Ezilenlerin sesi Bağcılar Rap!

Ezilenlerin sesi Bağcılar Rap!
Ezilenlerin sesi Bağcılar Rap!

FOTOĞRAFLAR: SEBATİ KARAKURT

Tek göz odada kayıt, cep telefonuyla çekim. Sonuç: YouTube'da 6 milyon dinleyici. Ezilenlerin sesini duyurmak için yarattıkları Bağcılar Rap'le ve yıldızlarıyla tanışın. Çatı Records'un rap'çileri Heijan, Cash Ömer, Duygusal MC, Hataylı Bela'nın gözünden 750 binlik ilçede olup bitenler: "Baskıcı, tufacısı, cepçisi, hırsızı, kuytu köşelerde var torbacısı, deli dolu geceleri, farklıdır piyasası, Bağcılar burası!" Hürriyet'ten Aslı Barış'ın izlenimleri...
Haber: ASLI BARIŞ - abaris@hurriyet.com.tr / Arşivi

İstanbul ’un birinci, Türkiye ’nin altıncı en kalabalık ilçesi Bağcılar. Nüfusu 750 bini aştı. Yani Türkiye’nin yüzde 1’i burada yaşıyor. Göç alma konusunda rekortmen; Suriyelisinden Afrikalısına her milletten adam var. Buraya kadar iyi kötü bildiğimiz, hatta çoğumuzun da ilgilenmediği şeyler. Bilmediğimiz ise, biz hayatımıza devam ederken, orada müzikal anlamda devrim yaşanması. Doksanların sonunda yaşanan ‘gurbetçi hiphop’ trendinden sonra, Türkiye’yi yeniden kasıp kavuracak bir akıma hazır olun: Bağcılar Rap. Yıldızları Heijan, Cash Ömer, Hataylı Bela, Duygusal MC ve diğerleri. Seslerini duyurmak için kullandıkları tek güç ise 10 metrelik bir apartman dairesinde kurulan Çatı Records. İmkânsızlık ve yokluğun insanın yüzüne çarptığı Bağcılar’ın Fatih Mahallesi’nde, ilçelerinde olup biteni anlatıp, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Başarıyorlar da. YouTube kanalında 6 milyon dinleyici bunun en büyük kanıtı.

Çevredeki berber dükkânı gençlerin buluşma noktalarından. FOTOĞRAFLAR: SEBATİ KARAKURT
Klipler ya stüdyoda ya da semtin sokaklarında cep telefonuyla çekilmiş. Kullanılan hava atma aracı Şahin. Fonda mahalle arkadaşları olan diğer rap’çiler. Yüzlerdeki ifade sert buram buram “bana bulaşma yakarım” diyor. Ellerde tespih, üst baş sportif. Şarkı sözleri provokatif, kullanılan dil farklı. Ama fena halde akılda kalıcı. “Peki ne anlatıyorlar?” derseniz en popülerleri olan Heijan’dan bir referans verelim: “Burası Bağcılar, welcome to cehennem... Hadi semte gidek baba, piyasa yapak. Bi iki duman alıp hapı patlatak. Sonra tufaya çıkıp kapı zorlayak.” Yani hırsızlıktan uyuşturucu satıcılığına ne ararsanız var. Bizim duymak istemediğimizi bize haykırıyorlar. Üstelik hem uyuştucu satıcılarını hem de polisi karşılarına almak pahasına.

“Burası Bağcılar, welcome to cehennem... Hadi semte gidek baba, piyasa yapak. Bi iki duman alıp hapı patlatak. Sonra tufaya çıkıp kapı zorlayak.”

Dürüst davranmam gerekirse ekibi röportaja ikna etmem çok da kolay olmuyor. Bazılarının onları ‘müptela’ olarak görmesinden fena halde bunalmış durumdalar. Çatı Records’un sahibi Dinçer Öztürk telefonda bana sert yollu gözdağı veriyor: “Nereden bileyim amacınız ne? Buraya gelen herkes uyuşturucu haberi peşinde. Ama biz torbacı değiliz.” Yüz yüze görüşüp, ikna etmeyi öneriyorum. Bizim de gazetemizin Bağcılar’da olduğunu söylüyorum ve ekliyorum: “Yani ben de Bağcılar kızıyım”, “Sen olsan olsan Etiler kızısındır” diyor ama görüşmeyi de kabul ediyor. Düşüyorum Bağcılar yoluna.

