Festival dolusu iyi film

Türkiye'nin en uzun soluklu film festivali olma özelliğini kaptırmaya niyeti olmayan Antalya Altın Portakal Film...
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

ANTALYA - Türkiye'nin en uzun soluklu film festivali olma özelliğini kaptırmaya niyeti olmayan Antalya Altın Portakal Film Festivali, çeşitli organizasyon kusurlarıyla birlikte bu yıl da ünlüsü ünsüzü, oynayanı oynamayanı, yöneteni yönetmeyeniyle birçok konuk ağırladı. Bense, 38 yıldır varlığını sürdürmenin 'haklı gururu'nu yaşayan festivalin 'magazin boyutu'ndan her zamanki gibi- soyutlamaya çalıştım kendimi. Ama son günlerde ortaya çıkan ve sanatçı haklarını adeta yerle bir eden 'Hemşo' skandalı, kayıtsız kalamayacağım boyutlardaydı. Ama benim derdim sinemaydı. Geçen yılın film kalitesi açısından sönük, heyecan vermeyen görüntüsü, bu yıl kendini kıyasıya bir rekabete bırakmıştı. 11 film de, içlerinden birkaçı dışarıda bırakılacak olursa, ilgiyi hak eden, sinemamızın geleceği hakkında ipuçları veren ve biz sinema tutkunlarını
'umuda yolculuğa' çıkaran yapımlardı...
Zeki Demirkubuz sineması
Yaptığı sade ama özenli sinemayla son yılların belki de en 'sağlam' yönetmeni olan Zeki Demirkubuz, 'Karanlık Üstüne Hikâyeler' adını verdiği üçlemenin ilk iki filmi
'Yazgı' ve 'İtiraf'la festivaldeydi. Yaşadığımız dünyanın içinden gelen kahramanları ve hiçbir anında yapaylık tuzağına düşmeyen diyaloglarıyla övgü sözcüklerini en çok hak eden filmlerdi bu ikisi. Artık 'Zeki Demirkubuz sineması' diye bir sinema dilinin varlığından söz edebiliriz; tümüyle kendine özgü bir yapısı olan ve varoluşçu bir söylemin peşinden giden bir sinemadan...
Albert Camus'nün, varoluş sorunsalını ruhumuza işledigi romanı 'Yabancı'nın serbest bir uyarlamasıydı 'Yazgı'. Serdar Orçin ve Zeynep Tokuş'un, öykünün gergin olması gerekirken alabildigine 'gevşek' atmosferine adeta 'yapışan' oyunculukları, Demirkubuz'un en önemli özelliklerinden birini, oyuncu yönetimindeki başarısını kanıtlıyordu. 'Boşvermişçi' edebiyatın bu usta işi sinemasal yansıması, finale yakın uzun diyalog sahnesi dışında mükemmele varıyordu.
Demirkubuz'un diğer filmi 'İtiraf'sa, festivalin bence en çarpıcı filmiydi. Kadın-erkek ilişkilerinin doğal uzantılarından biri olan 'aldatma'yı merkeze alan öykü; yoğun duygusal tonları, 'can yakan' sahneleri ve Taner Birsel-Başak Köklükaya ikilisinin 'İşte bu!' dedirten kompozisyonlarıyla şoke edici bir etki yarattı bende.
Yeni Sinemacılar ekibinin yeni filmi 'Maruf' da festivalin ilgiye değer yapımlarındandı. Büyük bütçeli 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'ın
ardından düşük bütçeye dönüş yapan Serdar
Akar-Önder Çakar ikilisi, Doğu'nun törelerle kıstırılmış dünyasını destansı bir hikâyeyle yansıtıyordu. William Shakespeare'in
'Hamlet'iyle benzerlikler taşıyan öykü, tragedyaların temel özelliklerini üzerinde taşıyor. Filme adını veren karakteri canlandıran genç aktör Ruhi Sarı ile onun babası ve amcasını oynayan deneyimli
oyuncu Nihat İleri'nin aksamayan oyunculuklarının katkısı da yadsınamayacak düzeydeydi.
Heyecan vermeyen bir film
Senarist kökenli yönetmenlerimizden Barış Pirhasan'ın 'O da Beni Seviyor'u ise iyi yazılmış, yönetilmiş ve oynanmış bir film görüntüsü vermesine, profesyonel bir çalışma olduğunu haykırmasına rağmen 'düz' bir film olmaktan kurtulamamıştı. 'Heyecan' vermeyen film, Pirhasan sinemasını zedelemese de, 'Usta Beni Öldürsene'nin sinemasal yoğunluğuna ulaşamıyordu.
'Babam Askerde' ile iyi bir çıkış yapan, ancak uzun bir süredir sesi çıkmayan Handan İpekçi, 'Büyük Adam Küçük Aşk'la festivaldeydi. Yine bir küçük oyuncuyu yönetmek gibi zor bir işin altına giren, Şükran Güngör gibi büyük bir aktörün varlığından destek alan İpekçi, 'tekrar' izlenimi veren kimi sahnelerine karşın, bu işin altından da alnının akıyla çıkmıştı. Bir 'hücre evi'ne yapılan baskından 'şans eseri' sağ kalan 5 yaşındaki bir Kürt çocukla Kemalist bir yargıç emeklisinin öyküsünü anlatan film, duygu ırmağında
akıntıya bırakıyordu bizleri. Zaman zaman duygusal sömürü kulvarına kayan anlatım, çoğunlukla işi dozajında tutmaya özen gösteriyordu.
Genç yönetmen Kazım Öz'ün orta metrajı biraz aşan ilk uzun metrajlı filmi 'Fotoğraf', Türkiye'nin kanayan yaralarından birine parmak basıyor ve Kürt insanının yaşadığı baskının panoramasını çiziyordu. Biri gerilla, diğeri ise asker olarak savaşmaya giden iki gencin, bir otobüste yan yana oturmalarıyla şekillenen öykü, yaşanan trajedinin sinemasal yansımasıydı adeta. Az diyalog içeren, daha çok bakışlar ve hareketlerle kendini ifade eden film, sinema sanatının ne kadar etkili olduğu konusunda da somut kanıtlar içeriyordu.
Jürinin işi çok zor
İyi bir kitle sineması örneği olan
'Vizontele'yi de adı geçen filmler arasına koyarsak, bugün seçimini yapacak festival jürisinin işinin çok zor göründüğünü söylemek doğru olur sanırım. Ama sonuç her ne olursa olsun, hangi film, hangi yönetmen, hangi oyuncu kazanırsa kazansın, kimileri sevinecek, kimileri üzülecek, kimileri kırılacak, kimileriyse öfkelenecek (kimisi öfkesini kusacak, kimisiyse içine atacak). Biz sinemaseverlerse, sonuçları bir kenara bırakarak, sinemamızdan böylesi değerli ürünler, sağlam yönetmenler, başarılı oyuncular, aksamayan senaryolar çıktığı için gülümseyerek, umutla yıkanmış olarak ayrılacağız Antalya'dan...
PORTAKAL TOTO
Altın Portakal'ı izleyen sinema yazarlarına göre en iyiler.
Atilla Dorsay (Sabah)

