Fırçadan damlayan insanlık ateşi

Ekim ayında Miami'de, ardından da İstanbul ve Ankara'da sergi açacak olan ünlü ressam Ertuğrul Ateş, geçen hafta Mahmutbey'deki atölyesinde düzenlediği 'atölye gösterimi'yle son dönem yapıtlarını sanatseverlerle paylaştı
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Ekim ayında Miami'de, ardından da İstanbul ve Ankara'da sergi açacak olan ünlü ressam Ertuğrul Ateş, geçen hafta Mahmutbey'deki atölyesinde düzenlediği
'atölye gösterimi'yle son dönem yapıtlarını sanatseverlerle paylaştı. Sanatçı, 30'a yakın tuvalin atölye gösterimi sırasında, üretim sürecini anlattı: Son resimlerinde yoğunlaştığı 'mistisizm' duygusunun, zamanın kendisinde bıraktığı tecrübelerden doğduğunu vurgulayan sanatçı, yapıtlarını 'tuvale akan birer kahve falı' diye tanımlayacak kadar tevazu sahibi.
Resimlerinizdeki renk skalası, yeni düşüncelerle olgunlaşmış fırça izleriyle dikkat çekiyor.
Nasıl her şeyi 20 yaşında farklı algılıyorsak bu birikim, 40'larınıza geldiğinizde daha da farklı. Söz gelimi ya daha olgunsunuzdur, ya da daha yorgun. Plastik sanatlarda ustalaşma döneminin orta yaşlarda başladığı söylenebilir. 20 yıllık birikimimin sonuçlarını görselleştiriyorum. Bu sonucun cevabını bilmiyor olsam da, bir değişimi ve onun gerekliliğini hissediyorum.
Mistisizm, son dönemde özellikle yoğunlaştığınız bir konu değil mi?
Evet. Özellikle son birkaç yılda eserlerim sürrealist havalarından çıkarak neredeyse mistik bir devinimin içine çekildiler. Hayat da böyle değil mi? Döngüsel, hareket halinde.
Ama renkler, yaşınıza paralel bir doygunluk arz ediyor.
Bu doğru bir tespit. Tabii insan hayata daha hoşgörülü bakıyor. Sivri köşelerinizden arınıyorsunuz. Aynı zamanda tekniğimin de getirisi bu.
Sanki siz aradan çekiliyor, gözlemlerinizi resmediyorsunuz...
Getirdiğiniz yaklaşımda doğruluk payı var. Hayatın acımasız bütünlüğü içinde tesadüflerin yeri büyük. Bu resimler, biraz da kahve falına benziyor diyebilirim. Çünkü orada yansıyanları hayatın tesadüfleri ve çağrışımlar belirliyor. O anlamda, resmettiğim görüngülerin bana ait olmadıkları doğru. Ama orada benim gösterdiğim dünyaya ait tavsiyeler de gizleniyor.
Düşsel figürleriniz Antik Yunan'ı, Anadolu ve Afrodit'i aynı anda akla getiriyor. Birçok tablo, sanat tarihinden, Rönesans'tan da izler taşıyor.
Çünkü benim kültürüm yalnızca Türkiye insanına ait değil. Anadolu toprakları, her anlamda bereketli. Ülkemizde hâlâ tarla sürenlerin, çapalarına tarih, estetik ve kültür takılıyor.
Yapıtlarınıza bıraktığınız el izleri için neler söylenebilir? Bir özlem, bir çaba var bu eylemde değil mi?
Doğru. Ama ben bunu bilinçli yapmıyorum! Dahası o el izi, zaten oradaydı ve ben yalnızca belirledim. Enteresan bir tesadüf var yine. Ben her resmimin bir serüven olduğunu düşünüyorum. Serbest dışavurumla sanat tarihini, akademik eğitimimi ve geçmişimi harmanlıyorum. Dolayısıyla 'bir elim öylece tuvalde, bir elim ise zamanda asılı kalıyor' diyebilirim.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    Ankara

    ,

    İstanbul

    ,

    Anadolu