BİZİM SAYEMİZDE OPERASYON YAPILDI, HÂLÂ SUÇLANIYORUZ

Duygusal MC

Sabah saati olmasına ana cadde insan seli. Kimsenin kimseyle ilgilendiği yok. Ama birbirine benzer dar ara sokaklara sapınca işin rengi değişiyor. Kadın erkek herkes bakışlarıyla “Bizden değilsin” diyor sanki. Ya da dinlediğim rap parçalardan bana öyle geliyor: “Buralı değilsen ayık takıl derim, yabancı burada bir düşman gibidir.” Tedirginliğim kısa sürüyor, Öztürk’ün yolladığı iki genç beni buluyor, ‘stüdyoya’ kadar eşlik ediyor. Kısa sürede Dinçer Öztürk’ün annesi, babası, iki yeğeniyle oturduğu apartmana gidiyoruz. Stüdyoya adını veren çatı katı ceman 10 metrekare, yerler halıfleks. Odaya sığan sadece bir masa, bir bilgisayar, bir mikrofon. Tepede bir florasan lamba. Hepsi bu.
11 rap’çiye prodüktörlük yapan Öztürk, iki gün önce Emniyet’e ifadeye çağrılmış. Sebep, parçalarındaki sözlerle ‘gençleri uyuşturucuya özendirmek’. Heijan’ın 1.5 milyon tık alan parçası ‘Bonzai Bom, kafam trilyon’daki sözler özellikle problem yaratmış: “Burada en popülerimiz hırsızdır / En zengini mi? / O da torbacıdır / ‘baba okuyom ben’, aferin sana / ot içerken paket oldu bak oğlun.” 29 yaşındaki Öztürk, polislerin olayı tamamen yanlış anlamasından şikâyetçi: “Biz devletin içindeki zehiri eritmek istiyoruz, yardımcı oluyoruz aslında. ‘Bonzai Bom’ şarkısını yaptık, iki gün sonra Bağcılar’a büyük operasyon yapıldı. Torbacılar sürekli ‘Ekmeğimizle oynuyorsun’ diye bizi tehdit ediyor. Ama susmuyoruz. ‘Gençliğine sahip çık’ diyoruz, suçlu konumuna düşüyoruz. Üstelik beni götüren sivil polis bile Heijan dinliyor. Bizim anlatmak istediğimiz sadece, buradaki koşullar.“ Cash Ömer, Hataylı Bela, Duygusal MC de aramıza katılıyor, ‘Paris’e yollasanız yine döner toprağını öperiz’ dedikleri Bağcılar’daki hayatı anlatmaya başlıyorlar.

Hataylı Bela (solda), Cash Ömer ve Duygusal MC favorilerinden ayrılığı anlatan damar parça ‘Kış Akşamı’nı söyledi.
Prodüktör Öztürk, 9 yıldır prodüksiyon ve rap işiyle uğraşıyor: “Uzun seneler bir televizyonda ses kayıt işleriyle uğraştım. KJ operatörlüğü yaptım. Ama geçinemedim, kazandığım parayı da alamadım. 3 seneden beri bir hastanede güvenlik görevlisiyim. Bir anda estiler, aldım bir kayıt cihazı, bir mikrofon, başladık işte. Çevrede rap müzikle uğraşan gençlere kapılarını açtım.” Esenyurt, Zeytinburnu gibi semtlerden gelen rap’çiler, onda kayıt doldurmuş. Sonra semtindeki ‘cevherleri’ keşfetmeye başlamış. Cash Ömer ve abisi Heijan’la böyle tanışmış.

“TORBACI DEĞİL LAN ONUN ADI ESNAF.”

Çatı Records’un kurucusu Dinçer Öztürk rapçilerin klipleri çekiyor, parçaların alt yapılarını hazırlıyor.

Heijan yani 21 yaşındaki Doğan Tarda, en ünlü şarkıcısı. Bitlisli, 10 yıl önce İstanbul’a gelmiş. Beş kardeşler, hatta biri de onun gibi rap yapan Cash Ömer. Kütçede ‘Zehir’ anlamına gelen Heijan, şu an askerde ama normalde hamallık yapıyor. Röportaja telefonla katılıyor, beni kibar yollu uyarıyor: “Abla, biz satıcı değiliz, içmiyoruz da doğru yaz ha! Satıcı olsam niye hamallık yapayım. Param pulum olurdu. Askerde bana kardeşim para yolluyor, babamın aldığı en fazla bin lira. Ne torbacılığı?”

‘Beat’ duyunca sabaha kadar yazıyorum. Sonra hiç uyumadan doğru işe, konfeksiyon atölyesine...

