Fas ile İstanbul arasında bir yerde

Fas ile İstanbul arasında bir yerde
Fas ile İstanbul arasında bir yerde

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Fransa'nın yeni yıldızı Hindi Zahra, geçen hafta Akbank Caz Festivali kapsamında İstanbul'daydı. Bu kentte verdiği konseri 'Karşılaştığım en coşkulu konserdi' diye hatırlıyor
Haber: SAMİ KISAOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Geçen hafta Akbank 20. Caz Festivali kapsamında İstanbullu hayranları ile buluşan Hindi Zahra ile konseri sonrasında çıkış albümü Handmade üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. İki yıllık dünya turnesi kapsamında geldiği İstanbul’u gezememekten dertli olan Hindi Zahra makyajsız yüzü, olabildiğine doğal hali ve samimi tavırları ile Fas konseri öncesinde sorularımızı yanıtladı. 
Dün akşam sahnede her şey çok keyifli gözüküyordu. Konser için İzmir ve Ankara ’dan gelen hayranlarınız da vardı salonda. Sizin açınızdan nasıl geçti ilk İstanbul performansı?
Seyirci bizim için tam anlamıyla büyük bir sürpriz oldu. Harikaydılar. Salondaki herkes şarkılara eşlik ediyordu. Sözlerini tam olarak bilmedikleri şarkılarda bile mırıldanarak eşlik ederek müziği takip ettiler. Daha önce böylesine büyük bir coşku ile sadece Almanya ’da karşılaşmıştık ama; İstanbul performası bunun çok daha ötesindeydi. Bu şehre kesinlikle yeniden gelmeliyiz. 
Biraz hikâyenin başlangıç kısmını anlatır mısın? Her şey nasıl başladı senin için?
Birçok farklı müzik türünün dinlendiği bir ailede dünyaya geldim.. Evde çoğu zaman İspanyolca, İngilizce, Fransızca ve Almanca şarkı söyleniyordu. Annemin bir şarkıcı olmasının yanı sıra amcalarım da müzisyendi. Annem düğünlerde ve kasabadaki tiyatroda şarkı söylüyordu. Müziği doğal bir şekilde içgüdüsel olarak öğrendiğimi söyleyebilirim. Neredeyse beş yaşımdan beri şarkı söylediğimi ve dokuz yaşımdan itibaren kendi doğaçlamalarımı icra ettiğimi belirtmeliyim.
Kendi kültürünüzün de içinde olduğu birçok farklı müzik türünden ilham alarak oldukça başarılı olan ilk albümünüzü gerçekleştirdiniz. Biraz bu ilham kaynakları üzerine konuşabilir miyiz? 
Kalbime en fazla dokunan müzik türlerinden biri olan bluesun benim için önemli bir yeri var. Tabii ki geleneksel Fas müziği, Afrikan blues, caz ve Ali Farka Touré’nin de müzikal çizgimi bulmamda yeri vardır. Tüm bunlara ek olarak Hint ve İspanyol müziklerinin de müziğimde önemli bir yeri olduğunu söyleyebilirim.
Uzun yıllar Paris’te yaşamış olan birisinin Fransız kültüründen de bir derece etkilenmiş olması beklenir ama sizde bu pek yok. Hatta Fransızcanız çok daha iyi olmasına rağmen İngilizce şarkı söylüyorsunuz.
Fransız müziği ile hiçbir zaman gerçek anlamda ilgilenmedim. Fas’ta yaşadığım dönemde Fas ve Afrika müzikleri ile de yakın bağları olan siyah müzik türlerinin (caz, blues, vb.) etkisiyle büyümüştüm.  Bu dönemde kendi müziğim de oluşmaya başlamıştı ve dolayısıyla Fransa’ya gittiğim zaman müziğim  bir değişime uğramadı. İngilizce söyleme konusu da tamamen kendiliğinden gelişen bir durum. Tamamen içgüdüsel bir duygu ile İngilizce söylüyorum, doğaçlama yaptığım zamanlarda bile İngilizce olarak gelişiyor şarkı.
Albümünüzdeki müzikal armonin yanı sıra görsel anlamdaki armoni de dikkat çekici.  Hem sitenizdeki hem de albümünüzdeki görseller çok hoş. Çalışmaları sizin yaptığınızı tahmin ediyorum. 
Aynı zamanda bir ressamım ve albümdeki çizimler ve resimler bana ait. Albümdeki fotoğrafların çekiminde ise İngiltere’de yaşayan Faslı fotoğrafçı Hassan Hajjaj ile çalıştım. Onunla uzun zamandır birlikte bir çalışma yapmak istiyorduk ve bu albüm sayesinde gerçekleşti. Birlikte Marakeş’e gittik ve fotoğraf çekimlerini gerçekleştirdik. Albümdeki çizimler ve fotoğraflar müziğimin renkli yanının yanı sıra Fas’ın da renkli taraflarını göstermek adına benim için son derece önemli. Ayrıca albümdeki çizimler benim nasıl birisi olduğuma dair ipuları da içeriyor.
Albümdeki çıkış parçanız Beautiful Tango geçtiğimiz kış İstanbul’da en sık duyduğumuz şarkılardan biriydi. Bu şarkının hikâyesini öğrenebilir miyiz?
 Bir gitarist ile birlikte onun ev stüdyosunda çalışıyorduk. Onun çaldığı bir gitar riffi üzerine el çırpmaya başladım. Öncelikle bas sesleri ve gitarı kaydettik. O sırada masanın üzerinde beş ay önce yazmış olduğum bir şarkının sözleri duruyordu bir kâğıt parçasında. O şarkı Beautiful Tango idi. Şarkının sözlerini gördüğüm zaman önce biraz mırıldandım ve bunu şimdi kaydetmeliyiz dedim ve şarkıyı birkaç dakika içinde kaydettik.
İlk albümünüz Handmade’den bu yana birçok olumlu tepkiler aldınız. Caz divası Billie Holiday ile isminizin birlikte anıldığı pozitif eleştiriler de yer almıştı. İlk albüm sonrasında Hindi Zahra dinleyenleri nasıl bir çalışma bekliyor? 
Şuan için uzun süreli bir turnedeyiz. 2011 Ağustosu’na kadar turnemiz devam ediyor. Bu turne bittikten sonra sanırım bir yıl kadar ara vermeliyim. Turne döneminde de yeni şarkılar ortaya çıkıyor. Dün akşam İstanbul’da çaldığımız yeni parça bunlardan biriydi fakat; yeni albüm için hangi enstrümanlar ve hangi müzisyenlerle çalışacağımı düşünmeliyim. Geleneksel enstrümanlar kullanmak da var aklımda. Bu arada Baba Zula’nın da hayranı olduğumu belirtmeliyim. Dün onlarla tanıştım. Yeni albümde Baba Zula’daki gibi ve Faslı müzisyenlerle çalışmak var aklımda.