Estetiğin anarşik ruhu

Bebek'te son ayların en
'radikal' sergilerinden biri açıldı. Ressam Şenol Yorozlu'nun sosyolojik ve politik göndermeler içeren...
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Bebek'te son ayların en
'radikal' sergilerinden biri açıldı. Ressam Şenol Yorozlu'nun sosyolojik ve politik göndermeler içeren, bu arada modern sanat tarihini de alabildiğine eleştiren sergisi, 'Yeşil' adını taşıyor. Sanatçı Bebek'teki PG Art Gallery'de 36 yeni çalışmasını barındıran sergisinde, Türkiye'den Ortadoğu'ya, oradan Amerika'ya
ve dünyanın toz duman gündemine uzanan bir mesaj bombardımanıyla, sanatseverin karşısına çıkıyor.
Bir 'estetik çatışması'
Yorozlu, sergisi için modern Amerikan resmini temsil eden Barnett Newman, Kenneth Noland, Frank Stella, Louise Bourgeois, Robert Mangold, Robert Ryman, Mark Rothko ve Brice Marden gibi imzaların yapıtlarını yeşile büründürmüş. Ressam, sergi manifestosunda, bu 'dönüşüm' sırasında kullandığı imzaları da NWMN ya da MNGLD gibi örneklerle deformasyona uğrattığını söylüyor.
'Kod Adı Yeşil'in Serüveni' başlığıyla İsveç'te başladığı, ancak değişen gündemle birlikte mesajları da derinleşen
'Yeşil' sergisi üzerine, Yorozlu'yla söyleştik.
Serginiz sanat tarihinde de yaşanan
'Medeniyetler Çatışması'nın bir dışavurumu mu?
Bu dışavurum, bir kızgınlık diyebilirim. Amerikalıların 'canlarının çok tatlı' olduğu ortaya çıktı. Ben 'Medeniyetler Çatışması'nı Marilyn Monroe'nun küloduna benzetiyorum. Tüm dünyanın meselesi haline geldi. Oysa biz, ben, 'Bana ne' diyebilmeliyiz. Amerikalılar bugün cipe 'Grand Cherokee'
adını veriyorlar. Bunun anlamını biliyor muyuz? Yaşanan bu çatışmalarda doğal olmayan bir cebir hissediliyor. Örneğin Amerika'nın bir kültür ürünü olan Mc Donald'sın Mekke'de işi ne?
Sizce, 'sanat tarihinin sonu'ndan söz edilebilir mi?
'Son' kavramını zorunlu olarak Batı ve Amerikan kültürleri ortaya koyuyorlar. Sorum var: Neden? Son, bir ilk, yani yeni bir başlangıç. İkiz kulelere her baktığımda aklıma Pinokyo geliyor. Bilirsiniz, her yalan sonunda Pinokyo'nun burnu
uzardı. İkiz kuleler dünyanın en uzun kuleleriymiş. Burada birileri yalan söylüyordu ki, kimler olduğu ortaya çıktı. Marcel Duchamp da pisuarını sergilediği zaman aynı kelamlar ediliyordu. 'Sanat tarihinin sonu geldi' gibi.. Bugün sanat yapılmıyor mu? Bugün o uçakların MOMA ya da Guggenheim müzelerine çakılma düşüncesi realize edilebilir mi?
Sergi 'estetik bir anarşi'mi yoksa kutuplararası 'bir uzlaşma zemini' ihtiyacından mı doğdu?
Uzlaşmaya karşıyım. Kişi olarak anarşizme daha yakın duruyorum. Bu yüzden bu sergiyi realize ettim. Bu sergi, bir dakikalık saygı duruşu değildir. Bu sergide de yine, 'Neden?' sorusunu soruyorum. Siz bu ülkede, soruna böyle bakan bir sanatçı tanıyor musunuz?
Sergi için hazırladığınız metinde Picasso'ya olan inancınızın altını çizmişsiniz.
Pablo Picasso Guernica'yı neden boyamıştı?
İnancım bu tür noktalarda seyrediyor.
'Yeşil'in 'plastik', 'sosyolojik' ve 'politik' kudretini kısaca yorumlar mısınız?
Hikâye uzun ama kısaltalım: Zamanımızda, ABD Doları'nın 'Yeşil'i ve hatırlattığı
İslam 'yeşil'i ile, bizim 'kod adı Yeşil'imiz. Şenol Yorozlu'nun 'Yeşil' sergisi 8 Aralık'a kadar görülebilir.
Tel: 0212 263 33 90