Cash Ömer, 18 yaşında. Bağcılar’da bir konfeksiyon atölyesinde pantolon bandında. Dört yıldır rap piyasasında ama şarkı sözlerini yazmaya 9 yaşında başlamış. Sebebi, o dönem yaşadığı bir ayrılık acısı. “9, âşık olmak için biraz erken bir yaş değil mi?” diye soruyorum. Bana inceden küçümseyen gözlerle bakıyor: “Nerede olduğuna bağlı. Burada değil.” Kız arkadaşıyla da altı yıldır birlikte. Ama şarkılarında aşktan çok, ilçedeki hayat koşulları var. En popüler parçası ‘Mugo Ayanlar.’ Konu yine uyuşturucu satıcıları, hırsızlar ve polis memurları, onların deyimiyle ‘amcalar’la geçen mücadeleler. Kulaklık kulağında, ‘beat’ kulaklarında, sert bir şekilde söylüyor mikrofona: “Neşemizin sebebi Bağcılar, adını duyunca nedense delirir amcalar, bu aralar sıkıntıda torbacılar, her yeri kuşatmış halde yunuslar.”

DİSKO, BAR YOK HALAYDA GENÇLER

Cash Ömer bugün eve gelirken yazdığı parçayı hemen kaydetti.

Parçalarda farklı bir dil, farklı bir jargon var: ‘Amcalar’ polis demek, Mugo ‘kanka.’ Gece hayatında mekânlar da alışkın olduğumuzdan farklı. Heijan’dan ‘Gene Mi Amcalar’dan referans alalım: “Burada gece hayatı farklı bir güzel, diskosu barı yok, düğünde gençler. Keyfi yerinde ve neşesi peşinde. Halayın başında kasılıyor dişler.” Düğünlerde eğlenmek iyi hoş da neden kasılıyor dişler? “Halayda patlayacakları için. Pıt attıkları, şeker yaptıkları için.” Tüm bu deyimler, extacy hapı için kullanılan farklı tabirler.

Şarkılarda geçen ‘Bağcılar piyasası’ konusunu bu ekiple keşfetmek için stüdyodan çıkıp yola dökülüyoruz. Sokakta asıl piyasa yürüyüş yolunda oluyor. Orada gezmek istiyorum ama ‘etiket oluruz’ diye kabul etmiyorlar. Etiket olmak, dikkat çekmek, dile düşmek anlamında. Gerçekten de ara sokaklarda yürürken bile şarkı sözlerini seslenen, fotoğraf çeken çok. Ömer ve Heijan’ın çocukluk arkadaşı, 19 yaşındaki ‘damar’ rap’çi Duygusal MC yani İlhan Erden anlatıyor: “Hafta sonu buraları iyice doluyor sayemizde.Pendik’ten, Çorlu’dan bile gelip selfie çeken oldu. Her gün Facebook hesabıma en az 150 mesaj alıyorum, ben olduğuma inandıramıyorum, “Bu sahte hesap mı?” diyorlar.” Bakıyorum, gerçekten de mesaj kutusu dolmuş taşıyor. Normalde aşçılık yaparken, birdenbire tanınmak yani ‘fame olmak’ onu yormuş. “Çoğunu blokluyorum gidiyor.”

Bakmayın yanımda rahat gözüktüklerine, ‘Çatı Records’ rap’çilerini röportaja ikna etmek hiç de kolay olmadı. Gazetemizin de bu semtte olduğunu, komşu olduğumuzu söyledim. “Ben de Bağcılar kızıyım” dedim. “Senden olsa olsa Etiler kızı olur” dediler. Ama sonuçta iyi bir ekip olduk.

GELİYOR AYAN ABLALAR
Şarkılarda hep geçen ‘ayan abi ve ablalar’ konusuna geliyoruz. ‘Ayan’ burada ‘atarlı genç’ olarak kullanılıyor. Belli bir tarzları da var: Kalın tabanlı spor ayakkabı giyen, eşofmanla gezen, şapka takan kızlar ve erkekler. Özellikle ‘ayan ablaların’ estetik anlayışından özellikle şikayetçiler, çoğu onlara göre ‘Kezban’. Bu konuyla ilgili yeni parçaları yolda: “Saç sakal 10 lira, bıyık bedava.” Ama bulaşmaya da gelmiyor, üzerlerinde bıçak taşıma riskleri var. Üst-baş konusuna gelince, o ayrı konu. Öztürk bu stilin nedenini anlatıyor: “Neden yüksek tabanlı ayakkabı giyer insan? Ses çıkarmasın diye. Duvara tırmanabilirsin o ayakkabıyla. Ev sahibi uyanmaz, evin tamamını götürürsün. Eşofman polisten kaçarken rahat hareket etmek için. Hırsızlar için koleksiyon hazırlıyor burada spor markaları.”

