'Faytonlar adadan giderse ne yazlıkçı gelir ne de turistler'

'Faytonlar adadan giderse ne yazlıkçı gelir ne de turistler'
'Faytonlar adadan giderse ne yazlıkçı gelir ne de turistler'
Adalar'da atlı faytonların yerini 'akülü' olanların alması kararı hem Adalılar hem de İstanbullular tarafından tartışılıyor. Faytoncular ve esnaf, akülü faytonların turistleri kaçıracağı görüşünde.
Haber: MELİSA KESMEZ / Arşivi

İstanbul bu, ne kadar sevsen de, ölüp bitsen de aşkından, an gelir şurana basar, nefes aldırmaz. İşte o zaman biraz ara vermek gerekir bu gelgitli ilişkiye. İlk fırsatta atlarsın bir ada vapuruna, birkaç çay içimlik zamanda varırsın Adalar’a… Adalar nefestir, mavi gökyüzüyle uzaktan nanik yapar İstanbul’un üzerine çöreklenen hastalıklı sarı renge. Ne korna sesi, ne egzoz dumanı. Adaya bir ayak basmana bakar iyileşmen. Lakin İstanbullunun buhranlarına ağaçlı yolları, çam ormanları, uyuşuk kedileri ve fayton sesleriyle iyi gelen Adalar’ın sakin mizacına gölge düşüren bir hadise yaşandı birkaç hafta önce. Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin Adalar’daki fayton taşımacılığının düzenlenmesiyle ilgili raporu üzerine patlak veren olaylar, arkasından çıkan “Adalar’da artık atlı faytonlar kullanılmayacak” haberleri üzerine epey karıştı ortalık. Buna göre, Heybeliada, Büyükada ve Burgaz olmak üzere üç adada bulunan 226 faytonun 86’sı kaldırılacak ve yerine 40 adet elektrikli fayton koyulacak. Karar sahiplerinin gerekçeleri var: Yüksek fayton ücretleri, atların bakımının ihmal edilmesi, barınak sorunu ve çevre kirliliği… 

Faytoncular elbette karara tepkili. Çoluk çocuk bu işten ekmek yiyor, başka da gelmiyor ellerinden. Esnafsa tedirgin haliyle; kararın Adalar’ın turistik imajını lekeleyeceğini ve günün sonunda bu kararın kendilerine iş kaybı olarak döneceğini düşünüyor. Hem yerlisi hem ziyaretçisi ada sevdalıları ise –son zamanlarda çığırından çıkan düzensizlik yüzünden haklı olarak kararı destekleyenler olmakla birlikte- ada sokaklarında akülü araçların dolaşacağı düşüncesine dahi tahammül edemez vaziyette. Henüz uygulamaya dair bir adım atılmış değil. Karar kâğıt üzerinde bekliyor. “Seçimlere kadar rahatız” diyenler de var, yarın öbür gün işini kaybetme korkusuyla gözüne uyku girmeyenler de. Konunun muhataplarından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bir çift sözü oldu mevzu hakkında; faytoncu esnafını mağdur etmeyeceklerini söyleyen Topbaş, esnaf ve vatandaş ne istiyorsa o yönde hareket edeceklerini belirtse de, faytonların azaltılmasına ve yerine akülü araçların getirilmesine karşı çıkanların tedirginliği baki. Konu hakkında herkesin bir fikri var. Peki, bu karar gündeme gelir de, ada sokaklarında bir anda akülü arabalar belirirse bundan en fazla mağdur olacak faytoncular ve ada esnafı ne düşünüyor, sormak icap etti. 

‘Çözüm kaldırmak değil’ 
Hüsnü Bey, 1993’ten beri Adalar’da faytonculuk yapıyor. Diyor ki: “Fayton adayla artık özdeşleşmiş bir şey. Faytonsuz bir ada düşünülemez. Faytonlar giderse ne turist gelir, ne yazlıkçı.” “İşinizden olursanız bir güvenceniz var mı?” diye soruyorum. Cevabı hazır: “Ne yaparız bilmiyorum. Bir güvencemiz yok. Çoluğumuz çocuğumuz bu işe bakıyor. Çoğunluk arabacı burada ailesiyle yaşıyor. Yine de Allah büyüktür.” Ufuk Bey geliyor yanımıza, “Ben 20 senedir adada faytonculuk yapıyorum” diyor, başlıyor anlatmaya: “Dedikleri elektrikli sistem gelirse ada biter. Ne güzelliği kalır, ne anlamı. Eğer bu işi elimizden alırlarsa yapacak hiçbir şeyimiz yok.” “Atların sağlıksız olduğu söyleniyor” diyorum.Sıkıntının adada atlara 7/24 bakacak, sürekli görev başında bir veteriner olmamasından kaynaklandığını söylüyor ve ekliyor: “Herkes kendi hayvanının bakımını üstleniyor. Bilen de var, bilmeyen de. Biz elimizden geldikçe yardımcı olmaya çalışıyoruz herkese. Yine de yeterli değil.”
Zafer Bey, doğma büyüme adalı. 36 yaşında. 20 yaşından beri bu işi yapıyor. “Eğer yetkililer gelir, düzenli olarak tetkik yapıp sorunları belirlerlerse bir iyileştirme olur. Çözüm faytonları kaldırmak değil” diyor. Faytonlar gider ve yerine akülü sistem gelirse Adalar’ın özünden çok şey yitireceği konusunda çoğunlukla hemfikir: “Hiçbirimiz akülü araçların gelmesini istemiyoruz. Fayton haricinde bir alternatif burası için abes olur. Adanın doğallığı bozulur. Fayton hem bizim hayatımızın hem de adanın bir parçası. Çoğumuzun güvencesi yok. Gerekirse başka bir iş bulunur elbet, ekmek bir şekilde kazanılır ama iş işten geçmiş, olan adaya olmuş olur.” 