  • En İyi Film: Büyük Adam Küçük Aşk (Handan
    İpekçi)
  • En İyi Yönetmen: Zeki Demirkubuz (Yazgı ve İtiraf)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Şükran Güngör (Büyük Adam Küçük Aşk)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya (İtiraf)
  • En İyi Senaryo: Zeki Demirkbuz (İtiraf)
    Uğur Vardan (Aktüel)
  • En İyi Film: İtiraf (Zeki Demirkubuz)
  • En İyi Yönetmen: Zeki Demirkubuz (İtiraf)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Taner Birsel (İtiraf)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya (İtiraf)
  • En İyi Senaryo: Zeki Demirkubuz (Yazgı)
    Murat Özer (Radikal)
  • En İyi Film: İtiraf (Zeki Demirkubuz)
  • En İyi Yönetmen: Zeki Demirkubuz (İtiraf)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Serdar Orçin (Yazgı)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya (İtiraf)
  • En İyi Senaryo: Zeki Demirkubuz (Yazgı)
    Erkan Aktuğ (Radikal)
  • En İyi Film: Yazgı (Zeki Demirkubuz)
  • En İyi Yönetmen: Zeki Demirkubuz (Yazgı)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Taner Birsel (İtiraf)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Başak Köklükaya (İtiraf)
  • En İyi Senaryo: Zeki Demirkubuz (Yazgı)
    Deniz Yavuz (Antrakt Sinema)
  • En İyi Film: İtiraf (Zeki Demirkubuz)
  • En İyi Yönetmen: Handan İpekçi (Büyük Adam Küçük Aşk)
  • En İyi Erkek Oyuncu: Şükran Güngör
    (Büyük Adam Küçük Aşk)
  • En İyi Kadın Oyuncu: Füsun Demirel (Büyük Adam Küçük Aşk)
  • En İyi Senaryo: Zeki Demirkubuz (Yazgı)