Festival en çok bu şehre yakışıyor

Festival en çok bu şehre yakışıyor
Festival en çok bu şehre yakışıyor

Festival kapsamında çocuklar için kısa film atölyesi düzenlendi.

Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Bu yıl ikincisi düzenlenen Dersim Uluslararası İnsan Hakları Film Festivali, yaşadıklarını daha yeni yeni dillendirmeye başlayan Dersimliler için bir nevi yüzleşme, hesaplaşma. Şehir halkının festivale büyük ilgi göstermesine kimse şaşırmamış. “İnsan hakları festivali en çok bu şehre yakışıyor” diyor yönetmen Bingöl Elmas.
Yönetmen Kazım Öz, Munzur Kültür Sanat Festivali için şehir dışından binlerce kişinin geldiğini, fakat Dersim Film Festivali’nin ‘işçisiyle, köylüsüyle’ bölge halkı için yapıldığını anlatıyor. Yönetmen Yüksel Aksu daha da büyük hayaller kuruyor: “Buradan bir dünya festivali çıkabilir.”
Bu yıl İstanbul Film Festivali’nde en iyi film seçilen ‘Tepenin Ardı’nın yönetmeni Emin Alper, “Tepenin ardında belki de hiçbir şey yok” diyor gösterimin ardından soruları cevaplarken. “Bir cemaatin iç bütünlüğünü korumak adına yoktan bir düşman yaratılmış, savaş başlatılmış.” Kapanışta bir trafik kazasında hayatını kaybeden filmin yapımcısı, yönetmen Seyfi Teoman da anılıyor.
Anadili meselesi gündemin başını çekiyor.   Belediye Başkanı Edibe Şahin, açılış konuşmasını Kurmanci, Zazaca, Türkçe ve Ermenice yapıyor, sonra da “Ne yazık ki salondaki çoğu kişi söylediklerimi anlayamadı” diyor.
Yönetmen Veli Kahraman’ın ‘Ana Dilim Nerede’ filmi 70 yaşından sonra anadili Zazacanın peşine düşen bir adamın hikâyesini anlatıyor. Bülent Boral’ın ‘Sılo Qız’ belgeseli, 38 katliamını görmüş, katliamdan askeri kışlada keman çalarak kurtulan 100 yaşında bir dengbêj ve keman ustasının hikâyesini anlatıyor. Film, baştan sonra Zazaca çekilmiş. 1926’da bir Ermeni tarafından çekilmiş ilk Kürt filmi olan ‘Zere’ de festivalde yer alıyor. Gösterim Sedat Anar’ın santurla 1920’lerden kalma Ermeni ezgilerini yorumladığı bir konser eşliğinde gerçekleşiyor, Hrant Dink Vakfı’ndan 60 kişilik bir heyet ve Rakel Dink de izleyiciler arasında...
Festivalin en heyecanlı ve sadık seyircisi çocuklar. Beş gün boyunca sabahtan akşama çocuklar için Hayao Miyazaki’den Daming Chen’e birçok yönetmenin filmleri gösterildi, hatta talep üstüne ek gösterimler koyuldu. Çocuklar bir yandan da atölyelerde film senaryosu yazmayı, üç boyutlu set yapmayı ve ‘stop motion’ film çekmeyi öğrendi. Psikolog Batuhan Boran, “Çocukların aklına ilk gelen panzer, helikopter, kışla yapmaktı” diyor. Ama ortaya çıkan setlerde yemyeşil ormanlar, büyülü ‘sonsuzluk kuleleri’ ve denizkızları var...