‘Muz cumhuriyeti kurmuşuz’ 
Adnan Bey, uzun yıllardır faytonların idari müdürü olarak görev yapıyor. Doğma büyüme adalı, 50 yaşında. İşin aslını bir de ondan dinliyorum: “Bize Büyükşehir Belediyesi tarafından resmi bir tebligat gönderildi. Buna göre faytonların 86’sının kaldırılması, 40 tane de elektrikli aracın getirilmesi planlanıyor. Topbaş kimseyi zor durumda bırakmayacağız diyor ama nasıl olacak bu? Eğer karar uygulanırsa 86 faytoncu işsiz kalacak. Hepimiz faytonculukla geçinen insanlarız, çoluğumuz çocuğumuz bu işten ekmek yiyor. Akülü araçlar adayı bitirir. 100 yıllık bir tarihi ortadan kaldırmak demek bu.” Atların durumunu ona da soruyorum, sağlık hizmetinin eksikliğinden dert yanıyor: “Biz atlarımıza kendimiz bakıyoruz. Veteriner var ama daha çok köpeklere bakıyor. 24 saat başvurabileceğimiz bir yer yok.”
“Fayton sayısı çokmuş” diyorum, karşı çıkıyor: “Yaz aylarında bu kadarı bile ihtiyacı karşılamıyor.” Peki çözüm ne diye soruyorum, tez elden cevap veriyor: “Elbette sorunlar var. İş onları tespit edip iyileştirmekte. Denetleme yok, yaptırım yok. Denetlemedikten sonra akülü sistem de sorun çıkarır. muz cumhuriyeti kurmuşuz burada. Başımızda kimse yok. Gübreyi de yola döküyoruz, kırık arabayla da yola çıkıyoruz. Sonra günün birinde gelip ‘kaldırıyoruz’ diyorlar. O da tek başına bu işle baş edemiyor. Emniyeti, belediyesi, zabıtası, kaymakamlığı bu işe birlikte el atmalı. 100 yıllık bir tarihi bıçak gibi kesemezsiniz. Faytonculuk biterse, ada biter. Ada faytondur, bisiklettir, yaya yoludur.”
‘Ne gerekiyorsa yapacağız’ Adnan Bey’le konuşurken yanımıza kızı Simge geliyor. 25 yaşında, bankacı. Masadaki kâğıtları gösteriyor: “10 bine yakın imza topladık. Hedefimiz 30 bin” diyor ve devam ediyor: “Burada bir rant kavgası var ve biz ada sakinleri olarak bu işten zararlı çıkacağız. Arabalar fazla geliyor diyorlar ama hafta sonu burada araba bulamazsınız yoğunluktan. Faytonculuk ada hayatının bir parçası. Bir zincirin parçası. Siz faytonu kaldırırsanız, esnaf da bundan zararlı çıkar. İnsanlar buraya faytona binmeye geliyor sonuçta.” Yeni nesil adalı olarak Simge de bir sistemin eksikliğinden yakınıyor “Özellikle son iki yıldır işbirliği için uğraşılıyor adada. Bir düzenleme gelsin diye. Siz hiçbir kural koymadan, bir sistem getirmeden, bir gün çıkıp ‘Sen hatalısın, ben bu faytonları kaldırıyorum’ diyemezsiniz. Madem burada bir sorun var, bunun için kurallar koy, bizi de uymaya mecbur et. Yavaş yavaş ada da İstanbul gibi bir yer olacak bu gidişle. Bunun olmaması için ne gerekiyorsa yapacağız.”
Market sahibi Mehmet Bey de başka bir taraftan bakıyor meseleye. “Önemli olan faytonun kalkması ya da kalkmaması değil, faytonu kullanan kişilerin eğitilmesi. Sonuçta fayton gitsin, yerine akülü araba gelsin, o araçları kullanacak kişileri eğitmedikçe sorun ortadan kalkmayacak, aynen devam edecek. Sorun fayton değil, faytonun üzerindeki kişiler. İnsan yani. Atlar değil” diyor. 

Ezcümle, fayton tıkırtılarının ardında büyük bir fayton sıkıntısı olduğu aşikâr. Görünen o ki, en büyük dert bugüne kadar yetkililerin elini pek taşın altına sokmayıp faytoncuları denetim konusunda kendi “muz cumhuriyetlerinde” bir başlarına bırakmış olması ve bundan mütevellit bir düzen olmayışı. “Biz faytona ne zaman bindik, en son ne zaman” diye içleneceğimiz günler yakın mı bilinmez ama ada yollarında akülü araçlar tahayyül etmek başımı ağrıtıyor.

100 yıllık bir ada geleneği
Faytonların ‘artık akülü olacağı’ söylentisi Adalar’da özellikle faytoncular ve turistlerin azalacağını düşünen esnaf arasında tedirginliğe yol açmış durumda. Yaygın görüş, ‘100 yıllık faytonculuk biterse ada da biter’ şeklinde...