Fantastik düşlerin semti

İstanbul'un bütün semtleri gizemlidir, kendi içinde yüzlerce hikâye barındırır ve fantastik düşler için ideal ortamlar sunar
Haber: ASLI ÖRNEK / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul'un bütün semtleri gizemlidir, kendi içinde yüzlerce hikâye barındırır ve fantastik düşler için ideal ortamlar sunar; ama Beyoğlu'nun hali bir başkadır. Âşıklar, yalnızlar, berduşların ortak mekânı olan bu semt, kafeleriyle ve sinemalarıyla cıvıl cıvıl bir vitrinin ardında, terk edilmiş binaları, göçleri, yangınları unutulmuş hatıraları saklar.
Ömrünü Beyoğlu'nda geçiren gizem ve fantastik
öykülerin uzmanı Giovanni Scognamillo, sözünü ettiğimiz kimliğin en çok farkında olan yazarlardan biri. Dolayısıyla, 'Beyoğlu Kâbusları ve Diğer Öyküler' adıyla çıkan kitabını görünce şaşırmadık. Hatta nihayet dedik. Scognamillo'nun daha önce Fransa'da yayımlanmış öyküleri var, ama onları hiç kitaplaştırmamış. Yani bu onun ilk edebi kitabı. Kitabı hemen okuduk ve Scognamillo'nun kapısını çalıp gizemli öyküler ve Beyoğlu sokakları arasında bir gezintiye çıktık.
Beyoğlu ile ilgili bu kadar kitap çıktı. Ama ilginçtir ki, onun hakkında hâlâ söylenebilecek bir şeyler bulunabiliyor. Siz de Beyoğlu'nu kendine konu alan bir yazar olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beyoğlu hakkında çok şeyler yazıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Araştırmalar yapıldı. Her ne kadar Beyoğlu'nun tarihi o kadar uzun değilse de, çünkü 19. yüzyılın ortalarından iyiden iyiden yerleşiyor ve bir yüzyıllık altın çağını yaşıyor. Ama daha çok
anıların üzerine gidildi. Herkes bildiği Beyoğlu'nu anlattı. Beyoğlu çok özel bir kişiliğe kültüre ve mozaiğe sahip olduğu için onu çeşitli açılardan incelemek ve araştırmak gerekir.
Bugün artık Beyoğlu nostaljisi bence hiçbir işe yaramaz. Ancak Beyoğlu ile ilgili tarihsel ve toplumsal araştırmalar yapılırsa,
o vakit Beyoğlu'nun gerçek çehresi ortaya çıkar. Çünkü nostaljiye dayalı anılar oldukça idealize bir Beyoğlu ortaya çıkarıyor ki benim yaşadığım Beyoğlu ne cennetti ne de cehennem. Tüm insanlara göre ortada bir şeydi.
Sinema üzerine birçok kitabınız var. Bu kitabı kurgularken sinema sanatının araçlarından yaralandınız mı?
68'den beri filmle uğraşıyorum. Tabii ki ben bir öyküyü yazarken o öyküyü görsel olarak değerlendiriyorum. Bazen bir öykünün başlangıcı bir görüntü olarak geliyor bana. Yani bir görüntü görüyorum ve onun ardından öykü oluşuyor. Onun için kitabımda gördüğünüz öykülerden birçoğu, özellikle Beyoğlu ile ilgili olanlar oldukça kısa öyküler.
Bir de ben daima okurun hayal gücüne güvendiğim için ona bir ipuçu verdiğimde onun arkasından gitmesini bekliyorum ve o da gidiyor. 30'lu 40'lı yılların korku filmlerini izlediğimde farkına varıyorum ki birçok şey açıkça anlatılmıyor. Seyircinin hayal gücüne bırakılıyor. Bugünkü son dönem Hollywood sinemasının korku filmlerine baktığımda, her şeyin altı defalarca çiziliyor. Bu yanlış bir şey, çünkü seyirci filmi izlerken muhakkak dikkat etmelidir.
Bizde 'Alacakaranlık Kuşağı' gibi gizeme dayanan dizi ya da film çalışmaları pek yok. Belki sizin kitabınız buna kaynak olabilir?
Teklif gelirse düşünürüm. Ancak bizim kanallarımız bu konulara pek girmezler ve de gireceklerini hiç sanmam. Çünkü bu konular özel efektler ve oyunculuk gerektiriyor. Hiçbir oyuncuyu kırmak istemiyorum ama oyunculuk standardı ortada.
Türkiye'de yazdığınız bu kitapla fantastik öykücülüğün neresindesiniz?
Türkiye'de bazı türler yeni gelişiyor. Türk edebiyatında, polisiye roman geleneği yok. Bir Cingöz Recai var. O da 30'lu yıllarda. Casusluk romanı geleneği yok. Düşünün, siz bir yazarsınız. İstanbul gibi en azından Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında casuslar merkezi olan bir şehirde oturuyorsunuz, yazıyorsunuz ve hiç aklınızın ucundan bile geçmiyor, İstanbul'da geçen bir casusluk romanı.
Macera edebiyatı yok. Bilimkurgu yavaş yavaş oluşuyor, bir kaç tane yeterli arkadaş var. Ama okurun büyük bir kısmı yerli bilimkurguya güvenmiyor. Fethi Ilgaç, Orhan Duru var. Bunlar önemli isimler. Ben mümkün olursa, kurgu üzerine devam etmeyi düşünüyorum. Ama fantastik olabilir ama bilimkurgu olabilir. Bir yerden sonra bir değişimden geçme ihtiyacı duyuyorum.
Bundan sonra hangi yeni kitaplarınızı okuyacağız?
Beyoğlu öykülerinin devamını çıkaracağım. Fantastik Türk Sineması, Erotik Türk Sineması kitaplarını yayımlayacağım. Beyoğlu ve Yeşilcam anılarımı birleştiren genişletilmiş bir anı kitabı yolda. 60'larda Fransa'daki polisiye öykülerini de kitaplaştıracağım; ama takma isimle. Onu yeniden Türkçeleştirdim. Geçen sene başladığımız 'Türker İnanoğlu'nun Yaşam Öyküsü'nü Türker İnanoğlu ile beraber yazmayı sürdürüyorum. Kendisi çok meşgul olduğu için bir seneyi aştık. Onun üzerinde çalışıyoruz.