Evlilik canlı ameliyattır

Yazıp çizmekle, söz söylemekle, kolayına tüketilecek cinsten olmayan belki de en eski, çetin ve dolambaçlı kurumun adı: evlilik.
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Yazıp çizmekle, söz söylemekle, kolayına tüketilecek cinsten olmayan belki de en eski, çetin ve dolambaçlı kurumun adı: evlilik. Tiyatro metinleri içerisinde de ağırlıklı bir yere sahip, evlilik kurumunu irdeleyen oyunlar. İşte o oyunlardan biri Alman yazar Martin Walser'in 'Odada Savaş'ı. Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda Orhan Alkaya tarafından sahneye konulan 'Odada Savaş' Türkiye'de ilk kez sahneleniyor. Oyunda Mümtaz Sevinç ve Gül Onat rol alıyor.
Evlilik üzerine yazılmış trajik bir fars olan 'Odada Savaş'ta, 20 yıllık evli bir çiftin yaşadıkları ekseninde kadın ve erkek ilişkileri hakkında bilinen ve bilinmeyenler ele alınıyor. Bu çerçevede evliliği mercek altına alan Martin Walser, ilginç saptamalarda da bulunuyor: "Evlilik çok çetin bir savaş. Yok yok bir ameliyat. İki operatör devamlı birbirlerini ameliyat ediyor. Hem de narkozsuz. Ama hiç durmadan. Ve böylelikle neresine dokunulunca daha çok canının yandığını keşfediyorlar."
Yönetmen Orhan Alkaya, evli bir insan olarak böyle bir oyunu sahnelemenin kendisi için Everest Dağı'nın zirvesinden yamaç paraşütü yapmak gibi bir şey olduğunu vurguluyor:
"Oyun, evliliği çok zekice işliyor. Ben de evliyim. Evlilik kurumunu bu kadar sert bir biçimde ele alan bir oyunu yorumlamam ciddi bir hayat riski içeriyordu benim için. Bu riske âşık oldum. Öte yandan evliliğin tuzaklarından kurtulmanın pek de mümkün olmadığını düşünüyorum. Çok büyük bir mekanizmanın içerisine girip orada çok radikal değişiklikler yapacağını ummak bir safdilliktir."
Evlilik düzenin bir oyunu mu?
Orhan Alkaya, oyunda kadın ile erkeğin değil aslında gizli başrolü üçüncü kişinin, evlilik kurumunun üstlendiğini, hal böyle olunca da gündeme evliliğin suçlarının geldiğini düşünüyor: "İki insan evlenmiyor, burada anlaşmak gerekiyor. Silsile halinde milyonlarca insan birbiriyle evleniyor aslında her nikâhta. İki insan bir kurum kurmuyor, bütün köşeleri belirlenmiş bir iktidar oyununun içerisine giriyor. Dolayısıyla sevginin kurbanları haline geliyorlar, insanlar evlenerek. Verili hayatı yeniden üretmenin pasif aracıları haline dönüşüyorlar. Üstelik buna bir mucize ekliyorlar. İki insanın buluşmasından bir başka insan hayata geliyor. Bu düzeni yeniden üretmenin en mükemmel tuzağı."
'Odada Savaş'ta evliliğin ve kadın-erkek ilişkilerinin en can alıcı konularından biri olan 'aldatma' kavramı yazar tarafından adeta tersyüz ediliyor.
Alkaya, bu çerçevede devreye Walser'in ustaca hazırlanmış kurgusunun girdiğinin altını çiziyor: "Sürekli oyun üreterek ilişkiyi var edebiliyorlar. Bir dizi oyun kuruyorlar. Walser'in bu tercihinin altını çizdim. Belki biraz daha Beckett'yen bir tavır kattım oyuna. Durumların sürekli birbirini tekrar ettiği pek bir şeyin değişmediği, sadece zamanın değiştiği bir montajı öne çıkardım. Yazara yaptığım bir müdahale de fazlasıyla Alman bir dünyaya sahip olan bu oyuna belli bir Akdeniz tadı kattım. Bizden, daha sıcak ve heyecanlı bir Akdeniz tonu."
'Odada Savaş' bugün ve yarın saat 20.30'da Yunus Emre Kültür Merkezi'nde. Tel: 0212 661 19 41