ÇEK BİR ‘FOR’

Bir yerde oturmayı öneriyorum. Bir ‘bayanla’ kafeye gitme fikrine katılarak gülüyorlar. Öztürk şöyle diyor: “Belki Etiler gibi bir semtte şortla bile dolaşabilirsiniz. Ama burada saat dokuzdan sonra sokakta gezmeniz delilik. Gerçi bizimlesiniz, bir şey olmaz.” Soluğu zaman geçirdikleri bir berber dükkânında alıyoruz. Orada çalışan başka bir rap’çi, Hataylı Bela nam-ı diğer Mehmet Sürmeli karşımıza çıkıyor. O da ‘arabesk rap’ tadında, damarcı. Dört çocuklu bir ailenin oğlu. Hatay’dan 6 yıl önce gelmiş, gurbette’ abisinde kalıyor. Babası Kuveytte çalışıyor, TIR şoförü. 6 yıldır birlikte olduğu kız arkadaşı Suriyeli, o da hâlâ ülkesinde. Sevdiklerinden uzakta: “Aşk için, hasret için yazıyoruz işte. Bir de neşesine.” İlham gelince iş aralarında telefona yazıyor. Duygusal MC de Cash Ömer de... Beat duymasınlar, sabaha kadar yazıyorlar. Sonra sabah hiç uyumadan yine işe.... Aileleri de ilk başta karşı çıkmış bu tempoya: “İlk başta dediler ‘Rap nedir, senin baban rap mi yaptı? Senin baban dengbêj’di (uzun hava söyleyen şarkıcı) Şimdi kendileri açıp dinliyorlar. Facebook’ta paylaşıyorlar.” Dükkanda ‘for’olan Fırat da var. ‘For olmak nedir?’ derseniz, şarkıda bahsiniz geçerse, sizin de havanız 1500 oluyor, ekipten sayılıyorsunuz. Heijan’ın ‘Bonzai Bom’unda bahsi geçiyor: “Nihat babasından 10 lira aldı, torbacıda fişek 20 liraydı. Fırat Nihat’a 10 lira borç verdi, bu semtte ticaret böyle gelişti.” Fişek ‘tek sarımlık bonzai’ anlamına geliyor. Fırat bir dönem kullandığını, şimdi bu müzik işlerine tutunup temizlendiğini söylüyor: “Bir cahillikti, yaşadık geçti” diyor.

‘FAME OLMAYA ÇALIŞAN ÇOK’

Muhabbet sırasında yeni bir konsept daha öğreniyorum: ‘Kızdırma beni, fena diss atarım.’ Sürekli rakiplerine eskilerin âşık atışması gibi şarkıyla haddini bildirmek, yani ‘diss atmak’ zorunda kalıyorlar. Çünkü piyasada onlara saldırarak ‘fame olmaya’ yani tanınmaya çalışanlar çok. Dinçer Öztürk durumu şöyle özetliyor: “1.5 milyonu toplayan donanımı alıp eve stüdyo açıyor. Sonra saçma sapan işler yapıyorlar. Bu yüzden çok diss atmak durumunda kalıyoruz. Mesela yeni şarkımızda ‘K*çını yırtsan da bize yetişemeyecen’ dediğimin İsyankar 26’dır, HayalCash’tir.’ Ünlü tribine bürünenleri sevmiyoruz. İçici adamlara karşı da tavrımız daha da sert oluyor.”

Bağcılar rap’in en popüler ismi Heijan, şu an askerde.
BU DEVLETE DİSS HAKTIR DA MÜSTAHAKTIR DA
Konu dönüp dolaşıp siyasi düşüncelere geliyor. Hepsi doğulu olduğu için konuyla ilgili tavırlarını soruyorum. Cash Ömer anlatıyor: “Parçalarda Kürtçe kullanıyoruz çünkü Kürt’üz. Ama ayrım yapmıyoruz. Türk-Kürt kardeştir. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorsan, bu kimliği taşıyorsan, buranın vatandaşısın. Kliplerimizin girişinde Türk bayrağını da kullanıyoruz. Abimle düet yaptığım ‘Ez Kürdistanım’ şarkısı vari seçim döneminde politik bir parti istedi, izin vermedik. Onlar işleri bize uymaz. “ Öztürk ekliyor: “Devlete karşı pisliğimiz, sevmemezliğimiz yok. Sadece yardım istiyoruz. Toptancıyı kes at temizle, sonra biz ‘Bonzai’ diye şarkı yapıyor muyuz bak gör. Devlet sorun ne diye duymak istiyorsa gelsin bizden dinlesin. Hep kürsüde kalmak olmaz, gelsin halkın içine karışsın. Sesimizi duymuyorlar. Rap’imizin amacı sesi yükseltmek. Böyle bir devlette yaşıyorsan, diss haktır da müstahaktır da!”


