Festival dedikoduları nerelerde yapılıyor

Festival dedikoduları nerelerde yapılıyor
Festival dedikoduları nerelerde yapılıyor

Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçti sevgili okuyucu ve festivali yarıladık bile. İstiklal Caddesi’nde hâlâ sinemamızın usta yönetmenleri ortalıkta görünmüyor fakat genç kuşak yönetmenler filmden filme koşturuyorlar. Hafta başından beri Seren Yüce, Seyfi Teoman, Hüseyin Karabey, Özcan Alper ve Selim Demirdelen festival ortamlarında boy gösteriyorlar. Genç oyuncular ise aynı tempoyla film izlemeye tam gaz devam ediyorlar.
Festivalin büyük ihtimal en fazla film izleyen seyircilerinden Rıza Kocaoğlu’nun ise neden bu kadar fazla film izlediğini çözdüm. Selim Demirdelen fazla biletlerini genç oyuncuya veriyormuş, kendisi itiraf etti. Festivalin sıkı takipçilerinden Tülin Özen’in de Kocaoğlu’ndan pek bir farkı yok, ne kadar film izlediğini sayamadım bile. Bir de havalar güzelleşince ünlü festival takipçilerini sadece salonlarda değil İstiklal’in farklı köşelerinde boy göstermeye başladılar. Özellikle genç yönetmenlerin favori mekânları Peyote ve Urban. Akşam, film çıkışı bu mekânlara uğrarsanız masalarının yanına ilişip yönetmenlerin festival filmleri hakkındaki yorumlarını dinleyebilirsiniz. Sadece yönetmenler ve oyuncular değil, sinema yazarları da Akbank Sanat kapandığı gibi akşam kahvelerini bu mekânlarda yudumluyorlar, bunu da belirtelim.
Festivalin hızlı temposunda tatlı bir yorgunluk yaşayan eleştirmenlerin bu haftaki en büyük geyiği ise filmlerde uyuklamalarıydı. Günde dört beş film izleyince tabii en az birinde yazarlık karizmalarını bir kenara bırakıp horuldamaya başlıyorlar, ki itiraf edeyim benim de bünyem bazı filmleri kaldıramadı. Hangi filmlerde uyunmuş, hangi salonlar terk edilmiş Tweeter’dan takip edebilirsiniz. Geçen haftaki festival skandalı ise Atlas’ta gösterilmesi planlanan Iciar Bollain’in ‘Gökyüzü’nde Bir Ayna’ filminin kopyasının yanlışlıkla Rexx’e gitmesiydi. İzleyicilerin bir kısmı salonu terk ederken, sabırlı olanlar filmi ancak yarım saat rötarla izleyebildiler. Bir de bahsetmeden geçemeyeceğim, festival salonlarının perdelerinin kirliliği artık göz yormaya başladı. Filmleri gizemli, karanlık bir havada izlemek oldukça sinir bozucu. O perdeleri çıkarıp yıkayası geliyor insanın, sinema salonu sahiplerine ve İKSV’ye duyurulur.