Festivalde ilk günün özeti

Festivalde ilk günün özeti
Festivalde ilk günün özeti
33. İstanbul Film Festivali'nin dün sabah 11.00'de başlayan film gösterimleri, korku filmi sevenler için gece 2'ye kadar sürdü. Gün içinde biraz film, biraz sohbet derken akşama doğru Emek Sineması eylemi arası verildi. Bilet kuyruklarına rağmen son dakikada yer bulurum umutları ve güneş mi var fırtına mı çıkacak kafa karışıklığıyla ilk günden sinemaseverlere kalan, festival zamanının özlediğimiz o tatlı telaşı oldu.

“MAVİ BONCUK” YÜZLERİ GÜLDÜRDÜ
Festivalin Türkiye sinemasının 100. yılına özel hazırladığı “Bu İkiliye Dikkat” bölümünde yer alan Ertem Eğilmez klasiği Mavi Boncuk filminin, İstanbul Film Festivali ve Kansersiz Yaşam Derneği işbirliği ile kanser hastaları ve aileleri için özel gösterimi yapıldı. Gösterim öncesi vakfın temsilcilerinden Deniz Çay, kısa bir sunum yaparak kanser hastalıklarında erken teşhisin önemine değindi ve hastalıkla mücadelede farkındalığın artması için benzer etkinliklerin devamının gelmesi dileğinde bulundu. Eski filmlerdeki hüzünle karışık neşeyi özleyenler için Mavi Boncuk, bugün Atlas Sineması Salon 2’de 16.00’da gösterilecek.

HEM UTANIYORUZ, HEM DE SEVİYORUZ
“Türkiye’de Sinemada Neler Oluyor” söyleşilerinin ilki “Türk Sinemasında Fantastik ve Korku” yönetmen Can Evrenol ve sinema yazarı Engin Ertan’ın katılımıyla dün İstanbul Modern’de gerçekleşti. Söyleşide Türkiye’deki korku sinemasının geçmişten bugüne olan gelişimi, korku ve fantastik türündeki yerli denemeler ve seyircinin korku sineması algısı tartışıldı. Evrenol “Türk sinemasında korku ve fantastik denilince Dabbe, Semum gibi gişe yapan başarılı filmlerimiz var; fakat korku sinemamızdan hem utanıyoruz, hem de bu filmleri seviyoruz” yorumunda bulundu. Söyleşide korku filmlerinin alt türleri ve dünya sinemasından örneklerle korku ve fantastik sinemamız karşılaştırılırken; Şeytan, Badi, Dünyayı Kurtaran Adam gibi tüm “kabul görmeyen” fakat belli bir hayran kitlesi oluşturmuş kült filmlerin popülaritesine değinildi. Evrenol, Exorcist’in Türk versiyonu olan Şeytan ve diğer yerli uyarlamaların yurtdışındaki başarısında Dünyayı Kurtaran Adam’ın 90’larda yeniden keşfedilmesinin büyük rol oynadığını düşündüğünü, bu kırılma noktasından sonra bu tarz Türk filmlerini sahiplenmeye başladığımızı dile getirdi. Engin Ertan ise bu değişimin fantastik Türk sinemasında yaşandığına; korku sinemamızda ise son on yılda görülen gişe başarısı ve yükselişe rağmen seyircinin ve hatta film eleştirmenlerinin hâlâ korku sineması yapamayacağımıza dair güvensizliğine ve bu filmleri ciddiye almayışına dikkat çekti. Türkiye’de neden kaliteli fantastik ve korku filmlerinin çıkmadığı sorusu üzerine yapılan tartışmada, Alman ekspresyonist filmleri Nosferatu ve Dr. Caligari gibi örneklerde görüleceği üzere sinemanın ilk yıllarından itibaren birbirinden beslenen sanat sineması ile korku sineması formülünün kendi sinemamızda da yapılması; en önemlisi türün oluşturduğu ruh, cin gibi genel korku öğelerinden çok ülkede yaşanan Gezi Parkı olayları gibi daha güncel korkularımız üzerine eğilmemiz gerektiği vurgulandı. Dinleyiciler arasında bulunan Seyhan Bilir, görüntü yönetmenliğini yaptığı Dabbe, Semum ve Dabbe 2 filmlerinin kamera arkası ve hazırlık evresi hakkında bilgi verdi.

DAYANIŞMA SÜRÜYOR
Dün 17.30’da, Emek Sineması Platformu’nun çağrısıyla Emek Sineması’nın yıkılmasını protesto eden sinemaseverler basın açıklaması için toplandı. 5 yıldır sürdürdükleri mücadeleye devam eden Emek Sineması Platformu, Emek Sineması’nı yeniden, bulunduğu yerde yapılmasını öngörmeyen hiçbir projeyi kabul etmediklerini yeniden vurguladı. Sinema yazarı Senem Aytaç’ın okuduğu basın açıklamasında “çevre binalarda oluşan zararlar nedeniyle tehlike oluşturan, işçilerin can güvenliğini yok sayan bu yasadışı inşaatın bir an evvel durdurulması” talep edildi.

FRIEDKIN’IN YILLAR SÜREN MÜCADELESİ
Restore edilmiş kopyasıyla ilk kez 2013 Venedik Film Festivali’nde gösterilen William Friedkin’in temposunu hiç kaybetmeyen kült filmi Sorcerer / Dehşetin Bedeli filmi dün ilk kez İstanbul’da izleyiciyle buluştu. Yönetmen Friedkin’e göre çok sevdiği ve aynı zamanda çok zor çektiği, kendi dönemde pek ilgi görmeyen bu filmin yeniden gösterime girmesi, Hz. İsa’nın Lazar’ı diriltmesi gibi bir şey. Filmin bir sonraki gösterimi 7 Nisan Pazartesi günü Atlas Sineması Salon 2’de 11.00’de ve son gösterimi ise 20 Nisan Pazar günü 19.00 seansında Feriye Sineması’nda yapılacak.

SIFIR TEORİSİ VE KEFARET’E İLGİ BÜYÜK
2012’de Berlin’den Gümüş Ayı ile dönen uzun metrajı Tabu ile uluslararası alanda tanınan Portekizli yönetmen Miguel Gomes’in kısası Kefaret’in gösterimine İstanbul Film Festivali’nde de yoğun ilgi vardı. Atlas Sineması’nda büyük bir kalabalığa sebep olan bir diğer film usta yönetmen Terry Giliam’ın son filmi Sıfır Teorisi’ydi. Atom Egoyan’ın Şeytan Düğümü filmi ve Altın Ayı’lı Kara Kömür İnce Buz da biletleri tükenen seanslar arasındaydı.