Fiac eski itibarını arıyor

Geçen yıl bu tarihlerde, Avrupa'nın en büyük sanat fuarlarından biri kabul edilen Paris'teki Fiac, 30'uncu kez gerçekleştirildiği sırada, Fransa'nın prestijli sanat dergilerinden Beaux Arts kapağına 'Fiac: Doğum yıldönümü mü...
Haber: YEŞİM VESPER / Arşivi

PARİS - Geçen yıl bu tarihlerde, Avrupa'nın en büyük sanat fuarlarından biri kabul edilen Paris'teki Fiac, 30'uncu kez gerçekleştirildiği sırada, Fransa'nın prestijli sanat dergilerinden Beaux Arts kapağına 'Fiac: Doğum yıldönümü mü, cenaze töreni mi?' başlığını atmıştı. Çünkü, Fiac'ın o eski 'etkinliğini' yitirmesi, zaten bir süredir tartışılmaktaydı, ancak 2003 yılında konu iyice alevlendi.
Uluslararası bir fuar olarak gözükmesine rağmen, Fransız kimliğinin ağır basması, kötü organizasyonu, galerilerle iyi ilişkiler kuramaması, artan kaliteli rakipleri (bununla özellikle Londra'daki gencecik fuar Frieze kastediliyordu) ve en önemlisi hatırı sayılır yabancı koleksiyoncuları kendine çekebilme konusundaki başarısızlığı başta gelen nedenler arasında gösteriliyordu. Yabancı alıcı gözünde Fiac yeterince dinamik değildi.
Yapılanmasındaki reform gerekliliği ortaya çıktıktan sonra, Fiac yetkilileri geçen yılki fuarın ardından ilk iş olarak uluslararası yetkinliğiyle galeriler ve organizasyon arasında iyi bir iletişim sağlayacağına inanılan Jennifer Flay'ı fuarın sanat yönetmenliğine getirdi. Ayrıca diğer birtakım iç düzenlemeler ve değişikliklerle birlikte, bu yıl 31'inci kez düzenlenen Fiac, yeni çehresiyle 21 ile 25 Ekim tarihleri arasında karşımıza çıktı.
'Her eser geleceğin sarsıntısı'
Fuara yeniden güncellik ve saygınlık kazandırabilme kaygısıyla yapılan bu değişikliklere gelince... Daha önce de yer alan ve genç galerileri bünyesinde bulunduran Perspectives bölümü uluslararası karakterini güçlendirmek için büyük oranda yabancı galerilere yer verdi. Futur Quake, isminin ilhamını Andre Breton'un 'Her eser geleceğin bir sarsıntısıdır' sözünden alan ve fuara ilk defa bu yıl eklenen bölüm ise ortama taze kan getirmek amacıyla üç yaşından küçük olan ve gelecek vaat eden galerileri ağırladı.
İlk defa bu fuarda yer alan diğer bir bölüm ise Design'dı. Zaten bir asırdır karşılıklı etkileşimde bulunan görsel sanat ve dizayn arasındaki yakınlığın altını çizmekti amaç. Ayrıca mekân olarak da genişleyen Fiac'a bu yıl 24 ülkeden toplam 214 galeri katıldı. Türkiye'nin uluslararası sanat ortamlarında varlık gösterememesi, ülkemizde sanat alanında profesyonel olarak yer alan herkesin kanayan yarasıdır. Yurtdışında kendi çabalarıyla isimlerinden söz ettiren ve uluslararası fuarlarda yabancı galeriler tarafından temsil edilen sanatçılarımız ara ara hep çıkmaktadır.
Ancak ilk defa İstanbullu bir galeri sayesinde Türkiye'nin gelişmekte olan sanat pazarı ve sanat üretimi ile ilgili tartışmalar Fransız medyasında yer aldı. Fiac'ın Perspectives bölümüne katılan, Murat Pilevneli'nin Galerist'i dikkat çekici bir başarı sağladı. Dünyanın bir numaralı sanat fuarı olan Art Basel'de gerek sanatçı portföyü, gerekse fuar alanındaki mekân düzenlemesiyle kendini fark ettiren Galerist, Fiac'ın yanı sıra diğer önemli uluslararası fuarlara da davet ediliyor.
Fiac 2004 için gösterilen tüm bu çabalar, fuarın eski saygınlığını yeniden kazanmasını sağlayacak mı? Fuarın henüz kapandığı şu sıralarda bir şey söylemek çok erken olur. Aslında fuarın imajından önce, Fransa'nın kendi imajını, genel olarak tutucu ve kendi içine kapalı halini bir an önce değiştirmesinin zamanı geldi belki de. Yoksa, galerici ve yeni Fiac organizatörlerinden Bernard Zürcher'in "Paris'in sadece hoşça vakit geçirmek için gelinen bir müze-şehir değil, aynı zamanda bir enerji kaynağı olduğunu göstermemiz gerek" sözüne Fransa'nın son 30-40 yılda sanat sahnesinden düşüşüne şahitlik edenleri inandırmak oldukça güç olacak.
Uluç: Bizde her şey sil baştan
Katıldığı büyük uluslararası fuarlar ve bienallerle, başta Paris ve New York olmak üzere değişik ülkelerde gerçekleştirdiği sergilerle adını fazlasıyla duyurmuş bir sanatçımız Ömer Uluç. Fiac 2004'e ise son birkaç yıldır kendisini temsil eden New Yorklu galeri 'Art of This Century' ile katıldı. Uluç fuarda üç yıl önce yaptığı 'Mavi Köpek'le birlikte, yeni çalışması 'Hindu Yılanı'nı sergiledi. Yaklaşık sekiz yıldır fuara katılan Uluç'a, Türkiye'nin uluslararası sanat alanındaki yerini sorduk... Anlattı:
"Özellikle Amerika'da yüzlerce sanat eleştirmeni, müze müdürü, küratör, galerici ve bunların desteklediği dernekler var. Türkiye'nin kültür konusunda hiçbir politikası olmadığı gibi bu konuda yeterli sayıda yetiştirdiği ve yetiştireceği insan da yok. Hep A'dan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Ben bir sanatçı olarak bununla uğraşmak durumunda bırakılmamalıyım; ancak Türkiye'de sürekli sil baştan yapıldığı için biz de aynı şeyleri defalarca tekrar etmek durumunda kalıyoruz. Bir de Türkiye'de zaten çok küçük olan sanat dünyası içinde önemli bölünmeler var. Sanatın bu aktörlerinin bir araya gelerek 'biz bu işin neresindeyiz?' diye beraberce konuşmaları lâzım. Herkesin burda bir rolü ve yeri var. Çünkü çok azız. Dünya sanatının bugün içinde bulunduğu durumu ve hangi yöne gittiğini Türkiye fark etmiyor. Gözüken şey bir çoğulculuğun, yani farklı dalların bir arada varolduğu yönünde. Bizde ise resim bitti, ya da video bitti yönünde tartışmalar oluyor. Böyle konuşmak hiç doğru değil. Ayrıca, bir sanatçı farklı alanlarda aynı zaman aralığında bir varlık gösterebilir. Resim, heykel ya da diğer alanların içinden geçerek onları, aynı zamanda, aynı mekânda, bir problematiğin etrafında ortaya koyabilir ve zengin bir anlatıma varabilir."