10 ADIMDA BAĞCILAR RAP TERMİNOLOJİSİ
Ayanlar: Tabanlı spor ayakkabı ve eşofman giyen ‘özenti’ görünen gençler
Ayan ablalar: Yine aynı giyim tarzına sahip, sinirlendiğinde olay çıkaran, bıyıkları olan kız.
Amcalar: Baskına gelen polis güçleri. Yunuslar, çevik kuvvet ekibi.
Paket olmak: Yakalanmak
Diss atmak: Rakip rapçilere haddini bildiren parça yapmak.
Homi: Yabancı rap parçalarında yer alan birader, kanka anlamına gelen ‘Homie’nin dilimize kazandırılmış versiyonu.
Mugo: Arkadaş, kanka.
Fame olmak: Ünlü olmak ya da ünlü olmaya özenmek.
Etiket olmak: Aşırı dikkat çekmek.
For yapmak: Şarkıda eş, dost hakkında referans verilmesi.

NEDEN RAP BAĞCILAR’DA PATLADI?
‘RAP KENDİNİ SIKIŞMIŞ VE DIŞLANMIŞ HİSSEDENLERİN ÇARESİ’
İstanbul Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Kaya
Bağcılar’ın popülasyonuna baktığımız zaman ağırlıklı olarak zorunlu göçle oraya yerleştirilmiş Kürt nüfus ve Suriyeli göçmenlerin ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Kendi kültürleri ve yaşadıkları bölgedeki zor şartlar arasında sıkışmışlık hissi yaşayan bir topluluk bu. Rap kültürü, göçmen kökenli işçi sınıfının çocuklarına, o gençlere önemli çıkış kapıları açıyor. Dışlanmışlıklarına çare buluyor. Küresel kültür ürünü olan Rap’i alıp, kendi otantik kültür öğelerini de ekleyerek kendi seslerini duyuruyorlar. Bağcılar stilinde rapçiler parçalarında kendi dillerini, Kürtçe kelimeleri kullanıyorlar. Zaten Kürtçe dil olarak kafiye yakalamak açısından bir hayli müsait. Ama bunun dışında ‘Homie’ gibi yabancı kelimeleri de kullanıyorlar. Rap ve hiphop müziği zaten buna izin verir. Otantik olanı kullanma konusunda elverişlidir. Küresel olanı da kullanıp, bir yandan kendi kültürel kimliğinizi de yüceltme imkânı sağlar.

Bu gençler ataerkil kültür içinde yetiştiler. Haliyle cemaatleri içinde seslerini duyuramıyorlardı. Ancak Rap’in özgürleştirici gücünü kullanarak seslerini duyurabiliyorlar. Kürtleri ‘homojen bir grup olarak görüp işi ‘Kürt meselesi’ olarak algılamamak gerek. Bu müziğin patlamasını politik değil, işçi sınıfının koşulları ve sosyolojik etkenlerle okumak lazım. Sorunları kentteki yaşamlarıyla, gündelik konularla ilgili. Kendi kültürleriylebarışmalarını sağlar.

Şöhret peşinde değiller ama kendi bölgelerinde de belli bir statü yaratmıştır müzikleri. Onları takip eden hayranları vardır, yerel mekânlarında belli bir havaları vardır. Sermayeleri Rap’tir. Para kazanmalarını da sağlayabilir. Ama bizim alışkın olduğumuz ‘klasik’ şöhret kalıbından çok uzaktırlar. Rap kendi kültürleriyle de barışmalarını sağlayabilir. Daha öncesinde anne-babalarıyla birlikte görünmek istemezken şimdi onların otantik öğelerini dilini kullanarak müziklerine katkı sağlıyorlar. Aileleri de kendi seslerini duyurdukları için onları birey olarak algılayıp daha fazla saygı göstermelerini sağlar.