Esmer Ay: Afro-Türkler'in muğlak geçmişi

Esmer Ay: Afro-Türkler'in muğlak geçmişi
Esmer Ay: Afro-Türkler'in muğlak geçmişi
Güncel sanatçı Ahmet Polat'ın Afrika kökenli Türklerin halı altına süpürülmüş muğlak geçmişlerini görünür kılmayı hedeflediği projesi 'Esmer Ay', 28 Ağustos'tan itibaren Amsterdam'daki Stedelijk Müzesi'nde sergilenecek. Polat, 'Esmer Ay' serisi için araştırmalara başladığında bu kültüre dair hiçbir arşivin olmadığını farkediyor.
Haber: YASEMİN ELÇİ - elciyasemin@gmail.com / Arşivi

“Yağmur yağıyor seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor...” diye dillere dolanan bu dizeler hiç de öyle sanıldığı gibi masum bir çocuk şarkısına ait değil. Hatta o kız Arap bile değil. Neredeyse herkesin adını duyduğu Esmeray’ın, neredeyse kimsenin farketmediği, Türk toplumunun Osmanlılardan beri bir parçası olan Afrika kökenli Türkleri anlatmasına uzun zamandır, bilinçli veya bilinçsiz olarak, tanık oluyoruz. Fakat Osmanlı’nın gizli kölelik tarihi, birçok kişinin tarihi ortaokul kitaplarından ibaret sanma hali ve bugünün daima meşgül gündeminin yarattığı yorgun ve unutkan zihinler, bu çok kimlikli toplumun bir parçası olan Afro-Türkleri hatırlamaya engel olmamalı.

Ahmet Polat’ın 2006 yılından beri, Afrikalılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mustafa Olpak’ın desteği ile sürdürdüğü ‘Esmer Ay’ isimli projesi, köken ve tarihinden bihaber, tek ipuçları ten rengi olan Afrika kökenli Türkleri bugün yaşadıkları ülkede daha görünür kılmayı hedefliyor. İsmini 2002 yılında vefat eden Türk oyuncu ve şarkıcı Esmeray’dan alan fotoğraf serisi, 28 Ağustos 2014 - 18 Ocak 2015 tarihleri arasında Amsterdam’daki Stedelijk Müzesi’nde gerçekleşen ‘Hareket Halinde: Çağdaş Sanat ve Grafik Tasarımda Hikayecilik’ başlıklı grup sergisinde gösteriliyor. Uluslararası modern ve çağdaş sanatçılar ile tasarımcıların eserlerine yer veren Stedelijk Amsterdam’daki bu sergide, fotoğrafçıların grafik tasarımcılarla ilişkisi inceleniyor; fotoğraf kitapları ve multimedya eserler sunuluyor. Dünyanın en önemli fotoğrafçılık kurumu olan International Center of Photography’den 2007 yılında 22. Infinity Awards kapsamında “Genç Fotoğrafçı” ödülünü alan ilk ve tek Türk fotoğrafçı olan Ahmet Polat’ın işleri, daha önce Stedelijk Schiedam ve Amsterdam’daki Rijksmuseum’da da sergilenmişti.



Annesi Hollandalı, babası Türk olan Polat, aslında uzun süredir kimlikler ve kültürlerarası bir hayat yaşarken, ait hissetmekle farklı olmanın ortaya çıkardığı benzer potansiyel yanılsamaları araştırıyor. 2006-2012 yılları arasında Türkiye’nin dört bir yanına seyahat ederek cumhuriyet sonrası Türk gençliğini fotoğraflayan sanatçının ‘Kemal’in Rüyası’ başlıklı serisi DEPO, Galeri x-ist ve FOAM Müzesi’nde (Amsterdam) gösterilmişti. Polat, bu serisinde de, Türk toplumunun kabuklarını saydamlaştırıp, içiçe geçmiş farklı sosyal, politik, ekonomik katmanlarına, milliyetçilik ve modernite ideallerine rağmen, tek bir kategoriye sığmayan kimlikleri ve nesiller arasındaki gizli gerilimleri su yüzüne çıkarıyor.

