Estetiğe hacim katan Kolombiyalı

Dünya sanatında kendine özgü çizgileriyle tanınan ressam Fernando Botero, 64 resmiyle Pera Müzesi'nde. Alışılagelmiş güzellik anlayışının aksine, hacimli bedenlerin resimlerini yapan Botero'nun 'Boğa Güreşi', 'Sirk' ve 'Latin Amerika Yaşamı' gibi serilerinden örnekler görebileceğiz Dünya sanatında kendine özgü çizgileriyle tanınan ressam Fernando Botero, 64 resmiyle Pera Müzesi'nde. Alışılagelmiş güzellik anlayışının aksine, hacimli bedenlerin resimlerini yapan Botero'nun 'Boğa Güreşi', 'Sirk' ve 'Latin Amerika Yaşamı' gibi serilerinden örnekler görebileceğiz



CEREN AKARDAŞ


İSTANBUL - Alışılagelmiş estetik ve güzellik anlayışını kökünden sarsan yaşayan efsane Fernando Botero, bugün açılan sergisiyle Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde. 2010’a Marc Cahagall sergisiyle giriş yapan ve ardından Picasso gravürleriyle dünya sanatından önemli yapıt ve sanatçıları İstanbullularla buluşturan Pera Müzesi, Botero’yla kuruluşunun beşinci yılını da kutluyor.
Bir yılı aşkın bir süredir üzerinde çalışılan ve aslında müzenin kuruluşundan beri yapılması planlanan Botero sergisi, bizlere sanatçının 64 eserini görme fırsatı sunuyor. Sadece form dışı resimleriyle değil aynı zamanda kendi gerçekliğinde hazırladığı yine form dışı heykelleriyle de tanınan sanatçının İstanbullularla paylaştığı eserler, son 15-20 yıla ait yağlıboya yapıtlar. Plastik sanatlarla çok fazla haşır-neşir olmayanların bile gördüğü yerde ayırt edebildiği, kendine has üslubuyla Botero eserleri, 18 Temmuz’a kadar gezilebilecek.
Medellin, Kolombiya’da doğan Fernando Botero, 1944 yılından beri resim yapıyor. Yapıtlarında Latin Amerika köklerinden ve Latin insanlarını tuvallerine aktarmaktan hiç vazgeçmiyor. Büyük ustalardan, yaşayışlarından ve yapıtlarından etkilense de kendi tarzını baskın bir biçimde ortaya koyan sanatçı, tanıyanlar tarafından da tevazu sahibi olarak nitelendiriliyor. Peki nedir bu ‘Botero tarzı?’, ‘Hacimlerin Efendisi’ olarak nitelendirilen Botero, estetik ve güzelliğin hacimle de mümkün olabildiğini gösteriyor bizlere. Özellikle kadınların sadece incecik oldukları zaman seksi ya da güzel olmadıklarını, hacimli-tombul insanların da sınır tanımayacağını gözler önüne seriyor. “14. yüzyılda İtalyan sanatçılar başlatmıştı hacim temasını ele almaya ama 20. yüzyılda hep göz ardı edildi, yok oldu. Renkler, kompozisyon elbette ki önemli, bence hacim de bir o kadar gerekli. Abartılı olabilir yaptıklarım ama canlılık unsurunu böyle veriyorum. Figür çizmek istemiyorum sadece hacim vermek istiyorum” sözleriyle de tarzını böyle açıklıyor Botero. Hacim denilince sadece insanlar gelmesin akıllara; Botero bu formu, canlı cansız tüm figürlerinde kullanıyor.
Resimlerini konularına göre sınıflandıran ve yaratım sürecinin belirli dönemlerini sadece odaklandığı ya da odaklanmak istediği konulara ayıran sanatçının en önemli serilerinin başında gelen ‘Latin Amerika askeri darbesi’, ‘alkol ve uyuşturucu’ ve ‘zindanlarda işkence gören insanlar’, maalesef ki İstanbul’a getirilemeyenler arasında. Leonardo Da Vinci’nin en meşhur eseri ‘Mona Lisa’yı da kendi tarzıyla yorumlayan sanatçının hacimli ‘Mona Lisa’sını da İstanbullular göremeyecek. Botero’nun Bağdat Abu Garip Cezaevi’nde yapılan işkenceden etkilenerek hazırladığı yapıtları, California Berkeley Üniversitesi’nde sergileniyor. Sanatçı, bu eserlerin Amerika’da sergilenmesi gerektiğini ve Berkeley’in de liberal bir üniversite olduğunu düşündüğü için hiçbir çıkar gözetmeden bağışlamış hepsini. Alkol ve uyuşturucuyla ilgili yapıtları da Amerika Ulusal Müzesi’nde. Söz konusu eserlerin bizlere ulaşamamasının asıl nedeniyse büyük boyutlu olmaları ve taşıma da yaşanacak zorluklar.
Sergide bu eserler dışında Botero denildiğinde akla gelen pek çok yapıt var elbette. Hazırlanış aşamasında bölümlere ayrılan tablolar müzenin üç katına yayılmış durumda ve altı ayrı kategoride gezilebiliyor. Bunlar; ‘Ölüdoğa’, ‘Uyarmalar’, ‘Boğa Güreşi’, ‘Sirk’, ‘Latin Amerika Yaşamı’ ve ‘Latin Amerika Halkı’. Botero’nun yapıtlarında önemli bir yer tutan ‘Ölüdoğa’, 1960’lı yılların sonundan başlayarak ilerleyen eserlerden oluşuyor ve çoğu zaman masa üzerine konan meyve ve sebzelerin yalın bir kompozisyonun dışına taşan görselliği niteliğinde.

Latin Amerika’da yaşam
Latin kültürünün önemli bir figürü olan ‘Boğa Güreşi’, Latin Amerikalı Botero’nun da hayatında önemli bir yere sahip. Sanatçı, geçmişinden gelen, hafızasına yer eden görüntüleri belki de biraz acı duyarak tuvallerine aktarmış. ‘Sirk’, sanatçının en eğlenceli yapıtları arasında. Atmosferi, cambazları, korkunç aslanları ve renkleriyle hacimli akrobatların estetik figürlerini kendi yorumuyla aktarıyor. ‘Latin Amerika Yaşamı’ ve ‘Latin Amerika Halkı’ hiç vazgeçmediği kültürü ve insanlarını en renkli şekilde ve detaylarıyla gösteriyor bizlere.
Sergilenen 64 yapıt Botero’nun daha önce Seul’de açtığı serginin yüzde 70’ini kapsıyor. Ziyaretçiler tabloların arasında gezerken aynı zamanda sanatçının hayatını ve eserlerini anlatan Botero belgeseliyle de karşılaşacaklar. Serginin hazırlanmasında Pera Müzesi kadar emeği geçenlerden bazıları da İspanya Büyükelçiliği ve Kolombiya Başkonsolosluğu. Sanatseverlere bir de müjde verelim; Fernando Botero, sergisinin açılışı için geldiği İstanbul’da bir süre daha kalacak.