlum ben tam ortasıyım” dedi. Babam bizlere de belli bir siyasi görüş empoze etmedi. Sanatına politikayı pek karıştırmadı. Halkın adamı oldu. Şunu söyleyebilirim: Babam milliyetçi bir insandı. Ben de öyleyim. Bıyıklarının ülkücülükle ilgisi yok. Gençliğinde trafik kazası geçirdiği için oradaki izi saklamak için bırakmış. Sonra o bıyıklarla bir imaj yaratmış. Ben de öyle bıyık bırakıyorum ara sıra.
 
Sizin babanız gibi TV programı yapma hayaliniz var mı?
 
‘Adam olmuş çocuk’ diye bir projem var. İlk çekimi de yaptık ama kanallara kabul ettiremedik. Babamın ‘Adam olacak çocuk’ programına çıkardığı çocuklarla iletişime geçtik. Bizim Manço Production’da ilk işimiz bütün bu kayıtları dijitale aktarmak oldu. 19 ay boyunca tüm arşivleri aktarırken ‘Adam olacak çocuk’ programlarını izledik. O çocukların görüntülerini çıkarttık, röportajlar yaptık. Ancak bu projede kanallardan istediğimiz desteği bulamadık. Bulduğumuz an yapacağız.