Film setine karavanla girdi, giriş o giriş

Film setine karavanla girdi, giriş o giriş
Film setine karavanla girdi, giriş o giriş

Aynı zamanda müzisyen olan Selim Demirdeler in iki albümü bulunuyor.

'Kavşak'la Adana Altın Koza'da en iyi yönetmen seçilen Selim Demirdelen, karavan kiralama şirketinde çalışırken bir film setine karavanla girmiş ve giriş o giriş: "Ortam çok hoşuma gitti ve 'ben burada olmalıyım' dedim"

İSTANBUL - Selim Demirdelen, tanınmakla tanınmamak arasında ilginç bir yerde duran bir isim. Müzikte alternatife meraklı olanlar ‘Beat Bazaar’ ve ‘Dut Ağacı’ albümlerinden haberdardır. Sinemaseverler beş yönetmenli ‘Anlat İstanbul’un ‘Külkedi’sini çeken ve ‘Barda’nın müziklerini yapan kişi olarak bilir. ‘Bıçak Sırtı’ dizisinin müdavimleri, dizinin yönetmeni olarak duymuşlardır belki adını. Reklam dünyasında daha meşhur olduğunu söylemek mümkün belki; ‘Alo çocuk hattı 183’ reklamıyla Kristal Elma almışlığı da var. Ama yine de hakkında hep parça parça bilgi bulunan bu adamı şöyle derli toplu tanımak için pek de imkân yoktu elde. Neyse ki yazıp yönetip müziklerini yaptığı ilk uzun metraj filmi ‘Kavşak’la Adana Altın Koza Film Festivali’nden en iyi yönetmen dahil dört ödülle dönünce Selim Demirdelen’i tanıma fırsatı doğdu.

Sinirlendiği görülmemiş
Ancak onu tanımak yine de kolay olmadı. Zira en başta bazen cümlesini tekrarlatmak zorunda kaldığım düzeydeki pes tondan sesine alışmak gerekiyordu. Neyse ki sağırlık bende değilmiş; “Kardeşimden başka kimse duyamıyor sesimi” diye mahcubiyetle gülümseyip beni rahatlattı. Tamam ama bu ses, sette nasıl duyuluyor, sinirlenince nereden anlaşılıyor? Yakın çevreden aldığım bilgilere göre zaten sette bir sinirlenme hadisesi yaşanmamış. Sadece ilk uzun metrajından değil yıllardır çektiği reklam setlerinden de bahsediyoruz, akıllara zarar bir durum!
Ama onun için başarının anahtarı biraz da bu; kendini bilip sakince ilerlemek. Sinemaya uzanan yolda da böyle olmuş. İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından iktisat okumaya başladığında bir yandan da bir karavan kiralama şirketinde işe girmiş. Sonrasını ondan dinleyelim: “Bir gün bir telefon geldi. Bir sete karavan istiyorlardı. Sete girdim karavanla, giriş o giriş... Ortam çok hoşuma gitti ve ‘ben burada olmalıyım’ dedim”

‘Eşkıya’nın setinde pişti
Tabii o kadar kolay değil. Ekip, iktisatta okuduğunu öğrenince ‘sen bize yaramazsın’ deyip geri gönderiyor Demirdelen’i. Ama kaderden ötesi yok; ertesi hafta setten biri istifa edince onun yerine işe alınıyor! İlk görevi de ses teknisyenliği, zaten aşinalığı da var. “Lisede arkadaşlarla rock müzik grubu kurmuştuk, müzikle de ilgiliydim” Ses masasında durmakla kalmıyor tabii; kamerayla, ışıkla, kurguyla haşir neşir olunca sinemanın içine giriyor yavaş yavaş. “Bulduğum her filmi iyi kötü ayırmadan seyrettim, hepsinden bir şey öğrenirim diye. Ama Yeni Gerçekçilik özellikle cezbediyordu.”
Yavuz Turgul’un gözetiminde adım adım ilerlemek de yetmiyor ve ‘okullu olmamanın eksikliğini kapatmak için’ New York’a gidip sinema okuyor. Dönüşteki durağı ise yine Yavuz Turgul’un yanı ama bu kez ‘Eşkıya’da asistan olarak. ‘New York’ta sinema okumak mı, Turgul’a asistanlık yapmak mı?’ diyorum, hiç düşünmeden “Tabii ki Yavuz Turgul’a asistanlık yapmak” diyor, “Gençlere de, okuldan gelenlere de hep bunu söylüyorum. Okulda öğrenecekleriniz zaten bellidir ama bir ustanın yanında bu işin ruhunu, prensiplerini, zorluklarla başa çıkma yöntemlerini öğrenmek, pişmek bambaşka ve esas işe yarayan şeydir.”

Ödüllü kısa filmler
Demirdelen’in İFSAK’tan ödüllü kısa filmleri de var. Biri, New York’tayken çektiği ve bir evsizin hikâyesini anlattığı ‘Homeless’. Biri de artık merhum Emek Sineması’nın makinisti hakkındaki ‘Makinist’. Şimdi ilk uzun metrajında da yine her gün etrafta görebileceğimiz ama hikâyelerini es geçebileceğimiz karakterleri anlatıyor. Bu ilginin kaynağını ‘duygudaşlık’ diye açıklıyor Demirdelen: “Yani bu tabii kalkıp da hayatında hiç yokken bir sabah kalkıp bu tip insanları gözlemlemekle olabilecek bir şey değil. Fakat aynı zamanda yanımda yöremde bu tarz çok insan var da diyemem. Belki onların duygularına, hikâyelerine yakınlık hissediyorum. Evet, doğrusu bu, duygudaşlık diyebiliriz.”
Bu duygudaşlık Altın Koza jürisinde de karşılığını buldu ve ‘Kavşak’, en iyi yönetmen, müzik ve kadın oyuncu (Sezin Akbaşoğulları) ve umut veren genç erkek oyuncu (Umut Kurt) dallarında ödüllendirildi. Bundan sonrası, Demirdelen’in yeni hikâyelerini beklemek...

Güven’in dünyası sarsılınca
Güven Kıraç, Sezin Akbaşoğulları, Cengiz Bozkurt, Umut Kurt’un rol aldığı ‘Kavşak’ta olaylar, muhasebe şefi Güven’in etrafında gelişiyor. Çalıştığı şirkette herkes Güven’i mutlu bir aile babası olarak tanır. Oysa Güven, evinde yalnızlığıyla baş başadır... Güven’in kurduğu bu hayali dünya, yeni sigorta bölüm şefi Arzu’nun odasına taşınmasıyla sarsılmaya başlar...
Adana Altın Koza’dan dört ödülle dönen ‘Kavşak’, sinema yazarlarından da iyi eleştiriler alıyor. Radikal’in sinema yazarı Uğur Vardan, “Selim Demirdelen, yakın gelecek için fazlasıyla umut vaat ediyor” yorumunu yaparken Sabah’tan Atilla Dorsay, ‘Kavşak’la ilgili “Altın Koza’da ön plana çıkan yepyeni filmlerden ‘Kavşak’, sinemamıza yeni isimler, taze yetenekler armağan ediyor” diye yazdı.