Polat, ‘Esmer Ay’ serisi için araştırmalara başladığında bu kültüre dair hiçbir arşivin olmadığını farkediyor. Afro-Türklerin yaşadığı, Türkiye’nin güneybatısındaki şehirlere Mustafa Olpak ile birlikte seyahat ederek özel aile koleksiyonlarından fotoğraflar topluyorlar. 2008 yılında, Afro-Türklerin, kendi kültürlerini hatırlama amaçlı düzenledikleri geleneksel Dana Bayramı kutlamalarında, Afro-Türklerin portrelerini çekip ailelere ücretsiz dağıtıyorlar. Böylece hem bu proje için, hem de Afro-Türk komünitesi için bir arşiv başlatılmış oluyor. Bir sonraki yıl, bu fotoğraflar devasa tuvallere basılarak bayram kutlamalarının yapıldığı parkın ağaçlarına asılıyor. Kendi portrelerini görenler şaşkınlığa düşüyor ve portre çalışması için yeniden talep oluşuyor.

Mustafa Olpak, Amerika dahil dünyanın her yerinde Afrikalıların kölelik tarihine baktığında, zorla köleleştirilmiş birinci kuşağın ardından gelen ikinci neslin, bu trajediyi ve kendi kimliğini neredeyse reddederek, kabul görmek için yeni tanımlar yaratmak zorunda kaldığını belirtiyor. Bu nedenle Afro-Türkler de bir süre kendilerini Arap gibi gösterip, aslında bu topraklara ait olduklarını kanıtlamak istemişler. Sorgulayan, araştıran, yarayı kaşıyan ise her zaman üçüncü nesil olmuş. Mustafa Olpak da üçüncü kuşak Afrika kökenli bir Türk.


Ahmet Polat ve Mustafa Olpak, ‘Esmer Ay’ projesinin sanatın ötesinde bir etki uyandırması ve sadece yerel platformla sınırlı kalmaması için, UNESCO ve IRSICA ile işbirliği yaparak Yeditepe Üniversitesi’nde konuyla ilgili akademik çalışmalara ön ayak oluyorlar. 2013 yılında, Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümü – Türkiye’de ilk defa – ayrımcılık ile ilgili bir saha çalışması başlatıyor. Kendi mahallelerinin bir adım dışında ayrımcılığın çok farklı şekillerini deneyimleyen, gözle, parmakla işaret edilmekten kurtulamayan bu komünitenin tabii ki en çok kadınları bu muameleden zarar görüyor. Afro-Türk derneği bu nedenle kadınlara psikolojik destek vermek için özel eğitimler düzenliyor. Ahmet Polat ve Mustafa Olpak, Ekim ayında, akademik ve sanatsal tartışmalara ev sahipliği ile tanınan, The Balie’de (Amsterdam) Afro-Türklerle ilgili bir sempozyuma katılıyor.

Tüm azınlıkların halı altına süpürülmüş muğlak geçmişleri vardır. Bazen kimliklerini her gün yeniden ispat etmek; bazen de ayrımcı tutumlara mağruz kalmamak adına kim olduklarını gizlemek, isimlerini değiştirmek, dedelerini oralı değil de buralı göstermek zorunda kalırlar. Kimi zamansa ne yaparlarsa yapsınlar, dış görünüşleri onları ele verir. Ön yargılardan korunmak için hiç bir kalkanları yoktur. Ayrımcılık bu noktada çok sinsi bir manevra yapar ve yoksayarak küçümsemenin bir başka boyutuna bürünür. Kültürel çeşitliliğiyle gurur duyduğumuz Anadolu’nun, kendi geçmişini öğrenme ve kabullenme cesareti gösteremeyen insanları, başkalarınınkini de bilmek istemeyebilir. Kendimizi bol çatlaklı kaskatı tanımlara esir ederken, aslında zihnimizi de hapsetmiş, ön yargıların oyuncağı haline getirmiş oluyoruz. Ait olmak için aynı mı olmak gerekiyor? Sahip olmak için ait olmak mı gerekiyor? Sahip olunca değerli mi olunuyor? Zaten yüzyıllardır bu sorularla boğuşuyoruz. Belki ‘Esmer Ay’ serisi yeni cevapların kapısını aralar.