Fazla mesaiden sonra sanat!

Fazla mesaiden sonra sanat!
Fazla mesaiden sonra sanat!

?Fazla Mesai? sergisi 30 Nisan?a kadar sürecek.

Elmas Deniz'in, İzmir'de Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde kurduğu sergi, çalışma hayatına bakıyor. Sergide Köken Ergun, Pilvi Takala, Gökçe Erhan gibi genç sanatçıların çalışmaları var
Haber: DİDEM YAZICI / Arşivi

İZMİR - Türkiye’de belediyeye bağlı bir sanat kurumunun güncel sanata yer vermesi ve bunun için bütçe ayırması çok sık rastladığımız bir durum değil. İzmir, Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi, şu günlerde devam eden ‘Fazla Mesai’ sergisiyle bu konuda öncül bir adım atıyor. Mermerin bol bol kullanıldığı anıtsal mimarisiyle ezici bir karaktere sahip olan yapının, güncel sanatla kurduğu ilişki merak uyandıran nitelikte.
Çalışma hayatında yaşanan hiyerarşik ilişkiler, işte geçirilen zaman, kadın olmak, iş aramak, işe gitmek ve işten atılmak gibi farklı katmanları üzerinden giden sergi, çok yönlü bir bakış sunuyor. İster memur zihniyeti, ister özel sektör, isterse bağımsız bir duruş amacı gütsün; iş hayatı emeğin sömürüye açıldığı bir alan. Sergi, Mark Brogan, Köken Ergün, Gökçe Erhan, Pilvi Takala, Esra Okyay, Mahmoud Khaled ve Alp Klanten’in katılımıyla; sınıfsal ya da durumsal fark gözetmeden, kendine özgü bir senaryo geliştiriyor.
Küratörlüğünü, mekanın davetiyle birlikte üstelenen Elmas Deniz’i K2 sanat merkezindeki çalışmaları, sosyal, ekonomik  ve politik içerikli işlerinden tanıyoruz. Sadece Batı’lı ülkelerde değil, Pakistan ve Lübnan’da da sergiler gerçekleştiren Deniz, ‘sanatçı’ kavramının sözlük anlamını genişleten ve alternatif var olma biçimleri üreten bir yaklaşım geliştiriyor: “Benim için sanatçı bir mesleki kategori olmaktan öte bir duruşa karşılık geliyor ve sanatçının yaptığı işler arasında aktivizm, araştırma, müdehale rahatlıkla yer bulabilir.”
Sergide, kavramsal çerçeveyle birebir ilişkide olan işlerin yanısıra, konseptin etrafında dolanan çalışmalar da var. Pilvi Takala ve Mark Brogan,  konseptle doğrudan ilişki kuran sanatçılardan. Her ikisi de, aslında kimi durumlar yaratarak, bu araştırmayı bir kurgu geliştirerek nasıl sanatsal ve etkileyici bir dille sunulabileceğini araştırıyor. Takala, sergi mekanına yerleştirilmiş bir ofisi andıran video enstelasyonda, bir firmaya stajyer olarak girip, gizli kamerayla çektiği görüntülere yer veriyor. Brogan ise, web kamerası üzerinden iş mülakatına giren kişileri gösteriyor. Her iki çalışmada, manipüle edilmeden, iş hayatının gerçek karakterlerini teşhir ediyor.
Müdahale kavramı sergide, belirleyici bir role sahip. Müdahaleci tavrı baskın olan çalışmalar, daha pasif bir yaklaşımla gerçekleştirilenlerle paslaşarak, yüksek dozda aktivist bir söylem üretmeden dengeli bir biçimde varoluyor. Kolayca politize olabilme potansiyeli taşıyan tema, yüksek sesli söylemini, salt yerellik, toplumsal cinsiyet, göçmenlik, ekonomi gibi sosyolojik kavramlar üzerinden kurmak yerine, sanatsal anlamda daha demokratik bir alana yayıyor. 

Aktivizm önemli
Elmas Deniz, sergideki müdahale kavramını şu sözlerle açıklıyor: “Güncel sanatta aktivizm, müdahalele ve araştırma pek çok yönüyle yer bulan pratikler. Sergide, hem medyum hem de yaklaşım bakımından çok çeşitlenen bir görsellik hakim, aktivist pratiklerden örnekler görmesek de sanatçıların yaklaşımlarında ortak olan ‘müdahale etme’ durumu, eleştirel düşünceyi merkezine alan böylece gündelik hayata müdehale ederek durumlar yaratan sanatçılar olmaları, gündelik yaşamda altını çizmek istedikleri bir dertleri olması sayılabilir. Pilvi Takala’nın kurguladığı enstelasyonu ve Mahmud Khaled’in bir gazetenin ilan sayfasına sızması, Mark Brogan’ın gerçek yaşamda kendi kurduğu işyerinde yaptığı kayıtlarla ürettiği videoları, Köken Ergun’un İsrail’de yaşayan Filipinli göçmenlerin topluluklarına girerek çalışması, Esra Okyay’ın feminist yaklaşımı, Gökçe Erhan’ın seçim otobüsü ve Alp Klanten’in Amerikan doları ve Tanınmamış Zevkler filminden yola çıkarak ürettiği fotoğraflarına bu gözle bakabilmek mümkün.”

‘Fazla Mesai’, 30 Nisan’a kadar İzmir Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde.