@ErkanAktug

Fikir dedektifi işbaşında

Radyoların yüksek telif bedellerini ödeyemedikleri için yabancı müzik yayınını kesmelerini hatırlıyorsunuzdur.
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Radyoların yüksek telif bedellerini ödeyemedikleri için yabancı müzik yayınını kesmelerini hatırlıyorsunuzdur. Ya da Ahmet San'ın yine telif bedellerini gerekçe göstererek Julio Iglesias, James Brown gibi isimlerin Parkorman konserlerini iptal etmesi dikkatinizi çekmiştir belki.
Telif hakkı, sanat ve fikir üreten herkesle ilgiliyken neden yalnızca müzik alanında böyle büyük tartışmalar yaşanıyor? Çünkü MESAM, Türkiye'de telif işini en iyi takip eden meslek birliği. Bir konser mi düzenleyeceksiniz? Konserde çalınan şarkıları MESAM'a bildirmeniz gerekiyor. MESAM o şarkıların telifini alıp eser sahiplerine ulaştırıyor. Ya da bir ayakkabı mağazasında, bir otelin lobisinde müzik mi çalınacak? Yine telif ödemeniz gerekiyor.
Atilla Özdemiroğlu, altı yıldır MESAM'ın başında. Daha çok besteleriyle tanıdığımız Özdemiroğlu, aslında bir hukukçu, Ankara Hukuk'tan mezun. "Fikri hakları kristal, nadide bir kadehtir, hoyratça tutulmaması lazım" diyen Özdemiroğlu, Türkiye'de yeni yerleşmeye başlayan fikri haklar konusunda sorularımızı yanıtladı.
Türkiye'deki fikri hak bilincinden bahseder misiniz?
Ülkemizde pek yerleşmemiş bir bilinç. Fikri hak bilinci insan haklarının da önemli bir parçası. 2000'ler bilgi çağı. Onun da en büyük sermayesi fikir ürünleri ve dolayısıyla fikri koruyan yasalar.
Telif yasamız 1951 tarihli...
Bizde telif hakları tarihçesinin ilginç bir öyküsü var: Lozan görüşmeleri sırasında bir maddede anlaşılamıyor. İsmet İnönü diyor ki 'Biz genç bir cumhuriyetiz, gelişebilmemiz
için fikir eserlerini kullanmamız lazım.' Tartışmalar sonucunda anlaşmaya geçici bir madde konuyor: 'Türkiye, yaratımı 10 yılı geçmemiş eserlerinin telifini ödesin. Diğerleri serbest kalsın. Fakat bir an evvel Brüksel Sözleşmesi'ne imza atın ve buna göre iç yasaları yapın' diye.
Ta 1949 yılında Brüksel metnini imzalıyoruz. Aynı yıl benim okuduğum fakülte Ankara Hukuk Fakültesi'nden Prof. Hierch'e konunun uzmanı olduğu için bir Telif Yasası hazırlaması için görev veriliyor. Hierch, Yahudi soykırımından kaçan profesörlerden, dünyanın en iyi fikri hukukçularından biri. Gerçekten o tarihe göre dünyanın en mükemmel yasasını hazırlıyor Türkiye'ye.
"Güzel bir yasamız var ama iş uygulamaya gelince yaya kalıyoruz" mu diyorsunuz?
Ben konuyu sadece Türk eser sahipleri olarak değil, bir global sorun olarak görüyorum. Yıllarca özürlü kalmış bu konuda Türkiye. Amerikan Senatosu'na fikri hakların uygulamasıyla ilgili her yıl sunulan raporlar var. Türkiye yıllarca olumsuz not alıyor. Son iki yıldır MESAM olarak bunu pozitife çevirdik. Kaldı ki AB'ye girebilmemiz için fikri hakların Türkiye'de çalışıyor olması lazım. O açıdan MESAM çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Ülkenin gri olan yüzünü aklaştırıyor. Benim en büyük onurum da işin bu yanı.
Telif Yasası'nda son yapılan değişiklikler hakkında...
Fikri hak elle tutamayacağınız bir ürün. Eskiden bizim mahkemelerimizde fiziksel bir ürünmüş gibi algılanıyordu. Yeni yasa bu konuyu netleştirdi ve bu konuya bakan Özel İhtisas Mahkemesi kurulmasını kararlaştırdı. Bir de eskiden caydırıcı olmayan cezalar ciddi boyutlara ulaştı, hatta bazı durumlarda para cezasına çevrilemeyen hapis cezaları söz konusu.
MESAM telif işini Türkiye'de en iyi takip eden kuruluş.
Birkaç prensibimiz bizi bu noktaya getirdi: Hep söylerim "Fikri haklar antik, kristal, nadide bir kadehtir, hoyratça tutulmaması lazım." MESAM'ın da stratejisi budur. MESAM dil, din, ırk, müzik türü ayrımı yapmaz. Gelişmiş meslek birliklerini izleriz. Şeffafız. Üç şubemiz var: Antalya, İzmir, Ankara... Yaklaşık 50 çalışanımız var. İyi durumdayız ama daha çok yol kat etmemiz lazım. Yıllık 8-10 milyon dolar telif topluyoruz, eser sahiplerine dağıtıyoruz. Hedefimiz yıllık 300 milyon dolar.
Kaç yıldır MESAM'dasınız.
Başkan olarak altı yıldır. Ama kurucu üyelerinden biriyim.
MESAM kurulduğu 1987'den beri nereden nereye geldi?
Ciddi mesafeler aldık. Son dört yıldır 200 farklı ülkedeki eser sahiplerine ciddi paralar ödüyoruz. Dünyadaki bütün ülkelerle karşılıklı yükümlülük sözleşmemiz var.
Tüm bunları takip etmek zor olmuyor mu?
Radyo ve televizyonda yüzde 100'e yaklaştık. Genel lisanslama alanı ise en zorlu ve bizim de en geride olduğumuz alan.
Genel lisanslama derken...
Otel, motel, diskotek... Umuma açık yerlerdeki müzik yayınları bunlar. Akmerkez'de çalınan müzikten, bir ayakkabıcıda çalınan müziğe kadar... Canlı ya da cansız.
Ücretlendirmeyi nasıl yapıyorsunuz? Ahmet San, MESAM'ın yüksek telifleri yüzünden bazı konserlerini iptal etmiş.
Konserlerde uluslararası tarife toplam gişe geliri üzerinden yüzde 8'dir. Bizde bu tarife kabaca yüzde 5 ile 2 arasında. Ücretsiz olunca seyirci başına yarım dolar.
Ücretlendirme festival konserleri için de aynı mı?
Festivallerle de sözleşmemiz vardır. Herhangi bir ayrım yok. Kültür Bakanlığı'yla bile sözleşmemiz vardır bir anlamda, onlar bile bizim müşterimizdir.
Mesela Sting konser için belli bir ücret alıyor. Konserde söylediği şarkıların da diyelim ki tamamı Sting'in kendi bestesi. Onun ücretini de ayrıca alıyor mu?
Tabii ki , MESAM kanalıyla besteci olarak ayrı bir ücret alıyor.
Yabancı eserlerin teliflerini nereye veriyorsunuz?
O ülkedeki MESAM'ın muhatabı meslek kuruluşuna ödüyoruz. Sanatçının söylediği şarkı listesine bakıp ona göre paylaştırıyoruz. Bazan bir şarkı için iki, üç ülkeye telif ödüyoruz. 25 milyon şarkının kayıtlı olduğu bir liste var. Orada adresler de mevcut.
Telif konusunda SESAM, neden MESAM'ın gerisinde. Bir sinema eserinin müziğini hazırlayan besteci, geçmişe yönelik telifini alabilirken o filmin yönetmeni ya da oyuncusu genellikle telifini alamıyor.
Geçen gün Türkan Şoray'la bir sohbetim oldu bu konuda. Her akşam filmlerini görüyorum televizyonlarda, bunlardan telif alıp almadığını sordum. Almadığını söyledi. 'Yeni yasalar senin bu hakkını teslim ediyor' dedim. Çok değer yaratmış sanatçılar bunlar ve biz onları tüketiyoruz. MESAM, diğerlerine de örnek teşkil edecek. SESAM eser sahibi olarak sanki daha çok yapımcıyı esas alıyor.
Napster'le ilgili gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uluslararası toplantılara devamlı katılıyorum. Gündemin en önemli maddesi Napster. Uluslararası plak sanayisi çok büyük bir güç. Plaktan kasede, kasetten CD'ye geçişte sıkıntılar yaşadı. Şimdi internet sorun yaratıyor. İnternet gerçekten çok zor bir alan ama zamanla oturacaktır bu.
İnternette bu sitelerin birinin önünü alıyorsunuz, başka yerden çıkıyor. Ama son zamanlarda bir sürü yeni teknoloji geliştiriyor.
Uluslararası yasalar da yeniden şekilleniyor.
İnternette korsancılık bence son altı ayını yaşıyor. Tabii korsancılık her zaman bir miktar olacaktır...